Buna yakınımdakilerden dolayı sıkça şahit oluyorum. Asgari ücret verip, adeta tecavüz etmedikleri kalıyor. Uzun çalışma saatleri, haftada 1 gün izin, mecburi mesaiye kalmalar.. vs İnsanlara düşük ücretle, kendilerine hiç vakit ayiramayacak şekilde, adeta köle yaşamı öneriyorlar. Sonra aklı evvel birileri çıkıp, "iş çok ama insanlar iş beğenmiyor" diyip faturayı halka kesiyorlar.
Bu konuda sizin fikriniz nedir? Asgari ücretli birisi hangi şartlarda, nasıl çalıştırılmalı?
Asgari ücrete, azami performans istenmesi adil mi?
Asgari ücretin gerçek karşılığı vasıfsız elemandir. Eğitimi olmayan, bir bilgi ve becerisi olmayan, herhangi bir yeteneği olmayan ve her işe kosulabilecek kişidir. Ancak işsizlik bu boyutta olunca herkes bir şekilde geçimini saglamak zorunda kalip, bu asgari islere başvurup piyasayi yükseltiyor. Isverenin de isine geliyor, az paraya nitelikli eleman çalıştırıyor. Devlet buna göz yummasa, ani baskınlar yapıp nitelikli kişiyi tespit edip ağır ceza kesse, bir daha yapan olmaz. Özellikle çağrı merkezlerinde üniversite mezunu olup asgari ücrete çalışanlar var maalesef.
Niteliksiz insan mi kaldı? Niteliksiz bile olsa asgari ücret, ilk iş öğrenmede geçici bir süre için verilmeli. Diyelim ilk 3 ay. Bütün marketlerde kasiyerler hep üniv mezunu doldu. Kargocular, kuryeler.. vs de öyle. Artık maaslardan evvel çalışma kosullari sorgulanmali. Madem asgari ücret ve bir miktar uzeri ödenecek o zaman cok daha az saatler çalışılmalıdır. Haftada 1 gün izin bütün iş kollari için yetersiz bir durum..
Olmaz olur mu, mesela hamal niteliksiz bir insan olabilir. Ya da garson olabilir. Normalde kasiyer pratik matematik bilmelidir ama dediğim gibi iş olmayınca üniversite mezunu kişi de yapıyor bu işi
Aslında öyle garsonlar var ki meslekte son derece niteliklidir ve ayda 100 bine yakin kazanırlar. Onemli olan konu nitelikten çok insanlara insani düzeyde bir çalışma ve yaşam koşulu sağlanması olmalı. Bunun altı olmamali. Ama bizdeki yamyamlar mevcut asgari ucreti bile insanlara cok görüp ucuz yabanci iş gücü tercih ediyor. Bunu saglayan da hükümet.
Maalesef bu sorun ülkenin her yerinde var. Aslında bunun altında yatan şey temelde işsizlik sorunu. Şöyle ki;eğer ülkede istihdam olsa , iş bulama sorunun olmasa sana bu muameleyi yapan işletmeyi terk eder daha insani çalıştıran işletmeye yönelirsin. Ancak işveren işçinin iş bulamayacağından emin, işçi-çalışan dışarda iş bulmanın zorluğunun farkında dolayısıyla işverenin muamelesini sineye çekiyor. Peki çözüm ne? Elbette işsizliğin azalması istihdamın artması. Kim çözecek bunu, net söylüyorum o asgari ücretli çalışanın yönetime getireceği ekip. Bu A olur, B olur bilemem. Ama iktidar koltuğuna oturan kendinin bu çözüm için oraya getirildiğini bilecek. Öyle nedersem, nasılsa gidiyor diyemeyecek. Muhalefet kıçının üstüne oturup ahkam kesmeyecek. Ülkenin sorununa muktedir olacak. Sözü uzatmayım @aerolite bir süre daha buna katlanıcaz. Bakalım sağ duyu sandıkta ne diyecek. Onlar memnunsa bana düğün bayram.
Konu sistem meselesi aslında. Tepede uluslararasi is dünyasının devasa kartelleri var. Altinda ülkemizde o kartellere bagli tüsıad musiad.. vs organizasyonlar var. Ve bunlar kendilerine hizmet eden duzen partileri ve ellerindeki medya gücüyle halki kolayca manipüle edip sonu gelmeyen sömürü labirentinde hapsediyorlar. Işsizligi bitirmek gibi bir sıkıntıları yok. Aksine bunun olmasi için politika üretiyorlar ki ucuz ve hakkini arayamayan iş gücünü maximum şekilde somurebilsinler. Bu ülkede devlet tarafindan hain, terörist.. vs gibi yaftalanip saldiriya uğrayanlarin çoğu sistemin bu sömürü carkina risk teskil eden unsurlar... Şimdilik bu kadarini söyleyeyim.
