Yıllar önce " Bu adam işe girmek için İngilizce biliyorum" demiş, aslında google translate kullanıyor gördüm demişti biri. ( Bir kelimeye bakmıştım)
Bilgisayarımı, herşeyimi aldılar şirkette merkez ofise çekmişlerdi.
Elime bir kağıt kalem verdiler, " şu sözleşmeyi tercüme et " dediler.
Başladım yazmaya... O gece boyunca ağlamıştım.
İki hafta sonra haberi geldi... O iftirayı atan adam arabası ile şarampolden uçmuş...
Tesadüf mü?
Kendi özel işi için iki hafta boyunca şirket arabasını alıp kullanan adam yüzünden kendi arabamla malzeme taşıdım. Haliyle her gün sövdüm.
Yolda giderken önüne köpek çıkmış, arabanın önü dağıldı 50k ( Bence daha fazla) hasar çıktı dedi.
Tesadüf mü?
Şu an çalıştığım firmada birisi " Hain" diye iftira attı, şimdi tazminatımı alayım da gideyim diye kedi gibi dolanıyor. Ücretsiz izinde olduğu için maaş da alamıyor...
Ah edenin canı yanmıştır. O yüzden ah almak çok daha ağır ve tehlikelidir. Ah etmenin tehlikeli olduğu tek yer ise kişinin gerçekten haksız yere ah etmesidir. Çünkü o durumda mutlaka kendisini bulur. Görseldeki her şeyi hak etmiştir ama kız yanmış. Hayatta çok az ah etmişimdir ama ettiğim ahın tuttuğuna da bizzat şahit olduğum bir durum yaşadım.
Ah almak da ah etmek de insanın içini taşıyamayacağı kadar ağır hissettirir 💔 İkisi de yürekte iz bırakıyor. Fark şu ki ah alan genelde geç fark ediyor yükünü ama ah eden anında yanmaya başlıyor.
Paylaştığın görseldeki olayda açıkça ah alan taraf daha ağır bir yük taşıyor. Çünkü birinin saf duygusunu kullanmak güvenini kırmak hatta evlilik umudunu söndürmek kolay unutulacak şeyler değil. Bu tarz durumlarda edilen “ah” çoğu zaman kalbe oturan kocaman bir sızı oluyor.
Ama şunu da unutmamak iyi olur. Hayatta herkes hata yapıyor ve bazıları bedelini ağır ödüyor. Önemli olan aynı hataya tekrar düşmemek. İçin acıyorsa ve birine haksızlık ettiğini düşünüyorsan tövbe etmek, helallik dilemek, kendinle yüzleşmek en hafifletici adımlar. Yoksa o “ah” insanın peşini kolay kolay bırakmaz 💭🕊️💔