İki ay sonra 36 bitecek. Ve ben ne 30lu yaşlarda ne de 20li ne de çocuklukta doyasıya mutlu oldum. Hep bir şansızlık ya da olumsuz durum karşıma çıktı hayatımda. Tutunduğum hiçbir şey yok. Bunu hep soruyorum kendime: tutunduğun ne var? diye. Amacım da yok. Çünkü zaten yaşamı anlamsız gören biriydim çocukluktan beri.
Yaşadığım en büyük acılar, talihsizlikler, haksızlıklar beni yaşama karşı acımasız biri yaptı. (Henüz kimseye acımasızlık göstermesem de acımasızlık yapma isteği var içimde). Öfkem hiddetim azalmıyor. Asalak, had bilmeyen, saygısız, kendi bildiklerinin doğruluğunda üsteleyen insanlara tahammülüm yok. Hırslarım yok, insanların birbiri üzerine basarak kendini göstermeye çalışması bana hep tiksinç geldi. Basit insanların dedikodularla kendi varlıklarını sunuşları... Hiçbir şeye faydası dokunmayan, kötülük peşinde koşan...
Beni mutlu eden çok çok az şey var iken. Onları bile doyasıya yaşayamamaktayım. Haklarım çiğnendi binlerce kez. Hakkımı aramak için baş koyduğum yolda bile uzman kişiler tarafından kandırıldım, yarı yolda bırakıldım. Haksızlığa uğradım. Maddi manevi kayıplarım oldu. En büyük darbeyi ailemden aldım ilk.
Düşünüyorum da, düştüğü yerden kalkabilen başarır derler. Düştüğüm yerden kalkmaktan da yaşamdan da bıktım.
Bu ülkede toplumun çoğunluğundan farklı isen mutlu olabilmene imkan yok. Her düşüşte ayağa kalkmaya çabalamak, ayağa kalktığında yine karşında bu türden kötülüklerin ve insanların çıkması neyi değiştirir ki?
İnsan kendini değiştirmeli, bakış açısını değiştirmeli mutlu olmak istiyorsa diyenleri anlamıyorum. Toplum içinde yaşıyoruz diye toplum, kişinin hayatına bu denli mal olmamalı.
Daldan dala atladım belki ama özetle insanlardan nefret ediyorum. Saygıyı hak etmeyen nice insan var. Böylesi bir dünyada yaşama tutunmak sadece insanın kendi elinde olamaz.
Yaşadığım en büyük acılar, talihsizlikler, haksızlıklar beni yaşama karşı acımasız biri yaptı. (Henüz kimseye acımasızlık göstermesem de acımasızlık yapma isteği var içimde). Öfkem hiddetim azalmıyor. Asalak, had bilmeyen, saygısız, kendi bildiklerinin doğruluğunda üsteleyen insanlara tahammülüm yok. Hırslarım yok, insanların birbiri üzerine basarak kendini göstermeye çalışması bana hep tiksinç geldi. Basit insanların dedikodularla kendi varlıklarını sunuşları... Hiçbir şeye faydası dokunmayan, kötülük peşinde koşan...
Beni mutlu eden çok çok az şey var iken. Onları bile doyasıya yaşayamamaktayım. Haklarım çiğnendi binlerce kez. Hakkımı aramak için baş koyduğum yolda bile uzman kişiler tarafından kandırıldım, yarı yolda bırakıldım. Haksızlığa uğradım. Maddi manevi kayıplarım oldu. En büyük darbeyi ailemden aldım ilk.
Düşünüyorum da, düştüğü yerden kalkabilen başarır derler. Düştüğüm yerden kalkmaktan da yaşamdan da bıktım.
Bu ülkede toplumun çoğunluğundan farklı isen mutlu olabilmene imkan yok. Her düşüşte ayağa kalkmaya çabalamak, ayağa kalktığında yine karşında bu türden kötülüklerin ve insanların çıkması neyi değiştirir ki?
İnsan kendini değiştirmeli, bakış açısını değiştirmeli mutlu olmak istiyorsa diyenleri anlamıyorum. Toplum içinde yaşıyoruz diye toplum, kişinin hayatına bu denli mal olmamalı.
Daldan dala atladım belki ama özetle insanlardan nefret ediyorum. Saygıyı hak etmeyen nice insan var. Böylesi bir dünyada yaşama tutunmak sadece insanın kendi elinde olamaz.
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer