İnşaat şirketi var. Her dakika para basıyor ama bu paradan bize zırnık vermiyor. İş, halamlara borç vermek, yeğenlerinin DÜĞÜNLERİNİ YAPMAK, kilolarca altın hediye etmek, büyüdüğü köyü yenilemek olunca para su gibi akıyor. Fakat konu evin kirasını ödemek, faturaları ödemek, ailesini çocuklarını rahat şekilde yaşatmak olunca biz paragöz oluyoruz, biz “onu sadece parası için seviyoruz” oluyor. Herkese parası var, bir bize yok ya. Ben başkalarına harcamasın demiyorum, ama kendi karın çocukların zor durumdayken, önemli olan yeğenlerinin düğünleri mi?
Annem böbrek hastası, 60 yaşında, ev ve faturalar onun adına kayıtlı. Bu yaşında okullarda hademelik yapıyor. Üç kuruş için, o da evin ihtiyaçlarına gidiyor çünkü babam hiçbir şey ödemiyor. Zamanında eve haciz gelmesine bir gün kala annem gidip kardeşinden borç istedi. Babama yalvardık yakardık oralı bile olmadı. Prenses gibi yaşatıyoruz adamı. Sabah kahveye gider, iki dakika ofise uğrar sonra gelir tüm gün evde oturur televizyon izler, yemek ister, emirler yağdırır. Üç kız kardeşiz, bir ben okuyordum, tıp birini sınıf öğrencisiydim, yarıda bıraktım okulu. Çünkü kazandığımız para ne eve yetiyor ne kendi harcamalarımıza yetiyor, bir de ben yük olmak istemedim. Şimdi iş arıyorum.
Babam para vermediği gibi gittiği her yere de ben onları şöyle lüks yaşatıyorum, ellerini sıcak sudan soğuk suya değdiriyorum falan diyor. Millette sanıyor ki lüks içinde yaşıyoruz… rezillik çıkmasın diye de babamı bozmuyoruz.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer