Orta yaş aralığın da, zaman artık sınırlı bir kaynak mı?

İnsan yaş aldığını bir takvim yaprağından öğrenmez. Zaman, birçok defa kendini küçük işaretlerle belli eder, bir gün bir fotoğrafa bakarken fark eder insan; yüzünde yeni bir ifade, bakışında daha ağır bir gölge vardır, zaman iki yönlüdür, biri geriye bakar: yaşanmışlara, verilmiş kararlara, kaçırılmış ihtimallere. Diğeri ise hâlâ ileriye bakar ve insan belki de ilk kez orta yaşta şunu anlar: Zaman artık sonsuz değildir.
Ama hâlâ yönü vardır.
Orta yaşta insan bir yandan önünde hâlâ yaşayacak yıllar olduğunu bilir, diğer yandan o yılları aynı hayatın içinde geçirip geçiremeyeceğini düşünmeye başlar. Asıl gerilim de burada doğar: ‘daha yaşayacak zamanım var’ düşüncesiyle, ‘ama bu hayatı daha ne kadar böyle sürdürebilirim?‘ sorusunun aynı anda insanın içine yerleşmesi. Öte yandan zaman üzerine düşünmeye başlayan insan çok geçmeden başka bir kayıpla da yüzleşir: yaşanmamış olanın ağırlığı. Hayatın belli bir döneminden sonra pek çok insanın zihninde aynı cümle belirir: “Geç kaldım.” Bu cümle çoğu zaman yaşla değil, kaçırılmış ihtimallerle ilgilidir. Bazıları için ilişki, evlilik, çocuk; bazıları için kariyer, bazıları için yatırım, yaratıcılık, başka bir şehir ve başka bir hayat. İşte orta yaşın hüznü çoğu zaman buradan doğar: Aslında en nihai gerçek ner biliyor musunuz? İnsanın yasını tuttuğu olmamış hayatıdır.!
Orta yaş aralığın da, zaman artık sınırlı bir kaynak mı?
Orta yaş aralığın da, zaman artık sınırlı bir kaynak mı?
Cevapla