Küçük istavrit, yiyecek bir şey sanıp hızla atıldı çapariye. Önce müthiş bir acı duydu dudağında. Gümbür gümbür oldu yüreği, sonra hızla çekildi yukarıya.
Aslında hep merak etmişti denizlerin üstünü; neye benzerdi acep gökyüzü? Bir yanda büyük bir merak, bir yanda ölüm korkusu.
Ne çâre balıkçının parmakları hoyratça kavradı onu. Küçük istavrit anladı; yolun sonu. Koca denizlere sığmazdı yüreği, oysa şimdi yüzerken küçücük yeşil leğende cansız uzanıvermiş dostlarına değiyordu minik yüzgeci.
İnsanlar gelip geçtiler önünden: bir kedi yalanarak baktı gözünün içine. Yavaşça karardı dünya, başı da dönüyordu. Son bir defa düşündü derin mâviyi, beyaz mercanı. Bir de yeşil yosunu.
İşte tam o anda eğilip aldım onu. Yürüdüm deniz kenarına, bir öpücük kondurdum başına, iki damla gözyaşından ibâret sâde bir törenle saldım denizin sularına.
Bir an öylece bakakaldı. Sonra sevinçle dibe daldı gitti, bütün kederimi söküp atarak. Teşekkürü de ihmal etmemişti; birkaç değerli pulunu elime, avuçlarıma bırakarak. Balıkçı ve kedi şaşkın baktılar yüzüme: sorar gibiydiler, neden yaptın bunu niye.
"Bir gün" dedim "bulursam kendimi yeşil leğendeki küçük istavrit kadar çaresiz, son ana kadar hep bir ümidim olsun diye." ____________________________________
"Ya ümitsizsiniz, ya da ümit sizsiniz; Ya çaresizsiniz, ya da çare sizsiniz."
Biliyordum bu detaydaki hikayeyi. Evet, ümitli biri oldum her zaman. Ümidimizi kaybedip umutsuz biri olursak hayat yaşanmaz hale gelir bence, sokakta her yerde somurtkan yüzler vesaire.. Hayat geçmez ki öyle, hemen bir şey oldu diye yelkenleri suya indirmek bana göre değil. Ama yeri geldi isyan ettim ergenlik zamanlarımda da şu an ki yaşımda da pesimist düşünceler etrafımı sardığı oldu, fakat içten içe de vardı hep bir ümidim. Hayatta herkesin elbet inişleri ve çıkışları olmuştur diye düşünüyorum. Ben o olumsuzluklarda bile, ne kadar pes ediyorum desem de sözdeydi aslında, pes etmedim hiçbir zaman.
Hayatın acımasız hoyratlıklarına rağmen naçar gönlümüze batan amansız dikenlere aldırış etmeyip şükrederek her daim tebessüm etmeyi, binaenaleyh, akıbetimize dair meşum ve de mefhum ahvalleri bir kenara bırakmayı düstur edinip müsbet yönde tefekküre dalmayı kendime bir borç bilirim.