
Skolastik düşünce tehlikeli cehalet
Çağ dışı ilkel korkunç
Tarikat cemaatler şeyhler müritler üfürükçüler ülkesi olmamalıyız
Yaşını ve cinsiyetini belirt, oyunu kullan:
Lütfen yaşını seç

İşte zorla belli bir düşünce tarzını dayatmak budur. Anket seçenekleri nedense hepsi aynı yere gidiyor. Zaten ilk resimden dayatilmak istenen düşünce belli... Ayrıca içlerinde olan biri olarak kesinlikle anlattığınız gibi bir yer olmadığını, sorgulamak, ilim öğrenmek esas olduğunu söyleyebilirim. İspatı da şöyle; bu tarikatta Mollalık okulu var, alim yetiştiriyorlar. Hukuk okumak gibi diyeceğim ama az kalır;kitap okuyorlar, araştırma yapıyorlar, kaynak tarıyorlar, okulunu bitirenler de kendilerine soru sorulduğunda, hüküm istendiğinde ellerindeki kaynaklarla, tek tek isim vererek cevap veriyorlar. Daha da ispat istiyorsanız, öyle bir yer olmadığını görmek istiyorsanız buyrun gelin ya da bana danışabilirsiniz.
hahahahhaha mollalık okuluymuş. Başındaki her neyse ne kadar alimmiş? Soru bile soramazsın vekillerine devreder onlarda bilmezler. O molla kelimesi farsça öğretmen demek. Hoca zaten arapçası. Alim demek bilgin bilge demek. Ne üretiyorlar S-400 füzeleri mi? Yoksa el pençe divan durup masallar mı anlatıyorlar?
Düzgün bir şekilde sorarsan cevaplarım ama sürekli hakaret ve sarsmayla kimseyle bir yere gelemezsin kardeşim
hakareti milletin aklına siz yapıyorsunuz. Hadi sordum ne öneminiz var insanlara ne diye tanıtıyorsunuz şeyhinizi tarikatınızı?
Menzil'de peygamber efendimizin soyundan gelen bir Allah dostu var, diye tanıtıyoruz
bende onların kürt olduklarını düşünüyorum. Peygamber soyunun bir üstünlüğü ayrıcalığı dieğr insanlardan farkı yok. Kaldı ki Peygamber Araptı onların ne olduğu belli. İngilizlerin oyunu gibi duruyor çok belli bir tezgah dönüyor. Peygamberin yaşamıyla duruşuyla bakışıyla bakarsan zaten ne oldukları ortada.
Arap kökenliler onar 😄 Ne alaka? Arapça çok iyi konuşurlar hatta, Türkçe daha çok konuşurlar tabi. Orada bulunan insanlara göre anlatacakları şekilde. Hatta Kürtçe konuştuklarını hiç duymadım, bilmiyorum. Konuşsalar bile zaten bulundukları yer belli, Adıyaman. Öyle bir yerde çok Kürtçe konuşuluyor, biliniyor. Türk olan, hiç Kürtçe bilmeyen abim bile 2 sene Elazığ'da yaşamış da kaç kelime öğrenmiş 😂
Peygamber efendimizin soyundan gelmektedir nasıl önemsiz birşey olur yaa? Nasıl önemsenmez, aklım almıyor! Adı üstünde soy. Önemli birşey, insanlar genelde soyu önemser
asalet soyda değil davranışlardadır. el öprütmeye alışmış zır cahil insanlara bu çağda ülkemizde görmek çok üzücü. Keşke arabistanda yapabilselerdi bu tarikatlarını hepsinin kafasını uçururlardı.
Davranışlarını bilmiyorsunuz ki. Mesela hayır için neler yaptıklarını, nerelerde ne sistemle yaptıklarını, derneklerini, dağıtımını biliyor musunuz? Hayır için dağıtımı sofilerden isteyenler Allah rızası için üstleniyor ve o paranın, birikimin nereye gittiğini net görüyorsunuz, sizin elinizde olur. Sürekli Karşı taraf çok isterse. Sürekli el öptüren insanlar değiller. Evet çok haklısınız, asalet soyda değil davranışlardadır. Ama şu an peygamber efendimizin soyundan, Hz. Muhammed'in soyundan bahsediyoruz bu soy nasıl asıl olmaz!
Ebu cehilde ebu lehebte Peygamberin akrabasıydı sen işi nereye çekiyorsun? Nuh Peygamberin oğlu kafirlerle babasına karşı gelmişti. Lut Peygamberin eşi kocasını dinlememişti. Neyin kafasını yaşıyorsun? Değil Peygamber soyu oğlu olsa kaç yazar? Allah sana akıl fikir versin. Köleliğe devam et.
