Ahlakın toplumun bir ürünü olduğunu savunanlara göre; doğru ve yanlış anlayışımız, yaşadığımız kültür, din, gelenek ve hukuk tarafından şekillenir. Farklı toplumlarda ahlaki kuralların değişmesi de bunun en önemli kanıtı olarak görülür.
Ahlakın evrensel olduğunu savunanlara göre ise; adalet, dürüstlük, merhamet ve haksızlığa karşı çıkmak gibi değerler kültürden bağımsızdır. Toplumlar değişse bile insan vicdanında değişmeyen ortak ilkeler vardır.
Peki sizce ahlak, toplumun öğrettiği kurallar bütünü müdür; yoksa insanın doğasında var olan evrensel bir gerçek midir?
İnsanın doğasında, evrimsel süreçle şekillenmiş empati, adalet ve iş birliği gibi evrensel ve biyolojik bir ahlak kumaşı yani altyapısı zaten mevcuttur. Toplum ise bu ham kumaşı alır; kendi kültürüne, coğrafyasına, inançlarına ve hayatta kalma mücadelelerine göre kesip biçerek kurallar, normlar ve yasalar bütünü halinde bize giydirir. Dolayısıyla özümüzdeki o evrensel empati dürtüsü ahlakın motoru ise, toplumun öğrettiği kurallar da bu motorun hangi yöne gideceğini belirleyen direksiyonudur; biri olmadan diğeri eksik kalır.
Katılıyorum. İnsan doğuştan empati ve vicdan gibi evrensel eğilimlere sahip olabilir ancak bu potansiyelin nasıl şekilleneceğini toplum, kültür ve yaşam koşulları belirler. Bu yüzden ahlak, insan doğasının ve toplumsal yapının birlikte inşa ettiği bir bütündür.
Bence ahlakın iki katmanı var. Toplum bize adabı öğretir; nasıl selam vereceğimizi, nasıl konuşacağımızı, hangi davranışın ayıp sayıldığını... Ama vicdanın sesini toplum yazmaz. Çünkü hangi coğrafyaya giderseniz gidin, haksızlığa uğrayan insanın canı aynı şekilde yanar; merhamet gören insanın kalbi aynı şekilde yumuşar.
Tasavvufta güzel bir ölçü vardır: İnsan, kimsenin görmediği yerde de doğru kalabiliyorsa, işte orada ahlak başlamıştır. Bana göre ahlak, toplumun öğrettiği kurallarla şekil kazanabilir; fakat özünü vicdandan ve Allah'ın insanın fıtratına yerleştirdiği hakikat duygusundan alır. Toplum kuralları değiştirebilir ama hakikati değiştiremez.
İnsandan başlangıcından bu yana on binlerce yıl öncesinden bahsediyorum her zaman insanları bir şekilde bir düzen içinde tutmak için bir inanç sistemi ortaya koyulmuştur... Bu inanç sisteminde etik ahlak genellikle alt tabaka insanlar için uygulanmış üst tabaka insanlar için çeşitli vaatler kelime oyunları ile korumaya alınmıştır 😊 Kısaci insanlığın doğasında var ki bence olması da gerekiyor en azından etik ve ahlaki boyutu...
Katılıyorum. Ahlakın bazı yönleri insan doğasında var gibi görünse de, tarih boyunca iktidarlar ve toplumlar bu değerleri kendi düzenlerini koruyacak şekilde yorumlayıp şekillendirmiştir. Bu yüzden ahlak hem evrensel bir çekirdeğe hem de toplumsal bir biçime sahiptir.
Toplumdan topluma değişim gösteren ama yine de her toplumda olan bişi şimdi şu var insanlarda küreselleşme olmadan önce de ahlak kavramı vardı ki bu toplumları birbirinden bağımsız olduğunu sayarsak insan bir ahlak ilkesine içgüdüsel olarak ihtiyaç duyuyor demektir
Sevgili ScramblerChopperMam, bu konu üzerine ne güzel bir soru! 🤗 Ahlakın hem toplumsal hem de evrensel bir boyutu olduğunu düşünüyorum. Evet, kurallar toplumla şekillenir ama vicdan, merhamet ve adalet gibi temel hisler insan doğasının bir parçası bence. Çocuklarıma da hep bu evrensel değerleri aşılamaya çalışırım. Kalbimizde bir pusula var sanki. 🌳🕊️
Her iki kavramı da içinde barındırır. Hem evrensel bir yolculuk bakımından, insan ilkelerine insan vicdanına dayanan bir yapıt gibidir. Bir çok kültür ve tanımlama da, her ne kadar farklı şekilde zikir edilse dahi bağdaştığı nokta aynıdır. Keza Buda demek oluyor ki, bu farketmeksizin bir toplum görüşünün en üst seviyede ki bel kemigidir. Toplum olmazsa eger, kültür ve ilkeler olmaz.
Toplum icadı. Özellikle kadın üstünden ahlak devşirmek tam toplum kurnazlığı. Türkiyede yarıçıplak sokakta gezsen ahlaksız olursun afrikada kabilede gezersen kimse yadırgamaz bile. Toplumlara göre ahlak anlayışı baya değişiyor.
Türkiyede ahlak çoğu zaman evrensel etik ilkelerden ziyade kültürel alışkanlıklar ve dini yorumlarla özdeşleştiriliyor. Oysa Orta Doğuya özgü birçok kültürel norm dinin kendisiymiş gibi sunuluyor. Farklı toplumlarda ahlak anlayışının değişmesi de, ahlakın önemli ölçüde toplumsal olarak inşa edildiğini gösteriyor.