Yaşadığımız çağ "modern" olarak nitelendirilse de bazen cahiliyenin karanlığı içinde kalmış gibiyiz. Kimsenin kimseyi umursamadığı, koşulsuz sevmediği, saygının artık kimseye gösterilmediği, anlayışın zerresinin kalmadığı, tebessümü bile birbirimizden esirgediğimiz bir zaman dilimindeyiz artık.
Teknoloji gibi birçok alanda gelişirken maalesef insanlık olarak geriliyoruz ve işin acı tarafı bunu normalmiş gibi gören bir güruh da maalesef var...
Dünya hiçbir zaman iyi olmadı ama ahir zamana koşar adım gidiyoruz artık. Mazlumu görünce yüreklerimiz yanmıyor, kimsenin halinden anlamıyoruz. Kendi derdimiz ve kibrimizle o kadar dolmuşuz ki kimseyi görecek halimiz kalmamış. Biz hangi ara böyle olduk, insani değerlerimizi nasıl bu kadar çabuk yitirdik bu aralar daha çok düşünür oldum...Sahi sizce insani değerlerimizi neden kaybeder olduk? İnsan olarak kalmak çok mu zor?
Bunun en büyük nedeni küreselleşme ile beraber teknolojinin hızlı ilerlemesi ve bunu hayatımıza yanlış uygulamamızdan kaynaklanıyor. Büyük nedenlerden biri bu ama asıl neden geçmişten geliyor.
Öncelikle bize yakın olan Batı toplumuna bakalım. Avrupanın zaten kendine has bir yaşam tarzı ve kültürü vardı. Bu hiç değişmedi. Aile yapısı aynı olduğu için bir bozulma da olmamıştı. Şimdi nasıl ise geçmişte de aynı Aile yapısı ve kültür yapısı vardı.
Çağın ve Teknolojinin ilerlemesi onların sadece gündelik hayatlarında bir değişiklik ve kolaylıklar yaptı. Bunu araç olarak kabul edip yaşam kalitelerini arttırdılar. Ama Aile yapıları ve Toplumun Kültüründe bir değişiklik yine olmadı. Onlar daha da refah seviyelerini yükselttiler.
Bizdeki yapısal değişikliğin aynısı Sosyal Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (S. S. C. B.) 1991 yılının sonunda yıkılarak yeni adıyla RUSYA Devleti olarak kurularak değişimin içine girdi. Kominist bir ülke bir anda halk prangalarından kurtuldu. Bu aşırı özgürlük günümüz Rusyasına dönüştü.
Bizde ki asıl kırılım Refah-Yol Hükümeti döneminde Tankların Ankara ' da yürümesiyle başladı. Bu benim görüşüm. Bu tarihten sonra Türkiye de baskıcı bir İdeoloji uygulanmaya başlandı. Özellikle de Üniversiteler de bunu gördük.
Rahmetli ANAP Lideri ve Cumhurbaşkanının bu kırılıma kadar Ülke de olumlu, çok büyük bir ivme kazandırdı. Hem sosyal alanda, hem ekonomi ve Dış politikalarda. Özellikle de Doğu İnsanımızı, Kürt diye tabir ettiğimiz yurttaşlarımızın, kardeşlerimizin bu vatanın birer evlatları olduğu gerçeğini gündeme getirerek bu sorunun çözülmesi gerektiğini söylemişti ve onlarla kucaklaşmıştı.
Muhafazakâr, mütedeyyin kesim bu dönemde kendini biraz daha ifade edebilir hale gelmiş ve Eğitimin içinde kendini göstererek kaliteli ve donanımlı hale gelmişti. Bu yükseliş Refah-Yol Hükümetine kadar gelmişti. Ama yükseliş, çekirdeğin çatlaması birilerini rahatsız etmişti. Kenan Evren ve onun gibi düşünen çomarlar İRTİCA HORTLADI haberleriyle yine ülke gündemini değiştirdi ve istediklerini almışlardı. Onlar için Muhafazakâr kesim sanki bir düşman gibiydi.
Onların bu ülkede hiç bir yere, makam, mevki ya da siyasette yerleri olmamalıydı. Hatta Üniversitelerde bile okumamaları gerekiyordu. Benim yaşımda olan ya da benden bir kaç yaş büyük abla ve abiler iyi bilirler o dönemi. Dedim ya Ülke onların ve isdedikleri insan zümreleri sadece belirli makam ve mevkilere gelebilirlerdi. Onlara sorsanız bu ülke de herkes eşit.
Diyeceksiniz ki bu anlattıkların ne alaka. Çok alakası var arkadaşlar. Toplumun yapı taşları, mozaikleri o zaman tekrar parçaladılar. Kutuplaştırmaya çalıştılar. Ve bunu yapılar. Görsel, İşitsel ve İletişim kanallarıyla yaptılar.
Kürt düşmanlığını alevlediler. Ahmet KAYA olayını bilirsiniz. Unkapanında kasetleri parçalandı. Canlı şahidiyim. Kürtler bu ülke de başka bir milletin insanı gibiymiş gibi bir muamele gördü. Yine düşmanlık ideolojisi başlamıştı. Birileri düğmeye basmıştı. Ama geldiğimiz noktada Kürtçe yayınlar, Radyolar, TV kanalları var. Demek ki Kürt Meselesi bilerek ısıtıldı. Siyasi bir plan olduğu açık ortada. O zaman yapılanların amacı belli imiş. Siz o zaman samimi olarak o halkın isteklerini dinleseydiniz ama dinleyen olmadı ve bize başka lanse ettirildi. Onlar bu ülke de hiç olmamalıydı. Çünkü belli kanallar vardı. Davulu istedikleri gibi çalıyorlardı.
Şimdi geldiğimiz noktada da kutuplaşmış, ayrıştırılmış bir toplum halen devam ediyor. Hatta daha da fazlası var bakacak olursanız.
90' lı yılların ortsından itibaren Özel Kanalların etkisiyle toplum sözüm ona Modernizasyonun, Batıya uyum, Çağa uyum ya da özenti şeklinde Aile, Hayat şartlarını ve kalitesini değiştirmeye başladı. Bu özenti aslında özümüzün de değişmesine neden oldu. Milenyum (2000) çağıyla beraber internetin hayatımıza girmesi ile birlikte dünya avuçlarımızın içine girdi. Artık istediğimizi de istemediğimizi de görüyoruz. Teknoloji faydası olduğu kadar götürüsüde oldu.
Yanlış kullanımlar insanların ahlaki değerlerinin yozlaşmasına, değişmesine neden oldu.
Bizim Ülkemizin bir Örf, Adet, Gelenek ve Kültürü vardı. Bu bir Mozaikti. Bu mozaik parçalandı. En basitinden Mahalle kültürü vardı, komşuluk vardı. Hani nerede...
Dedim ya Avrupa. Zaten bir kültürü vardı ve hiç değişmedi. Dünde aynı idi şimdi de aynı. Ama bizim Kültürümüz çok farklı idi. Bizler Kabile Milletiyiz. Ataerkil bir toplum ve Çekirdek bir Aileden oluşurduk. İşte bunlar parçalatıldı. Artık Aile Kurumu da neredeyse kalmadı.
Sözüm ona Modern çağ diye bize dayatıldı. Ve istedikleri oldu. Atom nasıl parçalanmışsa bu toplumunda öyle parçalandı. Biz artık eski bir ANADOLU değiliz. ANADOLU Kültürünü yaşamıyoruz. Artık ANADOLU Kelimesi bile kullanılmıyor farkındamısınız.
Diyeceksiniz ki Çağın gerisinde mi kalalım. Hayır elbette kalmayalım. Misal verelim o vakit. JAPONYA. Halen Kültürlerini yaşıyorlar. Teknolojide ileri seviyedeler. Bir çok MARKA' ları var. Peki değişen ne orada. Sadece Çağı araç olarak kullandılar ama kimliklerini kaybetmediler. şu an bizde hangi Marka' lar var dünya devleri arasında. Bir ara Atlet ve Don vardı. Şimdi o da yok.
Kaliteli bir nesil artık yok denecek kadar az. Açıkçası özümüze gelmemiz gerekiyor. Zaman ilerledikçe daha da kötüye gidiyoruz maalesef.
Bu benim görüşümdür. Doğru olmayabilir sizin için. İddaa da etmiyorum ama benim Tek Doğru bunlar.
Öncelikle sımsıcak bir tebessümle sözlerime başlamak isterim 😊😊
Haddizatında teknolojinin her getirisinde adeta halay çekip, ayakta alkışladık, ama bize bir getirisi olduysa, 10 tane de götürüsü oldu.. Ama biz bunu fark edemedik, "fark" edenlerimiz ise müstesna.. (Bunlar şanslı kişiler)
Sene 990 larda çok güzel bir çocukluğu olan, iyi ve mutaassıp bir ailenin 3 çocuğuydum. Benim çocukluğumda;
Mahalleler arası kar dan adam yapardık, doyasıya oyun oynar bisiklete bilerdik..
Komşuluk vardı, akrabalık vardı.. İnsanlar birbirine önem verirdi..
Karışıksız sevgi vardı.. Bir menfaat gözetmeksizin verilen samimi ve sımsıcak sevgiler..
Saygı ve hürmet vardı.. Ben babamın yanında bırak ayak ayak üstüne atmayı asla yatmadım bile.. Aile büyüklerimizin bile elini öperdik.. vs. vs.
şu an bunların bir çoğu yok.. Kendimizi var olarak görüyoruz ama aslında bizlerde bir çoğumuzun yokuz.. Sanallaştık, basitleştik, dijitalleştik ve biz biz olmaktan çıktık.. Büyük küçük bir araya gelindiği zaman bakıyorum dünkü çocuk ayak ayak üstüne atmalar, saygısızca konuşmalar, ellerinden tablet veya telefon düşmeyen akrabalar.. "Bize ne oldu" sorusunu sıklıkla sorar oldum.. Bugün bayramda bile görüşmeyi bırak, telefon bile etmek kimilerinin zoruna gidiyor.. direk whatsapp dan hazır mesaj, veleddalin amin.. Bu mudur? Maalesef bu dur.. Bir çok kişi ahiret hayatını unuttu, kanaati unuttu, şükretmeyi unuttu ve hiç ölmeyecek gibi dünya hayatını kazanma peşinde..
Herkes lüks ve konforlu yaşayacak diye giderleri arttı, bereket diye bir şey kalmadı. Önceden her evden sadece baba çalışırdı herkese yeterdi.. şu an bakıyorsun bir haneden 3-4 kişi çalışan bile var ve yetmiyor diyorlar.. Önceden bir çok kişinin arabası yoktu, çocuk çocuğuyla hatta 2-3 vesait değiştirerek millet bir birine gidip gelirken, şimdi her hanede şu kadar araba, herkesin cebinde telefon ama iletişim sıfır..
Herkes yeni dünyaya göre beni değişik bulsa da, ben yine aynı benim.. :)
İnsan her çağda aynıydı.. Yağma, yıkım, savaş.. Bizim birbirimize ettiğimizi hiç bir varlık yapmıyor yaşam döngüsü içinde.. Sadece biyolojik bir varlıktan fazlasıyız, saydığın değerlere sahip çıkıp geliştirirsek yükseleceğiz.. Yoksa hayvanda da aşağı olacağız
Değerler sürekli değişiyor bizim çocukluğumuzda aile ve akraba değeri hayatın ana temelindeydi bu zamanla değişiyor. İnsanlar hayatının merkezine ne koyuyorlarsa değerleri o belirliyor Rabbime teslimiyet ( hayatına Allah rızasıda katmak hayatın en güzel ve dengeli yaşama şeklidir ), Paraya değer veriyorsa (para için sınır tanımadan her türlü yanlış yola gider), Mevkiye değer verirse ( ameline ulaşmak için önüne gelen herkezi ezer, ayağını kaydırır, iftira vs.), Hayat anlayışı zevk, eğlence ise (kendini mutlu etme yolunda koşar aşk adı altında sürekli sevgili değiştirir, cinsel sapkınlığa doğru girer)
Evren zaten bir kaos düzen ve iyilik hiç bir zaman olmadı. koşulsuz sevgi gerçek değil zaten. sevdiğiniz insanda mutlaka bir şey bulduğunuzda seversiniz. nedensiz bir şey olduğuna inanmıyorum her şey karşılıklı. insanları da önemsemiyorum evet çünkü benim için benden daha değerli bir şey yok insanlara değer vermenin gereksiz olduğunu yalnız kalınca anlıyorsunuz. yeterince acı çeken her insan bir gün hiç bir şeyi umursamıyor.
