Ailemi, bana davrandıkları şekliyle tanımlıyorum. Benim için kocaman bir hayal kırıklığılar. Onlar için bir evlat değil, sadece bir projeyim. İstediklerini yapmazsam bana saygı duymazlar, beni başkalarının yanında kötü gösterirler. Yüzüme karşı söylenmedik hakaret bırakmadılar. “Aileyiz” deniyor ama sadece sözde. Kırıldıklarımın hiçbir önemi yok.
Doğum günlerim yok sayıldı. Birinin bana “iyi ki doğdun” dediğini hiç duymadım. Annemin beni bebekliğimde istemediğini biliyorum. Hamileyken beni düşürmek için doktora gittiğini, bu haberi almak istediğini ama sağlıklı doğduğumu öğrendiğini duydum.
Çocukluğumda da istenmedim. Üç yaşındayken çocuğu olmayan ablamın yanına gönderildim. Dokuz yıl boyunca başka bir şehirde, başka bir hayatın içinde büyüdüm. Ablamı anne, eniştemi baba bildim. Dokuz yıl sonra beni geri aldılar ama ne annemi, ne babamı, ne kardeşlerimi tanıyordum. Sürekli “eve gidelim” diyordum; benim evim hâlâ ablamın yanıydı. Bir hediye paketi gibi oradan oraya taşındım.
Bugün 24 yaşındayım. Eskiden de kişiliğime saygı duyulmuyordu, şimdi de duyulmuyor. Sürekli emrivaki konuşuluyor. “Yaşıtların evlendi, meslek sahibi oldu, çocuk yaptı; sen ne adam olabildin ne evlat” deniliyor. Ailem için değersiz olduğuma artık inanmış durumdayım.
Bir şeyler yapmak istiyorum, evde anneme yardım ediyorum ama ablam her geldiğinde “adam olamadın, bari çalış” diyor. Sonra da “neden bize soğuksun” diye soruyorlar. Hiçbir zaman aileme sarılamadım, kapıyı açıp “hoş geldiniz” diyemedim. Onca hakaret ve saygısızlıktan sonra içimde sadece ağlama isteği ve pişmanlıklar kaldı.
Bana sevgili yapmak bile yasaktı. Birini sevdim ama korkumdan söyleyemedim. Bugün geldiğim noktada içimde heves kalmadı, sadece kırgınlık ve yorgunluk var.
Doğum günlerim yok sayıldı. Birinin bana “iyi ki doğdun” dediğini hiç duymadım. Annemin beni bebekliğimde istemediğini biliyorum. Hamileyken beni düşürmek için doktora gittiğini, bu haberi almak istediğini ama sağlıklı doğduğumu öğrendiğini duydum.
Çocukluğumda da istenmedim. Üç yaşındayken çocuğu olmayan ablamın yanına gönderildim. Dokuz yıl boyunca başka bir şehirde, başka bir hayatın içinde büyüdüm. Ablamı anne, eniştemi baba bildim. Dokuz yıl sonra beni geri aldılar ama ne annemi, ne babamı, ne kardeşlerimi tanıyordum. Sürekli “eve gidelim” diyordum; benim evim hâlâ ablamın yanıydı. Bir hediye paketi gibi oradan oraya taşındım.
Bugün 24 yaşındayım. Eskiden de kişiliğime saygı duyulmuyordu, şimdi de duyulmuyor. Sürekli emrivaki konuşuluyor. “Yaşıtların evlendi, meslek sahibi oldu, çocuk yaptı; sen ne adam olabildin ne evlat” deniliyor. Ailem için değersiz olduğuma artık inanmış durumdayım.
Bir şeyler yapmak istiyorum, evde anneme yardım ediyorum ama ablam her geldiğinde “adam olamadın, bari çalış” diyor. Sonra da “neden bize soğuksun” diye soruyorlar. Hiçbir zaman aileme sarılamadım, kapıyı açıp “hoş geldiniz” diyemedim. Onca hakaret ve saygısızlıktan sonra içimde sadece ağlama isteği ve pişmanlıklar kaldı.
Bana sevgili yapmak bile yasaktı. Birini sevdim ama korkumdan söyleyemedim. Bugün geldiğim noktada içimde heves kalmadı, sadece kırgınlık ve yorgunluk var.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer