Aile için bazı şeylerden vazgeçmek çoğu zaman fedakârlık olarak görülür. Çünkü fedakârlık, sevdiğin insanlar için kendi isteklerinden bilinçli olarak ödün vermektir. Bu durumda kişi yaptığı seçimden pişmanlık duymaz; aksine anlam ve değer hisseder.
Ancak vazgeçilen şey kişinin kimliğini, hayallerini ve varoluşunu bastırmaya başlıyorsa bu noktada fedakârlık, kendinden vazgeçmeye dönüşebilir. Sürekli başkalarının beklentilerine göre yaşamak zamanla içsel boşluk, pişmanlık ve kimlik kaybı yaratabilir. Bu yüzden aradaki fark niyette ve sonuçta gizlidir:
Fedakârlık bilinçli bir seçimdir, kendinden vazgeçmek ise mecburiyet hissidir.
Fedakârlık anlam verir, kendinden vazgeçmek insanı tüketir.
Belki de asıl denge şudur: Aile için yaşamak ama kendini kaybetmemek.
Aile için hayallerinden vazgeçmek fedakârlık mı, kendinden vazgeçmek mi?
İlk başta fedakârlık gibi görünür; insan ailesi için yaptığını düşünür ve bunu gururla taşır. Ama eğer sürekli kendi hayallerini erteliyor, kendini geri plana atıyorsan bu artık fedakârlık değil, kendinden vazgeçmektir. Fedakârlık geçici ve dengeli olmalı; insan hem ailesine sahip çıkıp hem de kendi hayallerinden tamamen vazgeçmeden bir yol bulabilmeli.
Eğer aileye zarar gelmemesi veya onların huzuru için kendi hayallerinden vazgeciyorsa fedakârlık sayılır Ama burada fark şu sen kendi mutluluğunu ikinci plana atıyorsun bu yüzden uzun vadede tatminsizlik hissetme ihtimalin yüksek eger aileye zarar gelmeyecek olmasına rağmen kendi hayallerini bastırıyorsan mesela aile ne der onları üzmek istemem diye kendi tutkularından vazgeçiyorsan bu artık kendinden vazgeçmek haline geliyor Burada fedakârlığın bir amacı değil daha çok kendi arzunu yok saymaktir
Aile değerli bir olgu, ancak biz de bir bireyiz. Bir tercih yapılırken bütünüyle ele almak lazım, seçimim aileme zarar getirecek veya iyi gelmeyecekse gözden geçiririm. Ama çoğu zaman kendi bildiğim doğruyu yapmaya çalışırım. Yine de bu hayatı yaşarken tek yaşamadığımız için çoğu zaman da fedakarlık yaparım aslında. Bu konuda kalbimle, duygularımla hareket ediyorum sanırım ben.
Bence dengeli bir bakış açısı. İnsan hem birey hem de bir bütünün parçası; ne tamamen kendinden vazgeçmek ne de sadece kendini düşünmek doğru. Önemli olan kendi doğrularınla ailenin iyiliği arasında denge kurabilmek. Vicdanla hareket etmek de zaten insanı en çok koruyan şey.
Bahsettiğin o dengeyi kurmak çok önemli. Ben yaptığım fedakarlıktan dolayı asla pişman olmadım. Ama bazı şeyleri de sorgulamadan edemiyorum. İçimde uhde kalan yaşanmamışlıklar var çünkü.
Bu soruyu soruş biçiminden, içinde bir sorgulama ve belki biraz yorgunluk olduğunu hissediyorum 🌿 Sen eğer seçim yaparken içten içe huzurluysan, bu fedakârlıktır. Ama her “keşke” kalbinde birikiyorsa, bu kendinden uzaklaşmadır. Aile için vermek güzeldir, fakat kimliğini susturuyorsan zamanla içinde kırgınlık oluşur. Sen hem ailene bağlı kalabilir hem de kendi hayalini yaşatabilirsin. Denge, suçluluk duymadan seçim yapabildiğin yerde başlar 💭✨
kendini düşünmek bencillik değildir. aileler insanları manipüle eder çoğunlukla. ve aileler çoğu zaman çocuklarını oldukları gibi sevemiyor. sağlıklı olmayan insanlar sağlıklı çocuklara sahip olmuyor. aile kurmak kutsaldır evet ama o kutsallık bağımlılık, kontrol, manipülasyon üzerinde paçavra oluyor. :)
Aile için hayallerden vazgeçmek bazen fedakârlık gibi görünür ama sürekli oluyorsa insanın içini eksiltir. Fedakârlık gönüllü olmalı, kendini silerek değil. Eğer vazgeçiş seni tüketiyorsa bu artık kendinden vazgeçmektir. Dengede kalmak en zor ama en sağlıklı yol.
Aile için bazı şeylerden vazgeçmek bilinçli ve iç huzuruyla yapılan bir seçimse fedakârlıktır, insanı büyütür ve derinleştirir. Ama vazgeçiş kimliğini susturuyor, içini daraltıyor ve seni yavaş yavaş silikleştiriyorsa orada artık kendinden uzaklaşma başlar.
Fedekarlıktır. Dedem için zamanında Pınar Karşıyaka'İn teklifini reddetmiştim yine aynı durum olsa yine reddederdim. Kanserin son evresinde sözleşme atma aşamasındayken dedemi görüp öyle kampa katılayım demişti onlar da kabul etmeyince olanlar oldu. İyi ki de reddetmiştim çünkü dedemi son görüşümdü..
Bence kendinden vazgeçmek. Ailenin doğruları ve istekleri ile seninkiler çatışabilir. Benim durumumda onların isteklerine bağlı kalsam şu an ne kendi maaşını kazanan çalışan bi kadın olurdum ne de saçlarını savuran açık istediği gibi giyinen bir kadın. Eğer yaşam özgürlüğü kısıtlanıyorsa ailenin öğretilerinin de doğru olmadığı , fayda sağlamadığı sadece toplumun dayattığı bir zincir olduğu fark edilmeli bence.
Aile için fedakârlık, bilinçli ve anlamlı bir seçimdir; kendinden vazgeçmek ise zorunluluk hissiyle kimliğini kaybetmektir. Dengesi: sevdiklerin için yaşarken kendini kaybetmemek.
Benim için kendinden vazgeçmek. Çünküsü şu; o isteklerin, beklentilerin, sonu olmadı. Fedakarlığı zamanımdan, enerjimden, benliğimden, kişiliğimden takas ederek yapmam gerekirdi. Zaten yaparak büyüdüm. Bir yerden sonra feda ederek kar sağlamaktan vazgeçtim.
Fedakârlık, bilinçli ve gönüllü bir seçimdir; insanı büyütür. Ama vazgeçiş kimliğini silmeye başlıyorsa bu artık kendinden vazgeçmektir ve zamanla tüketir. Denge, aile için verirken kendini kaybetmemektedir.