İnsanlar gerçekleri duyunca neden uzaklaşır?

Gerçekler acı mıdır?

"çooook eski zamanlarda bir ülke varmış. kendi yağında kavrulan, tarım yapan, insanların az çok huzurlu olduğu bir ülkeymiş. sonra bir gün kral ölmüş ve yerine yeni bir kral gelmiş. bu yeni kral, kral olmadan önce zindana düşmüş, o yüzden halk kendisine merhametle yaklaşıyormuş ve destek vermişler. ancak bu kral içten içe herkese büyük bir kin besliyormuş. başa geldiğinde ise herkese şirin görünmeye çalışıyormuş çünkü kendisini tahttan indirmelerinden korkuyormuş.

Güçlenen bu kral artık kendisini üstün varlık olarak görmeye başlamış. Ancak bu yeterli gelmemiş. kıyafetlerine de bir el atmalıymış. her zaman giydiği kareli cübbesi artık onu cezbetmiyormuş. farklı bir şeyler bulmalıymış. hemen saray terzisini çağırmış. 'bana bugüne kadar kimsenin giymediği bir kıyafet dik' demiş. terzi işe girişmiş, onlarca farklı kıyafet dikmiş ama kral hiçbirini beğenmemiş. bu sırada kralın yanında duran celladı gülerman huylu elinde baltasıyla hazır bekliyormuş. terzi öldürülürse bunu halka çaktırmadan açıklaması gereken kral yazıcısı mahvettin gümüş ise yalanlarını yazmaya başlamış bile. kral yavaş yavaş celallenmeye başlamış. 'ya bana istediğim kıyafeti dikersin, ya da kelleni uçururum' demiş terziye. terzi bakmış pabuç pahalı, ne dikse kral beğenmeyecek, o da çareyi kralı kandırmakta bulmuş. nasılsa kral hemen aldanıyor, hemen kandırılıyormuş. terzi eline almış makası, boşluğu kesmeye başlamış. bir o taraftan kesmiş, bir bu taraftan kesmiş. kral ve yanındakiler hayretler içerisinde izliyormuş terziyi. saatlerce boşluğu kesen ve ciddi bir iş yapıyormuş gibi görünen terzi sanki bir kıyafet tutuyormuşçasına ellerini havaya kaldırmış ve 'buyurun kralım kıyafetiniz' demiş. kral ise 'ben bir kıyafet göremiyorum' demiş. terzi hemen cevaplamış, 'kralım, bu kıyafeti yalnızca size sadık tebaanız ve düşmanlarınız görebilir, size sadık olanlar güneş gibi parlak, düşman olanlar ise gece gibi siyah görürler, isterseniz odadakilere sorun' demiş. kral anında odadakilere dönmüş ve oradaki herkes korkularından anlaşmış gibi 'güneş gibi parlıyorsunuz kralım!' demişler. kral çok heyecanlanmış. bu yeni kıyafetini herkese göstermek istemiş. hemen bütün ulaklarla ülkenin dört bir yanına haber göndermiş. herkesi sarayın önüne çağırmış. herkes sarayın önüne gelsin ve kalabalık olsun diye ücretsiz at arabası göndermiş her yere. devlette çalışanlara ise gelmek zaten mecburiymiş. hatta hepsinden oraya gittiklerine dair 3 şahit istemişler.

günler günleri kovalamış ve sonunda kralın halkın karşısına yeni kıyafetiyle çıkacağı gün gelmiş. kral büyük bir gurur ve kibirle, büyük bir meydanda halkın karşısına çıkmış ve el sallamaya başlamış. tabi bunu gören halk şok! bütün ahali şaşkınlık içerisinde krala bakıyormuş ama korkudan kimseden çıt çıkmıyormuş. halkın bu tepkisini gören kral güneş gibi parladığını, herkesin bu yüzden şaşkınlık içinde olduğunu düşünmüş. derken ölüm sessizliği olan meydanda bir çocuğun sesi yankılanmış! 'anne bak kral çıplak!'... bütün ahali mırıldanmaya başlamış bu söz üzerine, herkes fısır fısır kral çıplak diyormuş. adeta bir uyanış yaşamış halk o anda. ve o fısıltıların arasında o çocuk tekrar bağırmış! 'annneeee! baaaak! kral çıplak!'"

masalı budur işte.

  • Doğruyu söyleyen küçük bir çocuk kadar cesareti olmayanlar yalama ve yalakalığa devam ederler. Egoist, kendini beğenmiş ve ilgi delisi insanların esiri olurlar.
İnsanlar gerçekleri duyunca neden uzaklaşır?
İnsanlar gerçekleri duyunca neden uzaklaşır?

#ZorundamıyımEfsane ✌ 1903 ✔™ foRzA te@m

İnsanlar gerçekleri duyunca neden uzaklaşır?
Cevapla