Evin en büyük kızları şimdi ne yapıyor?

ben evin büyük kızı olarak psikolojik sorunlar ve varoluşsal krizlerle uğraşıyorum. geçmişe dönüp baktığımda ben ne yaşamışım diyorum bugünümü de mahvettiklerini görüyorum.

kendimi bildim bileli ailemle aramızın mükemmel olmadığının farkındaydım. kendime ait odam yoktu. o evde bir yerim bile yoktu. fakat benden 7 yıl sonra kız kardeşim doğdu ve doğar doğmaz da ben büyüdüm gözlerinde. 8 yaşımdan sonra hiç çocuk muamelesi görmedim. annemin yardımcısı ve kardeşimin bakıcısıydım. sorumluluk sahibi olmak zorundaydım. ne oyuncakla oynayabilirdim ne de alınan abur cuburlardan yiyebilirdim. sen büyüksün kardeşin yesin derlerdi. en ufak hatamda düşmanmışım gibi bakarlardı nefretle. sürekli kardeşimi kıskandığımı söylerlerdi oysa kıskanmak için bir sevgi eksikliği yaşamam lazımdı ben hiç sevilmemiştim zaten. kardeşimi kıskanmak yerine tam tersine korumaya çalışırdım ama hep yanlış anlaşıldım çünkü eminlerdi ilk çocuk ikinciyi kesin kıskanırdı.

daha 9 yaşındaydım bana emanet ederlerdi. bir gün gardırobun açık çekmecelerinin üzerine basıp, merdiven gibi kullanarak dolabın içine girmeye çalışıyordu. o zamanlar en fazla 3-4 yaşındaymıştır emin değilim. yapma dememe rağmen inatla çıktı ve çekmece yerinden çıktı. babam geldi sonra noldu diye. çekmeceye bastı kırdı dedim ve bana dönüp ne dedi biliyor musunuz. sen kırmışsındır onun üstüne atıyorsundur suçu. ağlayarak annemin yanına gittiğimi hatırlıyorum babam bana inanmıyor diye. hatta bir kere de annem kardeşimi yıkadıktan sonra üstünde bornoz varken kendi etrafında döndürüyordum onun da hoşuna gidiyordu sonra ayağa takıldı ve yandaki yatağın kenarına vurdu gözünü. sonra annemden dayaklar yiyip gece karanlığında evden atılmıştım. bilerek yapmadım dememe rağmen. bizim aile böyleydi. beni yalancı, kıskanç bir düşman bellemişlerdi. ben daha çocuktum ve yemin ediyorum suçum neydi bilmiyorum. sürekli memnun etmek zorundaydım onları.

derslerim çok iyiydi, öğretmenlerimin gözdesiydim. toplantılarda hep benimle gurur duyduklarını söylerdi ailem. zaten bir tek başarılı olursam sevilirdim ama onu bile bana karşı kullandılar. en ufak sözlerine uymazsam pardon itaat etmezsem babam bana hep bir bok olmaz senden derdi. kendi ilkokul mezunu işçilikten öteye gidememiş bir insandi ve belki de nefret ettiği çocuğunun bu kadar övülmesi onu rahatsız ediyordu içten içe. şimdi 24 yaşındayım kardeşim 17 dersleri berbat zar zor bitirdi liseyi. kimse ona bir bok olmaz senden demedi. kimse o 8 yaşına gelince sırtına sorumluluk yüklemedi. ya da beni kıskanmakla suçlamadı. beni başkalarına karşı bile küçümseyerek anlatırdı. oysa kendini bildiği andan beri beni kıskanan kişi kardeşimdi. kimse ona bir şey demedi. kimseye onu küçümseyerek anlatmadı. hep ben kötüydüm. hala ona küçücüğüm diye hitap eder babam. ben hiç küçük olmadım. bana da lisede kocaya versem gitmem demezsin derdi. zoruma gidiyor bütün bunlar aklıma geldikçe. ben hep bir şeyler yapıp işlerine yaradığımda ağız ucuyla sevildim.

girişken, konuşkan bir çocuktum liseden beri içe kapanığım ve özgüvensizim. kısaca hayatımı mahvettiler. dönüp sorun neydi neden böyle oldu hayatım dediğimde aklıma gelenler kalbimi sıkıştırıyor. insanın doğduğu aile o kadar önemli ki. maalesef ben kendi küçük cehennemime doğmuşum ve kendi ailemin yaptığı kötülükleri bana kimse yapmadı.

arkanızda kimsenin olmadığını bildiğinizde hakkınızı bile savunamıyorsunuz. çünkü suçluyu değil sizi suçlayacak bir aileniz var.

Evin en büyük kızları şimdi ne yapıyor?
Cevapla