Bu site de şöyle yazıyor da: Kur'an-ı kerimi okuyunca yanlış anlamak günah değildir. Anlaşılan yanlış mânaya inanmak günahtır. Kelimelerin, cümlelerin Türkçesini anlamanın mahzuru olmaz. Âyetlere kendi görüşüne göre mâna vermek, hüküm çıkarmak yanlış olur. Birkaç örnek verelim:
Fâtiha sûresindeki (İyyâke neste’în) ifadesini Türkçe olarak, (Yalnız senden yardım isteriz) şeklinde anlamanın mahzuru olmaz, fakat âyet-i kerimeye kendi görüşüne göre mâna vermek mahzurlu olur. Mesela (Allah’tan başkasından bir şey istemek, bu âyete göre şirktir) diye mâna vermek, kendi görüşüne göre tefsir etmek olur. Bu yüzden Kur’ana kendi görüşüne göre mâna verip kâfir olan çok kimse olmuştur. 72 sapık fırka da, yanlış mâna verdikleri için bid’at ehli olup Cehenneme girecekleri hadis-i şerifle bildirilmiştir.
Boğulmakta olan biri, (İmdat, ben ölüyorum, bana yardım edin!) dese, bu zihniyete göre şirke düşmüş olur. (Şu yükümü sırtıma koymama yardım et!) diyen ihtiyara, (Sen Allah’tan başkasından yardım istedin, şirke girdin) demek, kendi görüşüne göre mâna vermek olur.
(Yâ Resulallah bize şefaat et!) diyen Müslümana, (Sen Allah’tan başkasından yardım istedin, şirke girdin) demek, kendi görüşüne göre mâna vermek olur.
Bir peygamberin veya evliya bir zatın türbesine giderek, (Bana imdat eyle!) diyene, (Sen şirke girdin) demek, kendi görüşüne göre mâna vermek olur.
(Ben yılandan, fareden korkarım) yahut (Ben Allah’tan korkmayandan korkarım) diyene, (Başkalarından değil yalnız benden korkun!), (Yalnız Allah’tan korkun!) mealindeki âyet-i kerimeleri okuyup, (Sen Allah’tan başkasından korktuğun için şirke girdin) demek, kendi görüşüne göre mâna vermek olur.
(Peygamberler, âlimler, şehidler şefaat eder) hadis-i şerifini bildiren kimseye, (Allah’ın izni olmadan kim şefaat edebilir) mealindeki âyet-i kerimeyi okuyup (Kimse şefaat edemez, sen şirke girdin) demek de, kendi görüşüne göre mâna vermek olur.
Âyet-i kerimeleri okuyup, anlamını bilse bile, (Bu âyete Resulullah ne mâna verdi, âlimlerimiz nasıl tefsir ettiler bilmiyorum) demek veya biliyorsa, (Bu âyette bildirilen mâna şudur) demenin mahzuru olmaz. Kendi anladığına göre söylemek mahzurludur. Kendi görüşüne göre açıklamak, Peygamber efendimizin bildirdiği gibi, küfür olur. Meal okumak da, işte bunun için uygun değildir. Meal okuyan, Allahü teâlânın o âyet-i kerimedeki muradını değil; o meali yazanın, kendi düşüncesine, sınırlı bilgisine ve anlayışına göre verdiği mânayı okumuş olur. Hele meal yazarı bid’at ehliyse, okuyup inananın küfre girmemesi imkânsızdır.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
Kızlar & Erkekler Ne Diyor?
Cevap
1Cevap
Yapılan tefsirlerin hepsi tefsirciden izler taşır yani tefsirci onu kelime ve o dönemin bilgisine göre yorumlar. Hal böyleyken bahsettiğin gibi olsa tefsir diye bir kavramın olmaması gerekir ki o zamanda kimse dinin ne anlatmak istediğini anlayamaz.
Dinde olmayan bir şeyin olduğunu veya olan bir şeyin olmadığını iddia etmek dinden çıkartır ancak varolan şeyleri belirli ölçüde yorumlamak ve yorum farklılıklarının olması dini inanca zarar vermez. Zaten dünyada şu an binlerce birbirinden farklı tefsir var.
Tefsirler sünnet itikadına aykırı değilse sorun olmaz zaten ama sen tutup da sadece Kuran yeter. Hadislere , sünnete ne gerek var. Ben kurandan kendi anladığım ile amel ederim dersen kâfir olmaz mısın?
Kuran'ın içerisinde varolan hükümler için hadis vb kaynaklara ihtiyaç yoktur.
Eğer ki Kuranda varolmadığından emin olunan, manasından çıkarılamayan bir hüküm varsa o zaman peygamberin söylediği net olan sahih hadislerine ve sünnetine bakarsın.
Ama bu bahsettiğim durumlarda geçerlidir.
Örneğin Kuran'da zinanın suçu değnektir fakat birileri çıkıp kendince bu ayetin iptal olduğunu ve hadislerce recme döndüğünü iddia ederse ve buna inanlar olursa Kuran'ın hükmünü çiğnemiş olur yani İslam dinine inananlar için ana kaynak Kuran'dır.
Namaz vb ibadetlerin kılınış şekilleri vs açısından sünnet tabiki referans alınabilir ki o bile mezheplere göre farklıyken hangisinin doğru olduğu tartışılır.
@SporcuMan18013 mezheplerin olacağını peygamber efendimiz sallallahu aleyhi vesselem zaten haber vermiştir. 4 büyük mezhebe göre hareket etmezsen abdest bile alamazsın. Benim dediğim adamlar sahih hadisleri bile inkâr ediyor. Kuran'da rekat sayısı yazmıyor ise o zaman kafana göre kılabilirsin namazı diyorlar. Şimdi bu adam kâfir olmuş olmuyor mu?
Peygamber nerede haber vermiş mesela mezheplerin olacağını, kaynağın nedir?
Mezhepler kendisinin vefatından yaklaşık 200 sene sonra çıkmıştır ortaya ve ortaya çıkma nedeni de peygamberin sünnetini tam olarak bilememekten kaynaklıdır örneğin birisi karşı cins eline değince abdest bozulur derken diğeri kan bozar diyor yani iki tarafta hangisinin bozduğundan emin olamadığından farklı görüşlerde bulunuyor.
Fıkhen bu mezheplerdeki suç ve cezaları da farklıdır yani kimisi namaz kılmayanı hapsederen Hanbeliler öldürme yoluna giderler yani bu fıkıh kanunları arasında ciddi fark olduğunu gösterir.
Abdest alma vs konusuna gelirsen tabiki aktarılan kaynakların çoğunda benzer şekilde anlatılır, mezheplerden daha önce anlatılır zaten abdest vb konular.
@SporcuMan18013“Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Peygambere itaat edin ve sizden olan ulü’l-emre itaat edin. Eğer Allah'a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, herhangi bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz onu Allah ve Resulüne götürün. Bu daha iyidir ve sonuç bakımından da daha güzeldir.” (Nisa, 4/59)
Ayette geçen “ulü’l-emr” tabirinden maksat; âlimlerdir. Bu mana, Kur’an’ı en iyi anlayan İbn-i Abbas, Cabir İbni Abdullah, İmam Mücahid, İmam Hasan, İmamAta ve birçok âlim tarafından rivayet edilmiştir.
İmam Kurtubi, tefsirinde İmamMalik’in de aynı görüşte olduğunu nakleder.
İmam Dahhak’a göre de ulü’l-emr; dini en iyi bilen fıkıh âlimleridir.
Celalettin Suyuti gibi 200.000 hadisi ezberlemiş büyük bir âlim “Itkan” adlı eserinde ulü’l-emrin din ve fıkıh âlimleri olduğunu bildirmiştir.
Bak mesela yukarıdaki ayeti kafana göre tefsir ettin şu an. Şunlar alimlerdir dedin oysa ulül-emir demek dinen meşru olan kurallara göre söylenene uyun demektir yani alimlerle alakası bile yok söylediğin kelimenin manasının.
Şimdi aslında o anlama gelmiyor çünkü sözlük anlamı vs bambaşka fakat sen kafana göre alim diyenlerin sözüne inanıyorsun.
Bende başka yorumlayayım o zaman ve çevremde buna inananlara göre bir grup toplayayım şimdi bunun dini meşruluğu neresi tam olarak?
O ayetin kelimesel anlamıyla tefsiri şudur.
Allaha, peygambere uyun ve sizi dini hükümlerın tamamına uygun yöneten yöneticilere itaat edin.
Yoo kafama göre değil bu sitede detaylı şekilde yer alıyor mezheplerin olacağı zaten.
www.google.com/.../mezhepler-dosyasi-birinci-bolum%3famp
Al bu da hadis kaynakları: Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Ümmetim[in âlimleri] dalalet olan bir şeyde icma yapmaz!) [İ. Ahmed]
(Allahü teâlânın rızası, icmadadır. Cemaatten ayrılan, Cehenneme gider.) [İbni Asakir]
(Ümmetim[in âlimleri], hiç bir zaman dalalette icma yapmazlar. İhtilaf olunca sivad-ı a'zama [Ehl-i sünnet âlimlerinin ekseriyetinin bildirdiği yola] tâbi olun!) [İbni Mace]
Dört mezhepten başkasıyla amel etmek caiz değildir, bunda icma hâsıl olmuştur. (El-Mesail-ül-müntehabatü fir-risaleti vel vesileti)
2- Tefsirlerde bildirildiği için vacibdir:
Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(O gün, her fırkayı imamları ile çağırırız!) [İsra 71]
Kadi Beydavi hazretleri, bu âyeti (Her ümmeti peygamberleri ve dinde uydukları imamları ile çağırırız) şeklinde açıklamıştır.
Ruh-ul beyan ve Tefsir-i Hüseyni’de ise, (Herkes mezhebinin imamı ile çağırılır. Mesela "Ya Şafii" veya "Ya Hanefi" denir) şeklinde açıklanmaktadır. Bu açıklamalar da, dört hak mezhepten birine uymanın vacib olduğunu göstermektedir. Yine Kur’an-ı kerimde buyuruluyor ki:
(Müminlerin [itikad ve ameldeki] yolundan ayrılan Cehenneme gider.) [Nisa 115]
https://m.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=719
Bu yazdıklarının hiçbirisi peygamberin sözü değil ve ayetlerde de 4 mezheple ilgili tek bir ayet yok.
Hacı bence sen hangi tarikata mensupsan o işleri biraz bırakıp daha çok kitap vs oku çünkü söylediğin şeyleri ispatlamakla alakası olmayan şeyler atıyorsun sadece.
Mezheplerin doğruluğunu mezhep üyelerinin sözleriyle kanıtlamaya çalışmak tam bir akıl tutulmasıdır.
Sana kolay gelsin, iyi akşamlar...
@SporcuMan18013[Buhari ve diğer hadis âlimlerinin rivayet ettiği hadis-i şerifte, (İman, süreyya yıldızına çıksa Fâris oğullarından biri elbette alıp gelir) buyuruldu. Buhari’nin diğer bir rivayetinde ise, (Allah’a yemin ederim ki, din, süreyya yıldızında asılı olsa, onu Fâris oğullarından, acemlerden bir zât alacaktır) buyuruldu. Fâris, İran’ın Fers denilen memleketindeki insanlar demektir. İmam-ı a’zamın dedesi buradandır. Bu hadis-i şerifin imam-ı a’zamı gösterdiği açıktır.
İmam-ı Süyuti; “Bu hadiste Ebu Hanife’nin kastedildiği pek âşikârdır. Bunda şüphe yoktur. Çünkü Acemlerden, ilimde Ebu Hanife derecesine varan tek bir kimse yoktur” buyurdu.] Sen şimdi Buhari nin de peygamber efendimiz sallallahu aleyhi vesselem den naklettiği hadisleri de inkâr ediyorsan bence imanını yokla derim
Kardeş sen okuduğunu da pek anlayamıyorsun.
Ben sana diyorum ki madem 4 mezhep çıkacaktı bunu peygamberin söylediğine dair net bir hadis at ama senin attığın hadisler bambaşka konularda tamamen birilerinin yorumuna göre itilip kakılarak anlam yüklemeye çalışılan hadisler.
Yani bence sen imandan önce ciddi bir okuduğunu anlama ve yorumlama konusunda destek al çünkü çok vahim durumdasın.
Daha mezheplerin niye ortaya çıktığının dahi farkında değilsin ve peygamberin bölünmeyi savunabileceğine inanıyorsun felaket bir durumdasınız işte ortadoğu tam da bu kafa yüzünden bu halde.
Sen İslam âlimlerinden kendini üstün sanıp idaha Buhari kaynaklı hadislerin hepsinin sahih ve peygamber efendimiz sallallahu aleyhi Vesselem'den alıntı olduğunu bilmeden kendi kafana göre din uydurduğun için bugün ortalık senin gibi bid'at ehli dolu
İslam âlimleri, hadis uydurmanın ve uydurulmuş hadisi nakletmenin vebalinin büyüklüğünü bildikleri için, kitaplarına uydurma hadis almazlar. Çünkü hadis-i şerifte, (Benden duyduğunuz âyet ve hadisi tebliğ edin! Beni İsrailden bildirdiklerimi de söyleyin! Yalnız bana bilerek yalan isnat eden, Cehennemdeki yerine hazırlansın!) buyuruluyor. (Buhari) şeytan da senin gibi herkesten üstün sanıyordu kendini bu yüzden kibrine yenik düşerek lanetlendi. Allah sana da önce akıl fikir sonra da hidayet versin ki kibrinden kurtulursun belki.
@SporcuMan18013 kardeş yukarıda ismi geçen isimlerin hayatı, çöllerde kimlerin sahih hadisler rivayet ettiğini kimlerin uydurma hadis rivayet ettiğini ayırt etmek için geçmiştir. Sen kim oluyorsunda onların bildirdiği hadislerin peygamber efendimiz sallallahu aleyhi vesselem'e ait olmadığını isnat ediyorsun? Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi vesselem ile birlikte mi yaşadın da ona ait olup olmadığına karar veriyorsun? Madem ona ait değilse neye dayanarak bu tezi ortaya atıyorsun. Bu alimlerimizden çok daha bilgili isen kaftane Arapça hadis metni okudun da çözdün bu işi? Kaftane Arapça hadis, fıkıh, siyer kitabı okudun da peygamber efendimize ait olmadığına karar kılıyorsun? Madem değil neden ispatın yok olmadığına dair? Bu alimlerin hayatını buna adamış iken sen oturduğun yerden neye göre kime göre sallıyorsun?
@Handsomehell01 Sen kimsin ki doğruluğuna eminsin birader.
Peygamberin benden ne duyduysanız hepsini yakın diye hadisi de var ona bakarsan.
Sizin şu tarikatçılığınız ne hale getirdi be dini.
Bilginiz yok, alakası olmayan şeyleri öne sürüp milleti dinsizlikle suçluyorsunuz.
Cahil kalmışsın kardeş cahil.
@SporcuMan18013 sen her duyduğun hadisin neden ne anlama geldiğini araştırmadan bodaslama inanıyorsun? O dediğin hadis Tirmizî kaynaklı ve aynı Tirmizî başka yerde Peygamber efendimizin hadislerini teşvik ediyor. Seni cebinden çıkartırım ilim konusunda. O yüzden millete ders vermeden önce dersine İyi çalış.
@SporcuMan18013 bir de tarikata laf atıyor Ebu Cehil'in torunu. Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi vesselem'in müjdelediği Fatih Sultan Mehmet Han'ın neden Şeyhi vardı? Osmangazi'nin şeyhi neden Şeyh Edebali idi? Dünyayı ötturen Kanunî Sultan Süleyman'ın neden Şeyhi Yahya Efendi idi ey Ebu Cehil tohumu
Kızlardan ilk cevabı sen paylaş ve
3 Xper puan fazladan kazan!