Anne babayı aramayı, ziyaret etmeyi ertelemek neden en büyük pişmanlık oluyor?

Anne babayı aramayı, ziyaret etmeyi ertelemek neden en büyük pişmanlık oluyor?

Öyle bir sessizlik ki, kulakla duyulmaz.

İnsanın içine çöker.

Telefon masanın üstünde durur.

Şarjı vardır ama çalmaz.

Bir zamanlar “kim arıyor acaba” diye bakılan telefon,

şimdi sadece saate bakmak için alınır eline.

Ev eskiden kalabalıktı.

Ayakkabılar kapıda üst üste dururdu.

Ses vardı, telaş vardı, kahkaha vardı.

Şimdi ev dinler…

Duvarlar dinler…

Saat dinler…

Ve insan, kendini dinlemek zorunda kalır.

Bu boşluk parayla dolmaz.

İlaçla geçmez.

Çünkü bu bir beden ağrısı değildir.

Bu, hatırlamanın ağrısıdır.

İnsan geçmişi düşünür.

Uykusuz geceleri…

Ateşlenen çocuğun başında beklemeleri…

“Bir eksiğimiz olmasın” diye yapılan fedakârlıkları…

Bir lokmayı paylaşmayı…

Yürümeyi öğretirken tutulan elleri…

Ve sonra bugüne bakar.

Bir “Nasılsın?” gelmemiştir.

Bir “Anne/Baba, iyi misin?” sorulmamıştır.

Bir ses yoktur.

Birçok anne baba pencere kenarında yaşlanır bu ülkede.

“Belki bugün gelirler” diye…

“Pazar günü kesin uğrarlar” diye…

Pazar geçer.

Bir pazar daha geçer.

Koltuk yine boştur.

Ve sonra…

Herkes en sonunda gelir.

Cenazeye.

Çiçeklerle, kalabalıklarla,

“Keşke”lerle,

“Yoğunduk”larla,

“Fark edemedik”lerle…

Fakat artık çok geçtir.

Çünkü hayattayken verilmeyen sevgi,

öldükten sonra vicdana yük olur.

Paylaşılmayan zaman,

ömür boyu taşınan bir pişmanlığa dönüşür.

Tabut gelmeden gidin.

“Bir ara uğrarım” demeyin.

“Sonra ararım” demeyin.

Sonra çoğu zaman gelmez.

Bugün arayın.

Bugün uğrayın.

Bugün sarılın.

Bin kez dinlediğiniz o hikâyeyi bir kez daha dinleyin.

Çünkü sizin için tekrar…

Onlar için hatırlanmak demek.

En değerli sevgi,

mezarlıkta konuşulan değil;

hayattayken hissedilendir.

Bu sevgi zamanında verilirse pahasızdır.

Ama ertelenirse…

İnsanın hayatındaki en ağır borca dönüşür.

Anne babayı aramayı, ziyaret etmeyi ertelemek neden en büyük pişmanlık oluyor?
Cevapla