🤦🤦 Peygamberimizin soyundan gelip ona karşı gelen de, onun izinden giden de örnekler çok var. İkisinden sadece biri olmak zorunda değil. Ben daha fazla yazmak istemiyorum, yine de gerçekten sorunuz ya da yardımcı olabileceğim birşey olursa buyrun
bence Kuran okumaya başla. Günde yarım sayfa bile olsa oku. Çevirisine bak o hangi konu hakkında inmiş ona bak. Bunu yaptığında diğerlerinin ne durumda olduğunu Allahın izniyle anlayacaksın.
Diğerlerinin ne durumda olduğu derken? Anlamadım
bunca tarikat cemaat hoca hacı şeyh vs. bir Müslümanın akan kanını durdurabildi mi? Daha kendi aralarında birleşemediler.
Yaa nerden çıkarıyorsunuz tarikatların cemaatlerin kendi aralarında uyuşmazlık olduğunu? Hiç anlamıyorum, başkasından da duydum böyle. Çevremde birçok farklı tarikat ve cemaate bağlı kişiler gördüm hatta farklı cemaatlerin tarikatların birleşip özel günlerde program yaptıklarını çok gördüm, bulundum. Hiç de anlaşmazlık icinde olan tarikatlar cemaatler görmedim
o yüzden mi birbirlerine reddiye yazıyorlar?
Peşinden gidilecek tek yol medeniyet tarikatıdır.
Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler memleketi olamaz.
Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar diyordu ya Merhum Akif
İşte o canavarlardan biri de sensin tek dişli
çok komiksin.
Dini kulanan şerefsizler.
Cevap
2Cevap
Geçmişime baktığımda bir zamanlar benim de rabıtayı inkâr ettiğimi hatırladım. O zamanlar Seyyid Kutup, Mevdudi, Ali Şeriatinin eserlerini okuyordum. Daha sonra Risale-i Nurları okudum. O zamanlar tasavvuf, hususiyle rabıta beni çok itiyordu. Şeriatın ayaklar altında olduğu bir ortamda bir kenara çekilip şeyhin suretiyle meşgul olma bana çok komik ve acınacak bir durum olarak görünüyordu.
Ama yıllar geçti. Bazı acayip garaip olaylar oldu. Kendisini ve mekânını daha önce görmediğim bir şeyhi mekânıyla birlikte rüyada çok açık bir şekilde gördüm. Bir yıl kadar sonra da bir tesadüfle o şeyhi ve mekânını tanıdım. Tövbe ve zikir aldım. Rabıta dersleri ise bana zor geldiği için pek önem vermedim. Önceleri istemeye istemeye yapmaya başladım. Hem çok kısa tutuyordum hem de pek sevmiyordum. Ama okuduğum kitaplardan rabıtanın önemini bildiğim için istemeden de olsa yapmaya çalışıyordum.
Belki nefsimin bir kusuru, ama bazı işlerde çok işime yaradı. Biraz inatçıyımdır. Rabıtada da öyle oldu. Sebat ettim. Bunda bir sır vardır, diyordum. Nefsime ağır geldiğine göre şeytanlar da bu rabıtadan pek hoşlanmıyordur, diye düşünürdüm. Hâlbuki zikir derslerimi hiç kaçırmıyordum. Her gün yapıyordum. Zikirden müthiş zevk alıyordum. Ama rabıta bana zamanı boşa geçirmek olarak görünüyordu. Vesveseye giriyordum. Rabıtaya çok kısa bir zaman ayırıyordum. Ama onu hiç terk etmedim. Mutlaka her gün kısa da olsa yapmaya çalıştım. Sonra kalp gözümüz sadatların himmetiyle açıldı. Gözlerimizi kapattığımızda nurları müşahade etmeye başladık. Nurlar değişik renktedirler. Kırmızı, sarı, yeşil, siyah, beyaz ve bu renklerin karışımı değişik tonlar da vardır. Bu nurlar insanın kalp, ruh, sır, hafi, ahfa gibi letaif noktalarında çıkar. Letaifler çalışmaya başladığında neyin nereden çıktığını anlamazsınız bile. Nurlar birbirine girer, akıl almaz bir hızla dönmeye başlarlar. Manzara gerçekten harikadır. Hayranlıkla seyredersiniz. Tabii konumuz rabıta. Zikirde bu nurlar sanki insandan neş'et eder gibidir. Yani bildiğimiz de odur. Letaifler çalışır ve nur üretirler. Zikrin feyzi olarak. Ama rabıtada başka türlü olmakta. Gene letaifler çalışır, ama asıl nur, feyz, nisbet yani nur dışında başka şeyler adeta hayal edilen mürşidden sana gelmeye başlar. Sonra bu nurların ortasında çok parlak beyaz, şeffaf bir nur oluşur ve orada bazı sırlı görüntüler olduğu gibi konuşmalar da cereyan edebilir. Bir de nispet kokusu. Bu öyle bir kokudur ki, dünyada böyle bir kokunun eşi benzeri yoktur. Aklınız başınızdan gider. O koku için hayatınızı bile feda edebilirsiniz. Rabıta bazen bu koku da nasip olabilir. Rabıtanızın gücüne göre koku artar veya eksilir ama bazen burnunuzun direğini kırarcasına gelir. Allah’ım al canımı, yeter bu dünya çöplüğünde bunaldığım, diye düşünürsünüz. Yani bu koku için canınızı vermek istersiniz. Rabıta sırasında mürşitten gelen feyz, nisbet ve nur ise sanki bir Nisan yağmurunda güneşin altında serinlemek için ıslanmak gibi çok hoştur. Yani rabıtanın başı nefse çok ağır gelir ama sonundaki nimetleri çok büyüktür. Tabii bunlara takılmak tasavvufta hoş görülmez, şeyh de daima önemli olanın Allah (c. c.) rızası olduğunu, bu tür hediyelere aldanmamayı nasihat eder.
Allah’ın üzerine yemin ediyorum ki, bu söylediğim nimetleri kafamdan atmadım, hepsi de bize nasip oldu. Ama şunu da itiraf edeyim ki, eğer şeyhi ve mekânını onu tanımadan önce rüyamda görmeseydim ben ne tasavvuf yoluna girerdim ne de bir şeyhe rabıta yapardım. Çünkü herkes gibi ben de nefsimi seven bir insanım. Daha önce okuduğum ve etkisi altında kaldığım İslam büyüklerinin adlarını söyledim. Rabıta nefsi şeyhin nefsinde yok etmedir. Buna tabii ki insan fıtri olarak karşı koyar. Ben de senelerce buna karşı koydum. Hem de nasıl. Anlatsam ayrı bir konu olur. Hala nefsimde belli bir derecede de var. Ama rabıtanın yararlarını gördükçe bu günden güne azalıyor. Rabıta nefisle savaşmaktır. Emmare, levvame, mülhime nefisleri öldürüp yerine mutmainne nefsi ikame etmedir.
Nefsin mülhime sıfatında Allah ezeli düşmanımız şeytanla bizi karşı karşıya getirmektedir. Özellikle cinni dişi şeytanlarla. Biliyor musunuz sizi bu sırada sadece telebbüsü rabıta ve vahdaniyet murakabesi şeytandan kurtarıyor. Onları yakıyor. Sizden uzaklaşmasını sağlıyor. Sureler, ayetler şeytana biraz zarar veriyor, ama onları uzaklaştıramıyor çünkü zina insanı manevi terakkiden alıkor. Zaten şeytanlar zinanın bu özelliğini bildiği için ümmet-i Muhammedi bununla esiri etmiş. TABİİ ZİNANIN ÇEŞİTLERİ İLE. Özellikle göz, hayal zinası… Ne var hayalinde canlandırdığın kadınlar kadar da Allah dostlarını canlandırsan…. Bak buna rabıta derler. Rabıta şirktir. İşte bak nefis nasıl şeytanla işbirliğinde.
Tasavvufta bunların anlatılması hoş karşılanmaz. Çünkü sırdırlar. Hiç bir kitapta açıkça bu anlattıklarım, ben bunları yaşadım ağzıyla, söylenmez. Çünkü söyleyeni mesuliyet altına sokar. Onu gurura, kibre götürebileceği gibi insanların da aleyhlerinde dedikodu yapmalarına, ondan çekinmelerine neden olabilir. Onun için bu tür sohbetleri duyamazsınız. Biz internet sayesinde nick ismimizle bu tehlikelerden korunduğumuz için yazdık. Allah (c. c.) bir kusurumuz varsa affetsin. Âmin.
Şeyhler şeytanlarla, nefisle savaşarak o makama seçilmişlerdir. Silsileye Rasulullahın (s. a. s) onayıyla alınmışlardır. Zincirin halkaları gibidirler. İşte rabıta yapan kişi de böyle bir halkaya girmeye namzettir.
Rabıtayı akılla mantıkla kabul edemezsiniz. Çünkü akıl nefse bağlıdır. Nefis ise başka bir insanı veli de şeyh de olsa kendisinden üstün olarak kabul etmez. Ama Allahtan (c. c.) yardım isterseniz ve nasuh tövbe ile tövbe edip bir kâmil şeyhi size nasip etmesi konusunda dua ederseniz ve bu duanızda ısrarcı olursanız -ki bazı duaların kabulü seneler sonra olur- tarikat nasip olduktan sonra rabıta insana nasip olabilir. Yoksa bu inci, katır boncuğu değildir. Kolay kolay ele geçmez. Ağla, ağla, ağla…. çok ağla belki o zaman nasip olur. Biz de günahlarımıza çok ağladık da Allah o rüyayı ve tarikatı nasip etti. Yoksa kimse kimsenin sözüyle gerçek manada bir yola giremez. Belki etkilenip girer, ama nefsi şeytanın igvasıyla etkilenip hep şüphe içinde kalır. Tarikattan nasibi o kadar çok olmaz. Şeyhte, tasavvufta kusur görmeye başlar. Layıkıyla şeyhe teslim olamaz. Hz. Hızır Aleyhisselam karşısında nefsi Hz. Musa Aleyhisselam gibi homurdanır durur.
Allah dostları da seni Rasulullaha’a (s. a. s) götürür. Rüyada değil, uyanık vaziyette. Öldür bakalım rabıtayla nefsini neler olacak neler. Sen Allah için, Allah dostları için nefsini öldürürsen Allah da fazlı ikramıyla seni diriltir. Burası yiğitlik meydanıdır. Şeyh o yiğit kişidir işte. Tabii silsilesi varsa ve sağlamsa. O da nefsini şeyhinde öldürmüş, sonra Rasulullah’ta (s. a. s) daha sonra da Allah’ta.
Sahte şeyhler Türkiyede çok, dikkat edin. Onlar gerçi sizleri yanlış yola götürmezler ama tarikat yolunda onlardan bir nur, feyz, nisbet alamazsınız. Ama çok çok sevap kazanırsınız. Ben o tür şeyhleri rabıta yaptığımda aynı çürük ceviz gibi içlerini boş gördüm. Nur, nisbet, feyzin gramı yoktur. Onlara da hep hayret ediyorum. Tasavvuf hakkında çok şey biliyorlar ama kendilerinin hakiki şeyh olduklarını nasıl anlamıyorlar. Bir de sitelerine girdim ki rabıtanın faziletinden bahsediyorlar. Asıl buna şaşıyorum. Rabıta onlar için zindan olsa gerek. Bütün müritlerini de karanlıkta bırakıyorlar.
Kolay mı, ucuz mu rabıta nimeti? Doğru şeyhi bulmak bir mesele. Bir de nefsi şeyhte fani kılma. Nefsini şeyhin nefsinde yok etme. Bunlar dağ gibi problemler. Aşana aşk olsun. Bu herkese nasip olan bir nimet değildir. Allah rabıta nimetini herkese nasip etsin. Ümmeti Muhammedi şeytanlardan, nefsin şerrinden kurtarsın. Âmin.
Bak kardesm dinini kendi basina yasayan insan tabikide daha iyidir. Fakat insan beşer şaşar hata yapabilir bu sebeple tarikati rehber edinebilir.. seninde dedigin belki bir yonde haklisin her tarikat iyi ve guvenilir degildir fakat duzguncene sapitmadan rehberlik edende vardir...
Yanlış yere yazmissim gorusu 😂😂😂😂
ben onların düzgün olmadığı bir çok yönünü gösterebilirim ama meselem onlar değil peşinde koşturan ömrünü boşa geçirenlere acıyorum.
Tamamda onlar diyosun birsuru tarikat var sadece 1 tane deglki?
zaten 1 tane değiller sorun orada. Hepsi feto gibi.
sen bilgim yok desene?
ben sana ne soruyorum ne diyorsun? Hazır gitmişsin cevap versene bunlar şeyhlerini övmekten başka ne işe yararlar?
Islamda ki mu'telize görüşünü benimsemiş bir birey olarak bu cemaatlere pek sıcak bakmıyorum
mutezile tehlikeli değil mi? Kuran halık yaratılmış diye kabul etmeyenlere işkence ettiren abbasilermi?
Bence sofilik değilde ülke olarak nereye gidiyoruz amacımız ne?
Hristiyan ya da yahudi olmakmı yoksa dinini hakıyla yasamakmı?
Kendi cevabını paylaşmak ister misin?
En İyi Cevaplar