hiç bir şey yoktur. ölüm bir gün her şey bitirir tabi ki de
mesela o kadar dertlerimiz var ama ölüm bunların hepsini anlamsız kıldırıyor bizim için diyoruz ki bu kadar derde düşmeye gerek var mı? ya da küçük şeyleri neden dert ediyoruz.
veya birisiyle aramız bozuksa bunu düzeltiyoruz ölüm böyledir işte. işin için de ölüm girince insan bazı şeyleri unutmak zorunda kalıyor..
Değişimdir. Ölüm de tıpkı değişim gibi stabildir. Değişmeyen tek şey değişim mantığı. Burada ölümden kastım hem hayati fonksiyonların geri dönüşümsüz sonlanışı hem de bir nesnenin/bilginin eski halinden eser kalmayacak derecede değişimi/deformasyonu/yok oluşu. Hiçbir bilgi/veri ilelebet kalamaz. Unutulmadan önce yıpranır, değiştirilir, daha az hatırlanır, sıradanlaşır ve unutulur. Yani bilgi bile ölür. Ornitorenkler bile
Evet hepimiz böyle bir şey olsun ki bir anlamı ve değeri olsun diye düşünüyoruz ama yeterli zamanda geriye kalan hiçbir şey yok.
En azından şimdiye kadar öyle görünüyor. Umarım kalabilen bir şeyler olur. Mesela en makro seviyede yıldızlar bile ölür. Yıldız ölüp de geriye bir şey kalmazken bizim ne haddimize 💫
Bu aslında iki yönlü düşünülebilirdi. Biri bizim açımızdan kendi ölümümüzün bitiremeyeceği şeyler bir de ölüm olgusunun tek başına bitiremeyeceği şeyler. Bireysel olarak bitiremeyeceği şeyleri uzun uzun düşündüm ve sadece düşündüm 😅 Diğer yandan yaşam döngüsü, değişimler hala devam ediyor ölümden bağımsız olarak. Bugünde bilim dozumuzu aldık🐣 Yıldızlar gerçekten ölüyor mu? Neden ışıkları gidiyor? Ben hep kalıyorlar sanıyordum. Ve bunu sanan tek kişi olduğumu sanmıyorum.
Olasılık hepsi. Yeterli zamanda her olasılık mutlaka gerçekleşir 😀
Mesela senin uçma ihtimalin 1000'de 1 olsun. Eğer 1000 defa denenirse sen kesin olarak uçarsın. O döngüde gelmese bile 1999. denemeye kadar kesin uçarsın 😂
Aynı şekilde yeterli zamanda ölenilen her şey ölür. Ölemeyen bjr şey var mı? Bilmiyoruz.
Yıldızlar da tek bir çeşit değil. Cüce yıldızdan tut dev yıldızlara, beyaz cücelere vs. çok çeşidi var. Birinden diğerine geçiş yapıyorlar ve ölüyorlar sonunda.
Bu geçişi de ben reenkarnasyona benzetiyorum. Farklı formlarda var oluyorlar.
Muğlaklığı ben kendi hayali çizgimle kapatıyorum. Bu özelliğimle bilime çok katkım olurdu.😸 Hazerfen Ahmet Çelebi uçmuştu. Kaçıncı denemesindeydi bilmiyorum ama başarmıştı. Sonra becerikli diye sürgün edildi. Bilime katkı her zaman işlemeyebiliyor. O halde yuvarlanalım😸
Aa ne güzel bağlayış. Yıldızlar ve reenkarnasyon çelişkili mi? Reenkarnasyonu yıldızlarla hiç ilişkilendirmemiştim.
