Benim için aynı evde saygısızlık, başkasının sınırını ve emeğini yok saymakla başlar. Gece geç vakitte yüksek ses, ortak alanı kirli bırakmak, bitirdiğini yerine koymamak ya da kullandığını yenilememek beni yorar. Eşyama izinsiz dokunulmasını, odama habersiz girilmesini ve özelime merakla dalınmasını kabul edemem. Ev işlerinin hep aynı kişiye yıkılması, verilen sözlerin boş çıkması ve misafir getirirken haber verilmemesi de bu sınıfa girer. Alaycı ve küçümseyen şakalar, kaprisle cezalandırır gibi susmak ve duymazdan gelmek evin havasını ağırlaştırır. Saygı bana göre küçük ayrıntılarda belli olur; kapıyı sessiz kapatmak, ortak masayı toparlamak, suyu ve elektriği ölçülü kullanmak ve yanındaki insanın gününe yük bindirmemektir.
Ortak yaşam alanlarını kirli bırakmalarını, yüksek sesle konuşmalarını veya müzik dinlemelerini, özel alanıma izinsiz girmelerini ve sorumluluklarını yerine getirmemelerini saygısızlık olarak kategorize ediyorum...
Kapıyı tıklatmadan odaya girilmesi, işte 'tıklattık duymadın' oluyor, 'ee gir veya gel diyene kadar bekle' 🙄 bir de kendime aldığım şeylere ortakçı çıkıyor ayar oluyorum zaman zaman ksdk
Odamdan çıkarken kapının kapatılmamasına aşırı sinir olurum, ortak alanlarda bardak/pislik vs bırakılması da çok sinir eder, kaldır yerine koy zor değil.
kalabalığın içinde yalnızım enerjik bir insanım herkes üstüme yükleniyor mutluyuz diye bütün negatif enerjilerini boşaltıp gidiyorlar ekonomik özgürlüğümü elime alayım o zaman dışım yalnız içim kalabalık olacak enerjimi sömürmelerine izin vermicem