Merhaba, Arkadaşlar yaşamsal faktörler göz önünde bulundurursak insanların birtakım Olumsuzluklar çerçevesinde hayatını idame ettirmesi gerekiyor. Peki ya siz bu olumsuzluklar karşısında nasıl bir tavır sergiliyorsunuz?
Yeniden küllerimden doğdum ve kendime daha güçlü ayağa kalkacaksın dedim hep. Düşmekte güzel kimin ne olduğunu o zaman anlıyorsun. Düştüğünde görüyorsun sinsi yılanları ve daha güçlü kalkıyorsun ayağa sonrasında
Sizi bu tecrübeye iten olaylar zincirini aslında tebrik etmek gerekir... Düşmek güzeldir. Yeniden ayağa kalkabilene ve Anka kuşu gibi küllerinden doğana tebrik ederim. Zoru başarıp gerçeği kendinize yansıtmayı başarmışsıniz...
Rica ederim 😊🌺 Herkesin bunu başarabilmesi dileğiyle. Düştükten sonra ayağa kalkmak öyle mükemmel bir his ki. Hiç düşmeden geçmiyor hayat, herkes düşüyor. Yürümeyi ilk öğrendiğimizde bile kaç kez düştük, en nihayetinde öğrendik. Taa bebeklikten beri başımıza geliyor bu eylem.. Düşe kalka öğreneceğiz hayatı, bazen düşürmek ve itmek isteyecekler bizi.. İdmanlı ve hazırlıksız olduğumuz için art niyetliler muvaffak olacak bu konuda ama insan düşe düşe öğrenecek tutunmayı, düşmemeyi, düştüğünü gizlemeyi.. Dimdik durmayı da öğrenecek ve dimdik durduğu zaman kimsenin kendisini deviremeyeceğini de görecek. Netice de düşmemek Allah'a mahsustur
İnsan her yaşında bir yeni şey öğrenir. Kimi sevgilisinden ayrılır kimi eşinden ayrılır kiminin sevdiği vefat eder.. Düşer kör zindan kuyulara çıkmak ister çıkış yolu arar kimi bulur hayatına devam eder. Kimi tercihini kör zindan kuyudan yana kullanır... Rabbim her kuluna kalp gözü ile görmeyi nasip etsin...
şu an ki yaşıma geldiğim ve net öğrendim tek şey vardır. Oda tecrübe her zaman yenilenebilir bir şey olduğudur.. Ve tecrübe asla eskimez... Güzel dilekleriniz için teşekkür ederim. 😊
Düşmek sorun değil kalkmasını bilene... hayat bu tecrübelerden elde edilen deneyim yiginidir zaten.. her daim güzeldir hayat yeter ki güzel bakmasini bilelim.
İnsan kendini geliştirdikçe hayata bakış açısı değişir. Burada önemli olan ilk alınan darbe ayağa kalkmaktır. Çünkü hayatın dönüm noktası burada başlar...
İlk alınan darbe diye bir şey yoktur hayatta bence.. eşinden/sevgilinden darbe yersin ilk olur, işinde olur, arkadaş çevrende olur farketmez hepsi ilktir sonuçta.. her darbede kendini içine kapatmak yerine aldığın derslere odaklanmak daha iyidir..
Tabii ki haklısınız. Velakin ilk darbe diye bir şey kesinlikle vardır. Ki zira bu darbeden sonra kişi psikolojik olarak çöker eğer toparlanmaz ise arabesk bir hayat yaşamak zorunda kalır. Amma velakin toparlanıp başına gelenden tecrübesini alıp yola devam ederse hayat onun için daha güzel olabilir.
Bu biraz insanların elinde olan bir durum... kimseye ya da birşeye o kadar sıkı sıkıya bağlanmamak, haddinden fazla değer vermemek ve güvenmemek gerek... herkesin bir sınırı cizgileri olmalı gecmeye çalışana bi dur demeyi bilmeli... böyle olunca alınan darbeler yıkıcı özellik taşımaz ya da etkisi az olur kanaatindeyim
Düşünceniz gayet yerinde ve doğru fakat çoğu insan bunu başaracak gücü kendisinde bulamaz enerjisi bitmiş akü gibi takviye ister. İşte bu noktada kişiyi gerçekten sevenler devreye girer ki düştüğü dip kuyudan onu çıkarırlar... Her insanın psikolojik evrimi farklıdır. Siz başınıza gelen zorlu olayları sağlam zihniniz sayesinde üzülmüşte olsanız atlatmış olabilirsiniz velakin bazı insanlar ne yazık ki öyle değildir. Etrafımız da örneği vuku bulan çok olay vardır...
Aslında her insan bunu başarabilecek güçtedir yeterki içindeki azim ve inancın farkına varsın yeterki kendini ben bunu da atlatabilirim diye telkinde bulunmayı bilsin.. yapamayanlar ya da kendinde o gücü bulamayanlarin olması normaldir bu acizlik değil duygusallıktan kaynaklıdır bence... bu durumda gerçekten yanında ayağa kalkmasına yardım edecek insanlar olanlara ne mutlu..
Bunu başarmak için duygusallığı bir kenara bırakıp psikolojik olarak olaylara yaklaşmak daha mantıklı gelir. Velakin bu durumları yaşayan insanların genel de duygu durum bozukluğu ve boşluğunda oldukları için başarmak olasılığı gayet düşüktür burada devreye sevdiklerinin girmesi daha olası ve yardım etmeleri kişi için en uygun olanıdır...
Vaktiyle yaşadığım ve bir soru karşısında kayıtsız kalmayıp yaşama döndüğüm durumdur diyebilirim...
Her insanın duygu durumu dediğiniz gibi çok farklılık gösteriyor ama ilk ya da son farketmez hangi darbenin daha yıkıcı olacağını bilemeyiz... bunlar da hayat tecrübesinden hayata bakış açısından kaynaklı olgular.. herkes düşer kalkar kimi daha güçlü olur kimi daha çekingen... önemli olan vazgeçmemek
Aslına bakarsanız olayın gerçekliği kilit kelimesi zaten ''VAZGEÇMEMEK'' çünkü vazgeçtiğinde kaybedersin vazgeçtiğin her şey senin için son bulur. Nasıl vefat ettiğinde herşeyin bitmesi gibi... Vazgeçmeden her zorluğa sizin gibi göğüs geren insanlar çok tecrübeli oluyor. Ve daha toy bir insan denk geldiğinde telkin de bulunabiliyor. Örneğin ''üzülme bu yaşadıkların gececi yarına odaklan'' demek bile zayıf insana güç verici bir ilham oluyor.
Burada hayata bakış açısı devreye giriyor... tecrübeler zaten yaşanmışlıklar yiginidir önemli olan ders çıkarıp yoluna önüne bakmak.. arkaya gecmise bakmadan yürümek en iyisi...
Hayata bakış açısı önemli bir rol oynamakta. At gözlüğü ile bakan birisi ne kadar ileri gidebilir ki. Fakat bakış açısı gelişmiş daima ileri bakan insanlar her daim kazanır. Ve insan geçmiş odaklı değil bugün ve gelecek odaklı yaşamalı..
Evet o yüzden insan kendini geliştirmekten asla vazgecmemeli... ben bunu biliyorum değil de acaba bildiğim gibi mi diye sorgulamalı... ancak o zaman daha da ileriye gidebilir... at gözlüğü benzetmesi tam yerinde bir tabir oldu.
Sevgi saygı hoşgörü anlayış edep haya güvenilirlik bunlar her insanda olması gereken özelliklerken günümüzde erdemli davranış olarak algılanıyor... bu da sanırım nereye gittiğimizi açıklamaya yetiyor... okumak anlamak gelişmek yetmiyor çevremizi de teşvik etmeli yönlendirmeliyiz. Bana dokunmayan yılan diye düşünmemeli insan
Sayılan değerler her ne kadar erdemli davranış olarak görülse de günümüz dünyasında çıkar değerler olarak görülüyor kişi istediğini elde edene kadar erdemli elde ettikten sonra eski haline bürünüyor... Ve Bizim insanımız ne yazık ki bana dokunmayan yılan bin yaşasın derdin olduğunda pek ileri gidemiyoruz.. Halbuki farkında olsalar birgün o yılanın da onlara dokunacak olduğunu bilseler hiç öyle düşünürler mi? Birlik olup yılanın başını birlikte ezerler fakat öncelikle insanımızın düşünce biçimi değişmeli daha insancıl daha yaşamsal düşünmeli...
Bir toplumu yok etmek istiyorsanız savaşarak bunu yapamazsınız. once dini sonra ahlaki değerlerini unutturup yozlastirmaniz gerekir.. böyle bir makale okumuştum üniversite yıllarında şimdi ne kadar doğru olduğunu yaşayıp görüyorum. Ne kadar acı!!!
Toplum Körelmeye müsait bir zamana girmiş üniversite yıllarında okuduğunuz makale de yazılanlar şu an yaşadıklarımizdir... Toplu tüfekli savaşlar öncedendi... Artık psikolojik, ekonomik, ahlaki, dini biyolojik, siber ve Etnik çatışma gibi bir çok türü vardır. Ve acı olan bizim saygı duyduğumuz değerlerin ayaklar altında çiğnenmesi Ve kimsenin buna ses çıkarmamasıdır.
Kesinlikle haklısınız... dejenerasyonun zirve yapmaya başladığı bir donemdeyiz ve bizi biz yapan hemen hemen herşeyi kaybetme eşiğini aşmış durumdayiz... Allah sonumuzu hayır etsin...
En İyi Cevaplar