Genelde insanların sürekli bir şeylere vakit ayıramamaktan yakındığını duyuyorum.
Özellikle de çocuklu aileler, yeni okula başlamış çocukları olanlar her ne kadar başka şeylere veya kendilerine zaman ayıramasalar dahi çocuklarına ayırdıkları o büyük vakti yeterince kullanamıyorlar bence, belki yeterince verimli demeli.Mesela çalışan eşler hep birbirlerini özlediğini söylerler ancak bir araya gelince birbirlerinin yüzlerine bakmazlar veya bunun gibi başka başka örnekler, sizce sebebi nedir?
Sizce aile içi iletişimsizlik en çok neyden kaynaklanır?
İletişim, iki kişinin birbirini görmesiyle başlar. Görmek de karşımızdaki insana bakmak, onu dinlemek ve duymakla olur. Zaten iletişimin yarısından fazlası dinlemektir.
Bence aile içindeki iletişimsizliğin en büyük sebebi, insanların birbirlerini gerçekten dinlememesinden kaynaklanıyor. Genelde kendimizi anlatmaya, yani konuşmaya odaklıyız. Karşımızdaki konuşurken de, kendi söyleyeceklerimizi düşünüyoruz. O nedenle de gerçek bir dinleme olmuyor.
Çocuklarla iletişimde ise ağırlıklı olarak onlara nasihat vermek, akıl hocalığı yapmak, bir şeyler öğretmek, onları eleştirmek, onlara hatalarını söylemek ve bu hataları düzeltmek üzerine iletişim kuruyoruz. Hal böyle olunca karşı taraf ister istemez bir ön yargı ile dinliyor söylediklerimizi. Sağlıklı iletişimde dikkat edilmesi gereken belli başlı noktaları şu şekilde sıralayabiliriz:
-Her şeyden önce birbirimizi dinlemeyi öğrenmeliyiz.
- Kendi duygularımızın farkında olmalıyız.
- Duygularımızı suçlamadan, yargılamadan, kızmadan, olduğu gibi ifade edebilmeliyiz.
- Aile içinde diğer bireylerden taleplerimizi, sen dili ile değil, ben dili ile ifade etmeliyiz.
- Küçük, büyük demeden evde herkesin farklı bir birey olduğunu kabul edip, duygularına ve düşüncelerine saygı duymalıyız.
- İşbirliği ve dayanışmaya özen göstermeliyiz.
- İlişkinin en az iki kişilik bir sistem olduğunu unutmamalı ve sadece kendi önceliklerimizin değil, karşı tarafın da önceliklerinin farkında olmalıyız.
- Güvenli, dürüst, şeffaf ve açık ilişkiler kurmalıyız.
- Tartışma ve çatışmaların iletişim içinde normal olduğunu unutmamalıyız. Ancak karşı tarafın kişiliğini rencide edici tartışmalar bizi ileri götürmez, geri götürür. O nedenle çatışmalardan öğrenmelerle çıkıp, ev içi ilişkilerimize katkı sağlamasına çabalamalıyız.
Son olarak özellikle eş ilişkisinde, en tehlikeli mesele olan sıradanlaşmanın önüne geçmek için eşimizi sürekli tanımaya çalışmalı ve keşfedecek yeni arayışlar içinde olmalıyız. Çünkü bir insanda keşfedilecek şeyler hiçbir zaman bitmez.
Aile içi iletişimde belirli bir süreden sonra aitlik duygusundan sıkılan bireylerin bakısları dısarıda ki o an icin cazip gelen etkenlere kayabiliyor. Sorun tamamen kıyaslamak, yetinmemek daha fazlasını istemekle alakalı. Ebeveyn çatısması burada başlıyor. Bilinçli bir toplum degiliz maalesef bu konuda. Nasıl davranmamız gerektiğini bilemiyoruz bazen. Bu nokta da artık ebeveynden çok ortak paydalar önem kazanmalı. Onların mutlu ve sağlıklı yetişmesi tamamen ileriye yönelik bir yatırım fakat bunu idrak etmek her ebeveyn için pek mümkün olmuyor...
+ Akşam, aile bireyleri ile aynı ortamda bulunmak fakat, herkesin elindeki farklı uğraş. +Akşam, aile bireyleri ile aynı ortamda bulunmak fakat, herkesin birbiri ile iletişim kurması.
Yanlış anlaşıldıysam üzgünüm, daha net bir açıklama beklediğim içindi o soru yani iletişimsizliğin nedeni sonuçta bir anne, baba bu en kutsal görevlerini nasıl unutabilir ki ya da nasıl böyle önemli ve güzel bir şeyi yerine getirmemeye meyillenir?
Gençler büyük bir hevesle,: neyin ne olduğunu kavrayamadan aşk macerasını evliliğe dönüştürüyor. Bir müddet sonra ilişkiden sıkılma yolundayken, henüz hazır değilken, bir bebek müjdesi alıyorlar. Çocuk doğunca bazen babalar, bazen (çok nadir) anneler görevlerinden kaçamak yapmaya başlıyor. Peki neden insanlar bunun için can atarken, bu iş bozuluyor? Çünkü çoğu insana sorumluluk ağır geliyor ve vurdumduymaz bir halde çocuğun hayatına olumsuz etki bırakmaya başlıyor. Çocuk dünyayı tanımaya baslarken baba veya anne, kendi "sorunlarıyla" meşgul olmaktan, aradaki iletisim farkı büyüyor. (Tabiki çoğu aile böyle değil, tabiki bilinçli yuvalar var.) Bu yüzden bilinçli bir evlilik, bilinçli anne-babalık görevini öğrenmek çok çok şart. İletisimsizliğin nedeni sadece televizyon, internet olarak tabiki ele alınmamalıdır. Sonuçta onları insanlar kendi iradesiyle hayatlarının baş tacı yapmış. Demem o ki bilinçsizlik iletişimin en büyük engelidir.
Türkiye'de bir çok sorunun temel nedeni ekonomidir, bana göre bunun sebebi de aynı. Babam bizlere bu yüzden vakit ayıramazdı mesela, aynı babadan milyonlarca vardır Türkiye'de eminim. Şimdi durum dahada kötü maalesef.
Evin içinde olan teknolojık aletlerden kaynaklandığını düşünüyorum yani aile bireyleri birbirleriyle sohpet etmek yerine telefon veya televizyon ile vakit geçirmenin onlar için iyi bir aktivite olduğunu düşünüyorlar ve gittikçe aradaki bağlarını zayıflatıyorlar
Evet anne çocuğun eline telefonu tableti veriyor uslu dursun yaramazlık yapmasın diye akşama kadar da kendi televizyon ile ilgileniyor evlilik programları aşk dizileri hiç muhabbet yok çocuğu ile ancak tablet telefon çocuğuna kitap vermesi gerekirken konuşması muhabbet etmesi öğretmesi gerekirken tableti veriyor susuyor çocuk hayal gücünü öldürüyor
Merhaba,
İletişim, iki kişinin birbirini görmesiyle başlar. Görmek de karşımızdaki insana bakmak, onu dinlemek ve duymakla olur. Zaten iletişimin yarısından fazlası dinlemektir.
Bence aile içindeki iletişimsizliğin en büyük sebebi, insanların birbirlerini gerçekten dinlememesinden kaynaklanıyor. Genelde kendimizi anlatmaya, yani konuşmaya odaklıyız. Karşımızdaki konuşurken de, kendi söyleyeceklerimizi düşünüyoruz. O nedenle de gerçek bir dinleme olmuyor.
Çocuklarla iletişimde ise ağırlıklı olarak onlara nasihat vermek, akıl hocalığı yapmak, bir şeyler öğretmek, onları eleştirmek, onlara hatalarını söylemek ve bu hataları düzeltmek üzerine iletişim kuruyoruz. Hal böyle olunca karşı taraf ister istemez bir ön yargı ile dinliyor söylediklerimizi. Sağlıklı iletişimde dikkat edilmesi gereken belli başlı noktaları şu şekilde sıralayabiliriz:
- Her şeyden önce birbirimizi dinlemeyi öğrenmeliyiz.
- Kendi duygularımızın farkında olmalıyız.
- Duygularımızı suçlamadan, yargılamadan, kızmadan, olduğu gibi ifade edebilmeliyiz.
- Aile içinde diğer bireylerden taleplerimizi, sen dili ile değil, ben dili ile ifade etmeliyiz.
- Küçük, büyük demeden evde herkesin farklı bir birey olduğunu kabul edip, duygularına ve düşüncelerine saygı duymalıyız.
- İşbirliği ve dayanışmaya özen göstermeliyiz.
- İlişkinin en az iki kişilik bir sistem olduğunu unutmamalı ve sadece kendi önceliklerimizin değil, karşı tarafın da önceliklerinin farkında olmalıyız.
- Güvenli, dürüst, şeffaf ve açık ilişkiler kurmalıyız.
- Tartışma ve çatışmaların iletişim içinde normal olduğunu unutmamalıyız. Ancak karşı tarafın kişiliğini rencide edici tartışmalar bizi ileri götürmez, geri götürür. O nedenle çatışmalardan öğrenmelerle çıkıp, ev içi ilişkilerimize katkı sağlamasına çabalamalıyız.
Son olarak özellikle eş ilişkisinde, en tehlikeli mesele olan sıradanlaşmanın önüne geçmek için eşimizi sürekli tanımaya çalışmalı ve keşfedecek yeni arayışlar içinde olmalıyız. Çünkü bir insanda keşfedilecek şeyler hiçbir zaman bitmez.
Sevgiler.