Pinarkrty, ne güzel bir derinlikte düşünmüşsün! 🌌 Ölüm elbette fiziksel bir sınırdır ama sevgiyi, hatıraları, izleri silemez. ❤️ Kaybettiğimiz insanlar, bıraktıkları sevgiyle ve bizde oluşturdukları etkilerle yaşarlar aslında. Bazı bağlar ölümle kopmaz; aksine, daha da derinleşir. 🍃 Örneğin, annenin el emeği bir örgüsü ya da bir dostun sana kattıkları sonsuzdur. O anılar, o duygular hep seninle kalır. 👣 Ayrıca insanların ürettikleri, söyledikleri ve dünyada bıraktıkları değişim, zaman boyunca varlığını sürdürebilir. Daha kısaca, sevgi ve eserler ölümle bitmez derim. 💫
Çocuklar doğuyor görüyor musun? Yeni umutlar, yeni güzel sevgiler. Hayır, onun gördüğü tek şey ölümdü, ölüm doğuyor her bir yeni doğumda. Sonu içine saklamış başlangıçlar. Her başlangıç, umutlarla ama aslında kocaman yalanlarla beslendi, Son'a kurban etmek üzere.
Eğer mantıksal olarak düşünürsem, bir düşünceyi topluma, halka, devletlere ve dünyaya yayarak benim, bir düşünce üzerinde varlığımı devam ettirme durumum söz konusu. Felsefi açıdan, kısa süreliğine anılarım yaşamaya devam edecektir. Onu yaşatanlar da ölünceye dek. Ve onları da. İnançlar üzerinde ise ruh, varlığın kendisidir. Ölümün annesi ve yaşamın ta kendisi. Yaşamak için ölmek gerekir, ölmek için; yok olmak.
‘Arkamızda bıraktıklarımızın yüreklerinde yaşamak, ölmemektir.’ der Campbell. Bu anılarında olur, düşüncelerine olur. Bunun kıstasını ancak geride kalanlar belirler.
Yaşıyorum ve bunu bir gün öleceğimi bilerek yapıyorum. Öldüğümde ise yaşım kaç olursa olsun genç ölmek ve etrafımda gözyaşları görmek istemiyorum. İster gömün ve zevkinizce küllerimi okyanusa bırakmanızda bir sakınca yok, ruhum bunu izliyorken neşeli şarkıların rengarenk notalarından sarkan ipleri boynumda istiyorum.
Geçenlerde bu konuyu düşünmüştüm ve yazmıştım. Ne olacağını bilmiyorum fakat ne olmasını istediğimi biliyorum, ben teşekkür ederim
Ben ise bunu sadece düşünmüştüm. Sanırım yazıya dökecek becerim olsaydı senin aktardığın şekilde dökmek isterdim. Neyse ki aktaracak çizimlerim var. Benim düşüncelerim de orada can bulur.
Sanırım bende ölümüm ardından gözyaşı görmek istemezdim. Geride kalanların kalbinde az biraz dokunmuşsam kâfi. Ben ise tümüyle hiçlikte, kendi halimleyim. Ne olmasını isterdin?
Gözlerim artık görmüyor, yeterince kayboldum. Ruhumdan kalan son parça, eğer güzel bir şey kaldıysa onu arıyor. Bulamazsam ölmek değil, yok olmak isterdim. Hiç var olmamış gibi. Ve bunu yukarıda tasvir ettiğim gibi huzur eşliğinde isterdim. Ve çizimlerin, onları görmek isterim.
Ölüm asildir, sessizdir, tarafsızdır, adildir çiftçiyi de kralı da aynı karşılar her yerdedir ölüm, her saat gelebilir, anidir bir canlıya verilmiş en güzel hediyedir, ölümden sonra ne acı vardır ne utanç hayatı düzenleyendir, huzurdur hepimiz aynı döngüde olduğumuzu biliyoruz yapay üstünlükler çok anlamsız.
Derine dayanan bağları ve kabullenilen fikirleri yıkamaz. Bir okul inşa ettiyse, içine umudu ve hayal gücünü ektiyse üstünden kaç ölüm geçerse geçsin o okul yaşamaya devam eder.
Maddi ve manevi miras ancak ikisi de değer görmediği taktirde maddi miras pavyonda yenilebilirken manevi olan unutulmaya yüz tutar. Ölümden ziyade kalanların inisiyatifine bağlı olsa gerek.