Bunun en büyük suçlusu bizleriz sanırım... Değerlerimize sahip çıkamadık... Nesillerimize sahip çıkamadık... Maddiyatı, menfaati ön planda tuttuk... Tarafgirlik damarıyla, haksızlıklara göz yumduk... Adalet duygusunu, köreltik... Güven duygusunu, köreltik... İyilik duygusunu, köreltik... Sevgi duygusunu, köreltik... Fedakârlık duygusunu, köreltik... İnanç duygusunun, altını boşaltık...
Fakat bu olumsuz hava, Allah'ın izniyle değişecek... Yeterki bizler üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirelim...
Dünyayı Kendi Haline Bırakırsak Dünya İyidir Dünyayı Kötü Yapan Biz İnsanlarız Sonrada Dünya Kötü Deyip Dünyanın Üzerine İftira Atıyoruz Kötü Olan Kainat Değil Laftan Anlamayan Kendini Herşeyden Üstün Gören Birşeyi Bilmedikleri Halde Bilmediklerinide Bilmeyenler Dünyaya Niçin Geldiğini Amaçlarının Ne Olduğunu Bilmeyen Veyahutta Anlamak İstemeyen Biz İnsanlarız Biz Nezamanki Bizi Yaratana İnanırsak Onun Emir Ve Yasaklarına Göre Hareket Edersek Ancak Ozaman İflah Oluruz Aksi Takdirde İnsanlığımız Kalmaz
Hayata bakış açımız, hayatı algılama biçimimiz, önceliklerimiz değişti hep. 7'den 70'e herkes için bu böyle ne yazık ki.
Çocukken sokak oyunları ile büyüdük, birkac oyuncagimiz vardı bizim için çok değerli olan, tek odayı ısıtan sobanın etrafına dolustuk mi hepimizin yüreği de isinirdi.
Komşuluk önemliydi. Tüm mahalle bir araya gelip yer icerdi. Akrabalık ilişkileri onemsenirdi. Anne babaya saygı vardı.
Tüm bunlarla birlikte aza kanaat ederdik. Elimizdekinin kiymetini de yetinmeyi de bilirdik.
Modern çağ dediğimiz şu dönemde, teknoloji, para... Evlerimize, manevi değerlerimize öyle bir girdi ki. Gerçek dünyamizi esir alıp bizi sanal bir dünyanın içine soktu...
Artık daha tahammülsüz insanlar olduk, Artık daha doyumsuz insanlar olduk, Eski ama insancıl değerlerimizi bir bir kaybeder olduk...
Şimdi böyleyse...
Çocuklarımızın , torunlarımızin geleceği nasıl olacak endişeliyim...
Ne güzel bir soru. Üzerine uzun uzun düşünüp, Tem tek yanıt verme şansım olsa dahi eksik kalacağım noktada bir durum. Hepimiz vicdanımızı taşırken neyle imtihan olduğumuzu umursamazlığa devrettik sanırım. Şiddetin artarak devam ettiği, tepki olarak bıçak kemiğe dayandı sözünün ilerisine geçilmediği bir evrede ve karanlıkta yol alıyor gibiyiz. Ömrün yarısını diğer yarısına yaklaşınca farkeden ve sadece yanılgılarla, pişmanlık ve keşkelerle sürdüren insanoğlu kendini iyilikten muaf tutarak yaşamı sürdürmede tek örnek.
