Çocuklar, çocuklarımız ve çocuklarınız...

Çocuklar bizim hayatımızın en önemli yerini teşkil ederler. Çocukların hayatımızda varoluşu yaşama sebebimiz, evimizin tadı tuzu, neşesi, eğlencesi anlayacağınız çocuklar gönül salıncaklarımızdır.

Çocuklar söz konusu olduğu zaman verebileceğimiz sevginin sınırları inanılmaz olmakta. Şöyle bir düşündüğünüz zaman hayatta hiçbir şey kalbimizi çocuklarımızın titrettiği gibi titretemiyor. Hayatta hiçbirşey çocuklarımız ile geçirdiğimiz zamanın hazzını yaşatmıyor. Çocuklar ile başlayan hayattımız bir anda onlarsız olmaz bir hal alıyor.

Aileler için çocukları kaç yaşında olursa olsun hep gözlerinde küçücük bir çocuktur ve hiç büyümezler. Öyle zaman geliyor ki aileler çocuklarına bir an dahi olsa nefes aldırmıyorlar, çocuklarına birşey olacak diye bir anda aslan kesilebiliyorlar. Ama bunu hep çocuklarının iyilikleri için yapıyorlar.

Aile olmak, anne baba olmak o kadar yüce bir duygu ki çocuklar söz konusu olunca kalbinizin tam da ortasına çöreklenen endişeler, korgular ve kaygılar...

Çocuklarımız için kaygı ve endişe duyarken, bir yandan da onları kırmamak, incitmemek için çaba sarf ederiz. Bir hata yaparda istemeden onların gencecik kalplerini kırar ve tüm enerjilerini, yapmak istediklerini, tatlı sertliklerini, her adım atışlarında kendilü doğruluklarını savunan inatçı masumiyetleri...

Ebeveynler olarak arada kalırız. Tüm kalbimiz, duygularımız onlardan yanadır. Gençliğin verdiği tüm çılgınlıkları yapmalarına, hayatın tadını sonuna kadar çıkarsın isteriz. Ama bir yandan da onca yılın vermiş olduğu bilgi birikimlerimiz, tecrübelerimiz nedense devamlı kulağımıza sürekliolarak olabilecekleri fısıldar durur. Ve bu fısıldamalarda her zaman olumsuz yönde olan fısıldamalardır. Ve bu fısıldamalar çocuklarımızı olası olabilecek tehlikelerden koruyamayacak olmanın endişesi içimizi kemirir durur. Bundan dolayıda çocuklarımızın isteklerşne karşı tavır koyar ve vereceğimiz izinlerde de kısıtlamaya gideriz ister istemez.

Ve bunu sadece içgüdüselolarak yaparız...
Ve bu durum karşında çocuklarımız onları yeterince anlamadığımızı, hatta ve hatta sevmediğimizi düşünürler. Çünkü, onlara göre sevselerdi izin verirlerdi. Sevmedikleriiçin izin vermiyorlar...

Aslında bir bilseler, kendilerini anne ve babalarının yerine koysalar. Belki biraz empati yapabilseler bizleri anlayacaklar. Ama bu kadar gençken, kanları bu kadar kıpır kıpır iken çocuklarımızın kendilerini bizim yerimize koymasını beklemek mümkün olmayacaktır.

Aslında biz çocuklarımız ile arkadaş olmaya çalışırken birdenbire karşı taraftan cephe alırız. Ve çocuklarımız ile ister istemez karşı karşıya geliriz.Ve işte tamda o sırada başlar masum darbelerin derin izleri. Aldığımız her darbe içimizi boydan boya titretir ve yüreğimizin en derin yerinde sızı bırakır.

Bunca tecrübeden, bunca yıllık bilgi birikiminden ve yaşanmışlıklardan sonra, sevdiği belki de canından çok sevdiği yavrusu, canı, kanı tarafından incitilmesi, darbe üstüne darbe alması aslında insanın içini acıtan. Bu kadar olay yaşanırken hiçbirşey olmamış gibi davranabilmek en zor olanıdır. Yavrusuna bu dururmu anlatması, kelimelere dökmesi içini acıtır, gözlerinizin dolmasına sebep olur. Küçük bir fısıltı ile dudaklarımızdan sessiz sessiz ya sabır, ya sabır dökülür...

Tüm bu olanları çocuklarımızı kırmadan, onların gönlünü alarak,doğruyu ve yanlışı göstererk, bazı şeylerin neden yapılamayacağını onlara anlatmak, sınırların ve yasakların olacağını ve tüm bunları yaparken onları ne kadar çok sevdiğimizi göstermek, onlarla arkadaş olmaya çalışmak o kadar zor ki. Ve bu durum canınızı o kadar çok acıtır ve içinizi sızlatır, ama siz ne koşulda olursa olsun tüm bu olanlara katlanmak zorunda kalırsınız evladınız için. Bir ebeveyn olarak fedakarlıksa sonuna kadar yapacaksınız, acı ise sonuna kadar katlanıcaksınız. Ve tüm bunları yaparken takdir edilmeyi beklemeden, tüm ruhunuz ile, tüm bedeniniz ile o çekiçdarbelerine cesurca göğüs gereceksiniz. Çünkü annesiniz, çünkü babasınız...

Yıllar boyu büyüklerimizden duyduğumuz nesil farkını ne kadar kültürlüolursak olalım, ne kadar genç, ne kadar hoşgörülü olursak olalım bunu kendi çocuklarımızda da yaşıyoruz. Ve ne yazık ki ister istemez nesil farkına yenik düşüyoruz. Bizler yıllarca geride kalmamak, yavrularımızın hızına ayak uydyrmak adına çaba gösteriyoruz ve yılmadan koşup dururyoruz.

Peki ya sonuç? Sonuç mu? Yine de eksik kalan bir şeyler oluyor işte. Belki hayat koşusunda yavrularımız bizlerden daha hızlı koştukları belki de bizler onların hızına bir türlü ayak uyduramadığımız için.
Sebeplerimiz ne olursa olsun gerçekler ile yüzleştiğimiz zaman, çocuklarımızın elindeki o masum çekiçdarbelerinin ruhumuzda her hissettiğimizde sevginizi düşünün. Çocuklarımız ile aramızda olan o yoğun sevgi bağını... Geeleri masum uyumalarını gözünüzün önüne getirin ve bir sonraki darbe için hazırlıklı olun. Ve emin olun ki bir sonra gelecek olan darbe bir öncekinden daha fazla canınızı acıtıcak ve buna engel olamayacaksınız.

Sürprizlere her an gebe, mutluluklar ise ancak yaşanan acıların ardından doğuyor. Doğduğunda ise her yanı ışıltıları ile kaplıyor. Sizin doğan güneşiniz de her şeyi ile mükemmel yetiştirdiğiniz ve gurur duyduğunuz yavrunuz olacak.
Dostça ve sağlıcakla kalın...
Sibel Erdem - 06.03.2020
Aşk İlişkileri
Bebek Bakımı
Cam Cilt
Üniversite Tercih
Gündem
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer