Selam millet, hep aklımda olan içimi sıkan bir konu buldum. Gerçekten gençliğimiz nereye gidiyor? Eğitimimiz için ailelerimiz herşeyi kendilerinden kısıp okutuyorlar mezun oluyoruz ne iş yapacağımızı bilmeden çalışıyoruz kimse iş beğenmiyor demesin ben iki yıl 1000 liraya çalıştım yerimde saydim resmen ne icin tecrübe icin ! Yasim ilerliyor diye evleneyim kafasinda hicbir zaman olmadim kizlarin bu kaostan tek çıkış yolu olarak evliligi görmesi ayri bir beyinsizlik zaten diyicek sözüm yok. Birikim olmadan ne iş yapabiliyoruz ne başka birşey gercekten nereye kadar böyle olucak insanlar okumak ve calismak için yillarini verenler elinde dogru duzgun para kazanamazken , sosyal medyada sacma sapan iceriklerle para elde ediyorlar sahi bizden ne istiyolar? Bi taraftan kolay yoldan para kazanan tarafı mi secicez? Yoksa yıllarımizin 2 bin lira maas icin senelerimizin gitmesini mi?
Söylediklerinde kesinlikle haklısın. İçinde bulunduğumuz coğrafya son derece adaletsiz. Zaten Dünya adaletli bir yer değil ama gelişmiş ülkelerde olabilecek en az adaletsizlik sağlanmaya çalışılıyor, bizde ise tam tersi. Gün geçtikçe daha da adaletsizleşiyor coğrafyamız.
Bunun tek bir sorumlusu var aslında, o da bu ülkenin halkı, başka suçlu aramaya gerek yok. Çoğunluk sürekli olarak bu son derece haklı şikayet ettiğin şeylere sebep olanlara oy vererek yıllardır onların her istediklerini yapabilecekleri gücü veriyorlar onlara.
Geçen bir sokak röportajı izledim, Genç bir kız "iş yok, şartlar saçma sapan, 3 kuruşa çalıştırmaya kalkışıyorlar vs.. diyorken" teyzenin biri atladı
"gençler iş beğenmiyorlar, her taraf iş dolu, git tezgahtarlık yap" dedi.
Kız da "ben 2 üniversite bitirdim 2 dil+ işaret dili biliyorum, niye gidip tezgahtarlık yapayım dedi" (Son derece haklı)
Teyze inatla devam etti, işte iş beğenmiyorlar, her şeyimiz dört dörlük diye zırvalamaya devam etti. Teyze için yıllarını eğitime harcamış, kendini geliştirmiş, çok önemli nitelikler kazanmış olmanın hiç bir önemi yok, malum kesimde zaten belli ki...
Kimse kusura bakmasın, hayatını tembellik ederek geçirmiş, kendisine hiç bir değre katmamış insanla, hayatını gelişime adamış bir insan aynı yerde çalışmaz, çalışmamalı da zaten...
Başka bir röportajda da adamın biri "hiç bir şey yapamıyorsanız su satın" demişti, röportajı yapan da " herkes su mu satsın, su satarak yaşanır mı" dedi adam da "bugün su satarsın, yarın yanına simit koyarsın, ertesi gün kola medil eklersin" demişti... KAFAYA BAK...
Bu örneklerde ki teyze ve adam Türkiye gerçeğini ve ülkenin gençlere olan bakış açısını temsil ediyor aslında...
Benim tavsiyem gençler özellikle şu pandemi döneminde hazır sosyal hayat yaşama şansı yokken, belli konularda gelişim sağlanması. Mesela Cambly gibi platformlara biraz para harcayıp yabancı dilin konuşulabilir seviyeye getiririlmesi. