Dedem yoğun bakımdaydı, hastaneye anca yetişmiştik, geldiğimizde vefat etmişti. Yapacak hiçbir şey yoktu, oturduk, düşünceler durmadı. Hayat çok boş geldi o an, amaçsız, yaptıklarımızın hiçbir değeri yokmuş gibi. Bunu hatırlatan ölümdü, ölümün yakınlığı. Bu hüzünlüydü belki ama biraz sonra ölüm raporu imzalanmak için getirildi. Hastaneden gülerek çıkan bir abla, yeri temizleyen hademe, konuşmaya devam eden danışmanlar... Hayat kendini çok çabuk belli etmişti ya da belki ölüm kendini unutturmak istiyordu... Konu üzülmekti biliyorum, biraz alakasız oldu ama belki konuyu şöyle bağlarım, insan kendini kandırmakta, hayata tutunmakta çok becerikli bir canlı. Yani ölümü bile kendi hayatına adapte edip kabul edilebilir bir duruma sokabilir, üzülmesi de bu yüzden kendi bencilliğindendir. O kişinin ölümünden sonra tekrar onu göremeyeceğini, ona artık iyi gelmeyeceğini bilmesinden ya da kendi ölümünü hatırlattı, yaptıklarının ne kadar boş olduğunu hatırlattı içindir.
Her canlı yaşam odaklı. Ama insan öleceğini biliyor, diğerlerinden hazırlıklı. ya da değil. Şuanki bu gelişmeler, zevklerin tek sebebi ölümün alışılamayışıdır belki
Ölüm, hayatta en derin kaygılardan biri. İnsanlar kayıp yaşadığında, genelde hem giden kişiye hem de kendi ölümlülüğüne üzülür. Sevilen birini kaybetmek, onun bıraktığı boşluğu hissetmek ve bir daha göremeyecek olmanın acısı çok yoğundur. Ama bu süreçte ister istemez herkes kendi sonluluğunu da düşünür.
Ölümün sana bir "anlamsız çukur" gibi gelmesi, aslında varoluşu sorguladığını gösteriyor. Bu bile büyük bir anlam taşıyor. Duygularına izin ver; bu, yaşamı daha derinden anlamlandırmanı sağlar. 🌿🖤
Araba kullandığım için kısa yazdım pardon. Ama ben ölümü ilk tanıdığım da 5 yaşındaydım ve o an ben de öldüm. O gün bugündür her ölüm bana ölümümü anımsatır
Eşimi seviyorum, onun için yaşıyorum çünkü o bana el uzatan tek kişiydi. Herkesin eşi öyle değil kadın erkek farketmeksizin. Hayatı mı sevmiyorsun yoksa eşinin sana olan ihanetini mi kaldıramıyorsun? Eğer cevap eşinse bu konuyu eşinle konuş eğer cevap hayatsa yine git ve eşinle konuş böylece aklında soru kalmaz