Engelli çocuğu olan annelerin varsa işlerini bırakmak zorunda kaldığını, maddi durumları iyi değilse ekonomik sıkıntılar çektiğini belirten Şenay Keçeci., şunları söyledi:
“Engellilik ve yoksulluk kardeştir. Yeterince paranız varsa engelli çocuğunuzu emanet edebileceğiniz özel hatta evde yatılı bakıcılar çalıştırabilirsiniz. Engelli çocuğunuzun bakımı yapılırken çalışabilirsiniz, sosyal hayatınıza devam edebilirsiniz, ameliyatınızı olabilirsiniz, kuaförünüze gidebilir, evinizi çocuğunuzun engel durumuna göre erişilebilir hale getirebilir, eğitimi için gerekli her şeyi yapabilirsiniz.
Paranız yoksa, engellilik, yoksulluk, çocuk ve kadın olmanın en acımasız halini yaşarsınız. Ve bu hayat hiç adil olmayan, yalnızlaştıran, ötekileştiren, travmalara sokan, çaresizliklerle dolu. O yüzden engellilik yoksulluğu, yoksulluk engelliliği daha da arttıran bir durum. Sadece engellilerin değil, hasta, yaşlı, yatalak vb. durumlarda da bakım yapanlar genellikle kadın. 24 saatleri bakım yaptıkları kişiyle geçiyor, iki kişi tek kişilik bir hayat yaşıyor.”
Engelli çocukları olan ailelerde erkeklerin evi terk etmesi ve boşanması, ağır engelliyi anneyle baş başa bırakması sık rastlanan davranışlar. Bazı babalar durumu kabullenmeyerek, zor bir hayat yaşamaktansa gitmeyi seçiyor.
Keçeci, devletin kendi yapması gereken bir işi sigortasız ve asgari ücretin altında bir ücretle kadınlara ya da aile yakınlarından birine yaptırdığını söyledi: “Türk-İş’in eylülde açıkladığı açlık ve yoksulluk sınırı verilerinde dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 23 bin 599,93 lirayken eşi tarafından terk edilmiş, engelli çocuğuna bakan bir anneye 3 bin 340 lira vermek, ‘Siz yaşamayın’ demekle eş değer. Her gün artarak devam eden zamları da düşününce engelli ailelerin yaşamaları imkansız çünkü engelli bakımı özel beslenme, hijyen koşulları vs. isteyen bir durum.
Sosyal devlet bütün vatandaşlarının eğitim, barınma, sağlık, hak ve özgürlüklerinden sorumlu ve üzerine düşeni yapmalı. Oysa devlet görevi yapmadığı gibi 10-20-30 yıl boyunca anneyi sigortasız ve asgari ücretin altında çalıştırıyor.”
Anayasanın 60’ıncı maddesinde “Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır…” dendiğini hatırlatan Keçeci, şöyle devam etti: “Anayasanın ilgili hükmünün uygulanması ve söz konusu hak ihlalinin ortadan kaldırılması için engelli bakımını üstlenen kadınların sosyal güvenlik primlerinin devlet tarafından karşılanmasını ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun, ‘sigortalı sayılanlar’ başlıklı dördüncü maddesine ‘evde engelli bakımını üstelenenler’ ibaresinin eklenmesi gerekiyor. Ayrıca sosyal güvenlik primlerinin devlet tarafından karşılanması ve çocuğunu kaybettiğinde emeklilik hakkı verilmesini talep ediyoruz.”

Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer