Abd, ab, israil, japonya, Güney kore, Kanada.. vs ülkelerden oluşan batı ittifakı, menfaatlerine göre istedikleri ülkeye baskı uygulayıp, gerek ekonomik gerekse askeri alanda üstünlüklerini kabul ettiriyorlar. Bunu tıpkı bir eşkiya çetesi gibi geçmişte Çin firması olan Huaweiye, bugün ise Rusya' ya karşı yapiyorlar. Tabi daha öncesinde ülkemize karşı yaptıkları saldırı ve savaşlar da var.
Rusya' ya karşı uyguladıkları ahlaki, hukuksal değerleri yok sayan ambargo ve dışlamaları, yeni bir dünya düzeninin kurulmasını tetikler mi? Yoksa batılı emperyal güçlerin dünya üzerindeki bu yaptırım gücü engellenemez mi?
Batı ittifakının gücünü dengeleyebilecek yeni bir dünya düzeni kurulur mu?
İttifaklar zamanın getirilerine duruma göre her an değişiklik gösteriyor. Menfaatler çıkarlar doğrultusunda hersey mümkün. Herkes herkesle o anki menfaatleri doğrultusunda ittifak kurar veya menfaatleri doğrultusunda satar...
Gerekli olduğu sürece menfaatleri doğrultusunda ittifak halindeler fakat onlarında çekişmeleri olduğu sürece tamamen bir ittifak kuramazlar gibi geliyor bana. Sonuçta bunu her ülke yapıyor biz bile işimize geldiği öyle ittifak kuruyoruz. Heryerde herkesleyiz her an iyi veya kötü oluyor. uz
S. Huntington'un medeniyetler tanımına göre Batı medeniyeti Rusya merkezli Ortodoks medeniyetiyle çarpışma halinde. Rusya'nın önderliğini yaptığı bu medeniyet grubu Asya bloğuna da bağlı oluşu Batıyı tedirgin ediyor. Ukrayna üzerinden Rusya yı kışkırtıp onu yıpratarak gelecekte ki olası Asya merkezli dengeleyici bir güc birliğinin önüne geçilmeye çalışılıyor. Bu yaptırımların bu denli ağır olmasını ( tüm dünya ekonomileri de etkilenmekte) göze almaları boşuna değil.
Aslında teknolojik gelişmelerin derin planların da eskinin siyasi güç çekişmelerini yokedecek, tüm dünya insanlarını etkileyecek görünürde yararlı fakat uzun sürede öngörülemeyecek yıkıcı etki yaratacak birçok gelişme yaşanıyor. Bu nedenle gelecek bin yıl önceki bin yıl gibi siyaset temelli değil ticaret odaklı teknolojik kaygılarla bir düzen sağlayacak gibi görünüyor. Biz göremesekte Batı ve Doğu ayrı mı kalmadan insanoğlu aynı değirmene su taşımak zorunda bırakılacak gibi duruyor.
Gelecek bin yıl öngörüsünün tutma olasiligi düşük. Birçok umulmayan gelişme olabilir. Hatta farklı dünya dışı güçlerle olabilecek karsilasmalar bütün hesaplari değiştirir. Veya o ana kadar dünya, dünyadaki canlı varlığı tamamen veya kısmen yok olabilir. Gelişmelerin sin derede hızlı olduğu çağımızda bana göre en fazla gelecek 100 yıl için yaklaşık öngörüler mümkün.
Mars a ilk kolonilerin ulaşıp yaşamaya başlamasıyla dünya da din ve siyaset odaklı çatışmalar anlamsızlaşacak. Belki de kolonial bir çağ bile başlatabilir bu olay. İnsanların zihninde dünya ya hapis olmadıkları fikri yeşerdikçe artan talep ve gelişmeler bu süreci hızlandıracak ki bahsettiğim dönemin fitilini ateşleyecek bir etki yaratacaktır bana göre. Tabi ki öngörü günümüzden ne kadar ilerisi için yapılırsa geçerliliğini yitirecek olasılıklar dahil olacaktır sürece. Fakat belirtmek istediğim bu bin yılın görece uzay, teknoloji ve ticaret zeminleri üzerinde olabileceği durumudur.
aslında izlediklerimiz tiyatrodan ibaret. Ben danışıklı dövüş olduğunu düşünüyorum herşeyin. Paylaşım yani. Sen orayı al burası senin olsun şurası benim olsun. O yaptırımlarda halkların gözünü boyama amaçlı yani üstünü örtmek için asıl planladıkları şeylerin medyaya farklı yansıtıyorlar. İnsanları umursadıkları falan yok yani kim ölmüş kim kalmış umursamazlar.
Kuzey karıştı, göney karıştı. Fırsat bulsalar bize acımaycekler ama her yerden Ruslar sardı etrafınızı. Saldırsalar, batı yardım etmez. Zarureten doğu güçleniyor.