Bi de bu insanların 3 kuruş maaş verip tecrübesiz eleman alıp o elamandan maximum verim bekleyip o elman hata yapıncada köpek gibi bağırıp çağırıp işten kovduğunu düşünün.. ofiste tir tir titreyip ısıtıcıyı açamadığını çünkü oda sıcaklığı belli derecenin altına düşmeden açamazmışız , iş yoğunluğndan 12deki yeneğe 2 de 3 de gidince yemeği ısıtmanın yasak olduğun ve buz gibi yemekler yediğini, tuvalet kağıdına kadar karışıldığını ve aylık tuvalet kağıdı limiti konulduğunu, ve daha niceleeri… Yaşanmış bir hikaye
Ucuz iş gücü = düşük ücret sananlar isimlerinin önünde hangi sıfatı taşırlarsa taşısınlar iktisat biliminden nasibini almamış cahillerdir. Düşük TL değeri ile ihracatı artırmak fikri, Türk insanının emeğini yabancıya peşkeş çekmek demektir. Türk çiftçisinin binbir zahmetle ürettiğini diğer ülkelerin insanlarına ucuza vermek demektir. Türk insanının boğazından kesip ecnebilere ikram etmek demektir. En tepeden başlayan bu zincir en altta asgari ücretlinin ensesinde patlıyor.
Asgari ve buna yakın ücret alanlar için farkli bir çalışma yasası olmali. Daha az çalışma gün ve saati, fazla mesai calisanin istegine bagli olmali ve asgari ücretin örneğin 2 kat fazlasina göre ödenmeli. Şu durumda neredeyse bütün asgari ücretli çalışanlar mecburi mesaiye tabi tutularak fazlasıyla yipratiliyorlar. İsteğe bagli olsa bu koşullarda çoğu çalışan fazla mesai yapmak istemezler.
İşin garip tarafı asgari ücret ile çalışanın maaşı eskiden vergi dilimine girmezken şimdi, 6. Ayda giriyor. Mesai ile deli gibi çalıştırılan o insanların mesailerini de devlet ellerinden alıyor. Zaten emekli aylığı bağlama oranları da düşürüldü, boşuna devlete çalışıyor millet. Bir gün herkes anlayacak vergisi yüzde 2,5 tan fazla olan ülkeler batmaya mahkum. Bu tarihte hep böyle oldu. Vergi arttıran ülkeler hep battı. Adil olsalar, az harcasalar, denk ve borçsuz bir bütçe de yüzde 2,5 vergi her zaman decleti kazandırır. Yatırım artar. Vetgiden değil üretimden kazanır ülke.
Sevgili @azelcan. Burada yönetim bir tercihte bulunmuş. Önceki yıllarda har vurup harman savurmanın faturası gelip burnumuza dayanınca bunu en alttakilere ödetmeyi seçmişler. Bu bir siyasi tercih. Türkiye tarihinde bu millet ilk kez bu tabloyla karşılaşmıyor. Nedense aynı hata tekrar tekrar tekrar yapılıyor. Aynı şeyleri yapıp farklı sonuç beklemek pek de akıllıca olmasa gerek Ya da bizim göremediğimiz geri planda başka bir akıl var.
Nedense diye sorgulandığın şeyler aslında bir hata değil, hırsızlık amaçlı bilinçli bir seçimdir. Hırsızlık özellikle güçlü tek partili iktidarlarda çok daha pervasiz ve yoğun şekilde yapılıyor. Koalisyonlarda bu denli olmuyordu. Hırsızlık bugün sıfırlansa, müteakiben toplumun yönetenlere olan güven ve saygısı artsa, eminim en çok 10 yılda asgari ücret 15 bin lirayi bulur ve diger birçok toplumsal sorun ortadan kalkar veya minimize olur.
Nişanlım asgeri ücretle çalışıyor Hafta sonları genelde mesaiye kalıyor çoğunlukla mesaiyi yatirmiyolar el insaf yani essek gibi çalıştırıp hakkını vermiyorlar insanların Bu hakların hesabını nerde vercekler çok merak ediyorum
Mesai saatleri 8 saati geçmemeli.. İşçilerin daha verilimli çalışabilmesi adına belirli düzeyde sosyalleşme imkanı sunulmalı. İşçiye köle muamelesi sürdükçe iflah olmaz bu millet.
1 saat yemek molasi diye onu da ekliyorlar mesaiye. oluyor sana 9 saat. En az 2 saatte git gel yolda gecen vakit. Oldu 11 saat. Evde yemek hazırla, ye.. 2 saatte one ver. Oldu 13 saat. Geri kalani uyku..
İnan bana bunu diyen de çok var. Geçenlerde bir is teklifi geldi. Havuz inşaatında işçilerin başında duracak, arada da verecekleri arabayo kullanip yaşlı ebeveynlerini hastaneye götürüp getirecekmisim. Telefonda söylenen bu. Bi de işin içine girsek kim bilir daha ne angaryalar çıkardı.
''İnsan gibi'' söylem basit gibi duruyor değil mi? Bunun altını doldurabilen yok. Fazla mesailer, haksızlıklar diz boyu. Evde arabamız var ise sorun yok.