İnsanlar zaman aktıkça bencilleşiyor ve özgürlük adına bir yere aitlik arzusunu kaybediyor. Böyle oldukça tek başına hayat mücadelesi verirken hırçın kanaatsiz saygısız ve en sonunda merhemetten vicdandan yoksun hale geliyor. Gün geliyor içerisinde hala aidiyet arzusu kırıntıları olanlar ise kalbindeki boşluğu hissediyor onu doldurmak için kendine önceden çektiği seti kırıyor. Sonra çoğunlukla hüsranla sonuçlanan bu durum kırılmış olan setin tekrar tamir edilmesini , bir sonraki seferde daha zor kırlmasini sağlıyor... Gittikçe insani değerlerimizi kaybettigimizi seyrediyoruz. .
Çok kişinin putu artık para olduğu için insanı değerler kaybediliyor. Merhamet sevgi daha bir çok şey bu zalim devirde yok her şey bozuk. Ve daha çok bozuluyor. Her şey bir oyun artık insanlar sevgiyi aşkı değerleri ayaklar altına aldılar ne din ne bir gelenek yozlaşmış bu saldırıdan kurtulamaz
Beklenti ve zaaflar insanoğlunun her zaman özünde; kimisi bunu amaç olarak görmüyor, kimisi de yaşamanın temel kuralı olarak dahil ediyor benliğine. Yaşam şartları zorlaştıkça da algı kapanıyor, kendisine odaklanıyor kişi ve tek gayesi mutlu olmak oluyor. Bir yandan da kolay yoldan başarıya ulaşma zihniyeti de ekleniyor. Kısaca özeti bu..
Teknoloji geliştikçe insani ilişkiler , değer ve yargılarımiz başka birşeye evriliyor. İnsanlar sacmalamakta sınır tanımıyor herkes herkese hakeret etme küçük düşürme haddini kendisinde bulabiliyor. Eskiden yani herşey bu kadar kolay ulaşılabilir değilken çok daha mutlu olduğumuza ve herşeyin çok daha kaliteli olduğuna inanıyorum ben. Keşke bu yüzyıla denk gelmeseydim.
1
0 Yorumla
Gizli Üye
(30-35)
+1 yıl
Öyle bence kimse kimseye yardım etmek istemiyor, herkes mal mülk hırsına bürünmüş sahte şeylerle tatmin olmaya çalışıyor, internette bir akım çıkar insanlar onun peşinden koşar deli gibi, oradaki kalıplara göre giyinir, oradaki kalıplara göre kaşını gözünü burnunu yaptırır... Aklıma birçok şey geliyor da işte saçmalıklar dünyası
Bu hayatta en çok yakındığım özellik kimse artık birbirine insan olduğu için iyilik yapmıyor hatta ve hatta sadece insan olduğu için kötülük yapıyor ve maalesef ağaçlar hayvanlar insanlardan kıymetli olmuş kimse yanlış anlamasın burda hayvanlar ve ağaç kıymetsiz demiyorum ama insanlardan daha kıymetli değiller unutmayın kötülük de iyilik de bulaşıcıdır ve hızla yayılırlar
Modern falan değil. Teknolojinin ilerlediği bir çağda, insanlar cahiliye dönemini yaşamaktadır. Yeni bir düzene ihtiyaç var, dolayısıyla bir kaos iiçerisindeyiz. İnsanın, insanlığın adapte süreci.
Katılıyorum. Teknoloji geliştikçe biz geriye gittik insanlık olarak. İslam'ı İnancı derinlemesine bilgi edinmeden, uygulamadan buralarda tartıştık daha da geriye gittik. Vs vs...
İnsanlığını kaybedenlere hak veriyorum kim olsa delirir bu zamanda hayat kötü sende mecburen ayak uydurmak zorundasın gerekirse kendi iyiliğin için bakacaksın bazen bencillik iyidir başına bela gelmez ki iyiliğe inancım kalmadı zaten