Yemek yemek kendi içerisinde bir edep ve adap gerektiren bir eylemdir bence. O edep ise alınan aile terbiyesinden gelir genellikle. Ve gerçekten toplum içerisinde karşılaştığım '' garip '' usuller beni daima şaşırtmıştır.
Bir misafir geldi geçenlerde... Çocukları ergenliğin sonlarında denebilir, birisi de üniversiteye gidiyor bu sene. Ortaokulu seneye bitirecek olan üzerinde yemeği dökmediği yer kalmadı, üzerini geçtim, çocuk yerleri de batırdı. Üzerime vazife olmayarak nasıl üzerine dökmemesi gerektiğini usulünce gösterince '' Abi sen sanat icra eder gibi yiyorsun şaşkınım '' dedi, bilakis, ortada sanatlık da bir durum yoktu. Büyük olan da önüne gelen nimeti didiklediği yetmezmiş gibi tabağın kenarına sevmediği sebzeleri çok çirkin bir usulle itiverdi. Düşünebiliyor musunuz, çatal ve kaşığı kullanamıyor ellerinden düşürüyorlardı kikirdemeler eşliğinde. Tablo karşısında kimse bir tepki vermedi, ev sahibi olarak bizler de vermedik elbette ama başta kızdığım duruma üzülmeye başladım çocukların aciz tavırlarını görünce. Durmadan zihnimden '' bir çocuk, hem de bu yaşta bir çocuk nasıl bu kadar birincil adaplardan olan yemek yeme adabına sahip değildir? '' sorunsalları geçti durdu...
Çaya geçildi, babaları da meyvenin sevdiği ''kısımlarını'' seçip, çerezin de sevdiği kısımlarını ayıklayınca aslında problemin kaynağını çözmüş oldum. Kızamadım da, bilmem, üzüldüm hallerine. Düşünsenize dünyaya bir kere geliyorsunuz, toplum içerisinde adabı muaşeret kurallarına dahil edilebilecek adap ve usturubundan yoksun oluyor, bunu da asla yadırgamıyorsunuz. Yadırgamalarını beklerdim, onlar dışındaki herkes gayet kendine dikkat eder ve dikkatli tavırlardaydı. Sizin için yemek yemenin de bir usulü var mıdır?
tabi ki önemli hm de çok önemli. bu aynı zmnda karakterini yansıtır. bir kere elini yıkmadan sofraya oturmak ev sahibini veya yemeği hazırlayanı beklemeden başlamak önünden değil de işine gelen yerden yemek. hızlı ve saldırgan bir şekilde lokmaları çiğnemek. ağız açık ve şapırdatarak yiyip çorbayı hüplederek içmek. ekmeği tabağından değil de her yere koymak. kirli su bardakları ve dağınık bırakılan sofralar. en iğrenci de karşınızda kürdanla veya diliyle ağzını temizleyip yutması. hele bir kadına hiç yakıştıramıyorum. ruju sürecek kadar bakımlı. şunları yapacak kadar pis kaba görgüsüz
Günaydın Sanırım bu konudaki hassaslığım çocukluğumla ilgili. Aileden dahi geldiğini sanmıyorum çünkü ben daha 5 yaşlarında, ağzında lokma varken konuşan ya da büyük lokma koparan biri ile sofradaysam ağlardım bunu çok net hatırlıyorum. Sofra adabı biraz da önüne getirilen nimete saygıdır, "o nimet sofraya gelmeden önce titrer" derdi mesela babannem. Şimdi çok fazla elle yenen, hızlı tüketilen gıdaların olduğu bir zamanda kaşık çatal olayı bu yüzden unutuluyor. Çünkü ortada yemek yenen birlikte oturulan sofralar yok.
Aynı zamanda ağzındaki lokma bitmeden konuşan, ağzı kapalı bir şekilde yemek yerine sanki 90 larında insanlarmış gibi ses çıkaran... Gerçekten çok irite.
Ebebeynler malesef dünyevi beklentiler içerisine girerek evlatlarının terbiyesini vermekten uzak kalıyorlar. Böylece aile giderek bozuluyor. Bu sebeple de her yönüyle giderek bozuluyor toplumumuz.
Ağız kapalı olmalı ve yenilecek olan yemej beğenilmediyse direkt ayristirmak yerine yemek istemiyorum denmeli bence diğer türlü yemeği yapan kisiye hakaret olarak sayılır.