Güncellemeler
+1 yıl
Lütfen hakaret edip akabinde engellemenin bana bir etkisi olduğunu düşünmeyin bu sadece gizli karakterinizi küçük görmeme neden oluyor açığa çıkmasanızda.
İslam Dininde gerçekten bir insanı en doğru şekilde eğiten ahlaki öğretileriyle dolu bir rehberi var.
Güzel Ahlâk sahibi olabilmenin hayat ve kişinin yaşamı üzerindeki etkilerini, neden olması gerektiğini çok güzel örneklerle ve açıklamalarla sunuluyor.
Bu öğretileri anlamak ve hayatınıza uygulamak için ne 5 vakit kılmak zorundasınız nede inanmak zorundasınız.
Kendi cevabını paylaşmak ister misin?
Kızlar & Erkekler Ne Diyor?
Cevap
2Cevap
Ahlaka sahip olmak için dine lüzum yoktur. Yani bir ateist de ahlaka sahip olabilir ama sahip olmaya mecbur değildir, yani sahip olmayadabilir.
İnsan ahlaka sahip olmak zorundadır aksi taktirde fazlaca mutsuz, depresif ve bencilce bir yaşam sürüyor maalesef.
Neye dayanarak mutsuz, depresif ve bencil olduklarını iddia ediyorsun ahlaka sahip olmayanların? Ahlakın amacı bireylerin birbirleriyle ilişkilerini, birbirlerine olan yaklaşımını, birbirlerine olan muamelelerini vs. düzenlemek bu şekilde toplumsal bir düzen oluşturmayı hedefler. Aslında toplumsal düzen için ahlak gerekli. Aksi halde kavramlar çok birbirlerine giriyor.
Öncelikle ahlaktan neyi kastettiğimizi başlayarak devam edelim.
Ahlak felsefesi, ''iyi'' ve ''doğru'' gibi kavramlar üzerinden evrensel ahlak kriterlerini belirleyen bir disiplindir.
Sözlük anlamına göre : insanın doğuştan getirdiği ya da sonradan kazandığı birtakım tutum ve davranışların tümü.
Bu anlamlara göre aslında ahlak'a sahip olmamak diye bir şey yok, her toplumun belli bir ahlaki yapıları olduğu gibi doğuştan gelen öğrenilmiş ahlaki değerlerde mevcuttur.
Doğuştan gelen ( Hayatta kalmak için öğrenilen ) ve Sonradan öğretilen ( Toplumsak Ahlak ) diye 2 'ye ayırabiliriz.
Doğuştan gelen ahlâki değerlerde örneklemek gerekirse aslında bebeklikten itibaren hayatta kalma iç güdüleriyle öğrenilmeye başlanılır. Tek başına hayatta kalmanın mümkün olmadığı bir ortamda yardımlaşmanın değeri anlaşılmaya başlanır.
Sonradan öğretilen ahlâki değerlere örneklemek gerekirse geçmişte soyunun tecrübelerinden ortaya çıkmış ve neyi yaparsa doğru ilerleyebileceğini belirleyen ilkeler ortaya çıkmaya başlar.
Toplum içinde sesli konuşmamalısınız ya da küfürlü konuşmak karakteri zedeler gibi,
Bu yargılardan yola çıkarak Güzel Ahlâk ve Kötü Ahlâk olarak 2 ye ayırırız.
Güzel Ahlâk insanı daima doğru çizgi de tutmayı amaçlarken
Kötü Ahlâk ise insanı çizgi dışında tutmayı amaçlar.
Kötü Ahlâkı örneklemek gerekirse, Sahip olduklarını paylaşmamalısın ya da Küfretmek özgürlüğümüzün bir parçasıdır.
Halbuki paylaştığın da yardımcı olursun yardımcı olduğunda da yaşadığım toplumun iyileşmesine katkı da bulunursun buda yaşayacağın olayları olumlu olarak sana yansımasını sağlar. Sokakta sakat birini iyileştirmek sakat olanın gördüğü iyi muamele karşısında başkasına yardımcı olmasını sağlarken sakat birine küfretmek/aşağılamak hem karakterinizi zedeler ve bencilce arzuların içine düşmenize neden olurken hem de yaptığınız muamele ile sakat olanın başkasına kötü muamele de bulunduğunu ve bunun ileri de yaşamınızda kötü bir şey olarak çıkmasına neden olur.
Güzel Ahlâk Bilgece yaşamı, Sakinliği, Doğru çizgiyi hedeflerken
Kötü Ahlâk daha dar bir kalıpta bencilce arzular ve hevesler neticesinde oluşur buda yaşamı tamamen karanlık ve mutsuz kılar.
Eğer ahlakı iyi, doğru ve faydalı olan her eylem ve söylem şeklinde tanımlarsak o vakit ahlakı iyi ahlak ve kötü ahlak diye ikiye ayırmak bu tanımla çelişmez mi? Bu durumda kötü ahlak esasen ahlaksızlık olmuyor mu? Yazdıkların gayet tatmin edici lakin ahlakın evrensel olduğuna inanmıyorum. Zira 1950'ye kadar bizim küresel ahlakımız çocuk işçi çalıştırmayı mazur görmezken bugün 18 yaş altını çalıştırmak suç. Ahlakın içeriği zamana ve mekana göre değişebiliyor.
Denildiği gibi "İyi, Faydacı, Doğru" Ahlâk ve bu değişime kapalıdır.
Ahlaksızlık sadece toplum dilindedir kastettiği kötü ahlâk tır.
Bahsettiğiniz örnek sonradan öğretilen ahlâk bilgisine giriyor. Elbetteki bu toplumda dahil olmak üzere tüm toplumlarda farklı ve değişim halindedir.
Ahlâkı evrensel kılan güzel ahlaktır.
Evrensel kılmayan ise kötü ahlaktır.
Bir toplum kötü ahlâkın koruyucu gücünden faydalanarak disiplini belirlerse mutsuz, karanlık ve bencilce yaşama sürüklenir.
Bir toplum güzel ahlâkın koruyucu gücünden faydalanarak disiplini belirlerse aydınlık, mutlu ve birlik dolu yaşama ulaşır.
Toplumsal güç ve mutluluk ise güzel ahlâka sahip topluluklara kaymaya başlar.
Burada dikkat edilmesi gereken husus şudur.
Güzel Ahlâkta Kötü Ahlâkta kalıcı değildir.
Çünkü buna yönelimi yapan insandır ve insan daima kararları değişim halinde olan, her an çizgiden ayrılabilen, sürekli seçim halinde olan varlıktır.
Dolayısıyla Güzel ahlâkı hayat boyu benimsemeli ve bencilce arzuların barındıran kötü Ahlâktan uzak durmak konusunda telkin halinde olmamız gerekir.
İster tamamen materyalist olsun isterse daha farklı öğretilere sahip olsun. İnsanlık olarak daima en güzel ahlakın peşinde olmamız gerekiyor. Olur da bir gün öğretilerimiz güzel ahlaka yok sayan kararlar vermemize neden olur ( Küfretmek özgürlüğün parçasıdır gibi ) İşte o zaman karanlık bir nokta ya yelken açtığımızın farkında olmaliyiz ki dümeni son anda kirmamiz gerektiğini bilelim.
Doğuştan gelen ahlak dediğin esasen içgüdü oluyor. Yani içgüdülerimiz bizi hayatta tutmaya, hayata adapte etmeye çalışır. Bizim için faydalıdır. Aynı türe mensup kişiler aynı içgüdülere sahiptir, hatta birbirlerine yakın akraba, kuzen vs. olan türlerde de aynı ya da benzer içgüdüler gözlemlenir. Bu durumda ahlak sadece insana mahsus bir şey değil. Diğer hayvanlarda da bizim kadar olmasa da bir ahlak kavramı var. Kedi yavrusu kardeşleri düşün, bu kardeşler üreme çağına erdiğinde katiyen birbirleriyle çiftleşmezler. Bunda tabi ki maksat gem havuzunu zengin kılıp doğacak yavruların hayatta kalma şansını arttırmaktır. Biz insanlar da belki bunu düşünmesek bile cinsel manada kardeşlerimizden en uzak noktadayız. Bu da bir ahlak esasen. Evet, ahlakın genetik kökeni var. Bu genlerden bize miras kalan ahlak da evrensel gibi gözüküyor, zira her hayvanda bu davranış var. Ama öte yandan bizim sonradan ahlaka dahil ettiğimiz olguların evrensel olduğuna katiyen inanmıyorum.
Karısını aldatan bir adam sence kötü ahlaklı mıdır yoksa ahlaksız mı. Ahlak kişiye fayda sağlıyorsa aslında bir bakıma karısını aldatan adam cinsel olarak kendisini tatmin ederek kendisi için faydalı bir eylem yapmış olmuyor mu, cinsellik de netice itibariyle yemek içmek gibi bir ihtiyaç ve belki de karısı adamı ilgisiz ve tatminsiz bıraktı. Bu adama kötü ahlaklı, ahlaksız vs. diyebilir miyiz.
Elbette hayvanlarda da ahlâki değerler vardır ama algılayabildikleri kadar.
Bu yüzden her canlı kendi yapısına en doğru uyan ahlâkı değerleri benimsemeye çalışır. Hayvanın sahibine ya da ona yardimci olan canlilara zarar vermek istememesi, sevmeye çalışması gibi.
Fakat Hayvanlar insanlar gibi daha geniş yelpazede düşünebilen canlılar olmadığı için ahlaki değerleri de kısıtlıdır.
İnsan hayvanlardan daha akıllı ve düşünce kapasitesi daha geniştir dolayisiyla ahlaki değerleri de hayvanlarla eş ya da basit kalıplardan ibaret değildir.
Evrensel olmadığını düşündüğünüz ahlâki değerler nedir?
Ama şimdi aldatıldığını öğrenen kadın da adamı bu yaptığına pişman edebilir, yaptığı ortaya çıkması durumunda karısından, varsa çocuklarından olur ve ömür boyu nafakaya da mahkum edilir. Başta fayda veren eylem akabinde ağır zaiyatlara sebep olabilir. O zaman başta fayda sağlasa da sonradan çok daha büyük kayba sebep olan eylemler de kötü ahlaka ya da ahlaksızlığa örnek midir.
Evrensel ahlak kuralları şunlardır;
Saygı: İnsanların kendisine ve diğerlerine saygı göstermesini, yani başkalarının fiziksel ve ruhsal sağlığını bozacak davranışlardan kaçınılmasını ifade etmektedir.
Güvenilirlik: Her bakımdan güvenilecek bir insan olmayı ve başkalarına da güvenmeyi anlatmaktadır.
Sorumluluk: İnsanın ailesine, çevresine, arkadaşlarına, işyerine, dinine karşı sorumluluklarını yerine getirmesini, topluma karşı genel olarak iyi olanı yapmasını dile getirmektedir.
Adil olmak: Başkalarına karşı adil olmayı ve herkese eşit şartlarda eşit muamele etmeyi ifade etmektedir.
Şefkatli olmak: Duyarlılığı ve nezaketi anlatır.
Bunların dışında olan toplumlar Tarih boyunca kötülenmiş ve bu kurallar çerçevesinde hareket eden toplumlar güç kazanmış dışına çıkmış toplumlarsa güç kaybetmeye başlamıştır.
Zaten insanların yapısında ahlaki bir terazi olduğunu düşünüyorum
terazi şaşmaya başladığında korku umutsuzluk hüzün acı da beraberinde gelmeye başlar
Evrensel olmadığını düşündüğüm ahlaki unsurlar şunlar; çocuk işçilik tabi. Normal şartlar altında çocuğun işi çalışmak değil okumaktır ama olağandışı hallerde çocuk işçilik yasal olabilir aslında. Çok eşlilik, kadın erkek nüfusu neredeyse denkken tamamen karşıyım. Ama cinsiyetler arası uçurum oluşursa sayıca az olan cins birden fazla partner edinmesi abes değil hatta mecburiyet. Evlilik yaşı, 18 yaş altına normal şartlarda yasak olmakla beraber anayasada da bu alt limit olağandışı hallerde 15 e kadar düşürülebiliyor. Kölelik, köleliğe karşı değilim ama hürriyetin de tüm insanların hakkı olduğu kanaatindeyim, bin sene evvel dünyanın her yerinde kölelik vardı ve sahipler bu durumdan gayet memnundu, kölelerin çoğu bile kölelikten şikayetçi değildi, sadece sahiplerinden gördükleri kötü muameleden şikayetçiydi. Yakın akrabalar arası evlilik, anayasa izin vermekle beraber toplum içinde artık akraba evliliği hoş karşılanmıyor, hele gençler sert bir şekilde karşı akraba evliliğine. Benim şahsi fikrim, insan nüfusu çok azalmadıkça ve sadece akrabalarımızla temas halinde olduğumuz bi zaman gelmedikçe pek tercih etmemek ama gönül bu, kuzenine aşık olmuşsa bir adam, onun suçu ne. Belki sen kuzeninle kardeş gibi büyüdün, o gözle bakamayabilirsin ama herkes öyle büyümüyor. Evrensellik zamana, mekana ve duruma göre değişmezlik değil mi ama tüm bu ahlaki unsurlar değişkenlik gösterebiliyor.
Bahsettikleriniz evrensel değil. Bahsettiklerim evrensel.
Evet, doğuştan gelen ahlak evrensel olabilir ama toplumsal ahlak değişir. Kötü ahlak veya ahlaksızlık, ikisi de birbiri yerine kullanılabilir zira aynı mânâda kullanılıyor
İslama inanmak zorundasınız demenin değişik bir yolu bu saçma ama gerçek
Bu yol ile islama inanma ihtimalinizden korkuyor olabilirsiniz bunu anlayabiliyorum
ama bundan şu şekilde uzak durabilirsiniz.
Her din iyilik yap der İyilik kisvesi altında paylaşmak ve yardımcı olmak vardır.
Bu ise insana uyan bir şeydir
bu şekilde açıklayayım size.
Müslüman san İslama uymak zorundasın değilsen iyi insan olabilirsin ama cennette giremezsin Allah'ın rızasını kazanamazsın
İnançlı olmakta inançsız olmakta kişi takdirinde bu yol boyunca nelerle karşılaşır insan bilemeyiz.
Fakat ne iyi insan olmaya ne de kötü insan olmaya çalışın sadece sizin için daima en doğru olandan gidin.
Bu yaşamınız boyunca mutluluğunuz ve doğru çizgide olmanız için gereken koşul.
İslam'da kötü olan hiç bir şey yoktur.
Dinlerin hepsinde bu koşul geçerlidir, burada mühim olan doğru ahlâkı çizgileriniz.
Bu yüzden islama inanmak zorunda degilsiniz ahlâkı öğütlerini uygulamak icin.
Hayati tamamlayan cinsten.
İslam'ı ahlaki yönden ele alan biri kabul eden biri İslam'ı bir bütün olarak kabullenmesi daha kolay olur
Bu ihtimalin varligi gercegi degistirir mi? Sungerboba donusme ihtimalimizin olmasi sungerboba donusmeyecegimizin gercegini degistirir mi
ben işin sonuna bakarım ihtimallere değil
sizi korkutan şey nedir? yani işin sonunda islamı kabul etmekten mi korkuyorsunuz?
İslam'ı kabul ediyorum ben imansız ölmekten korkuyorum
Kızlardan ilk cevabı sen paylaş ve
3 Xper puan fazladan kazan!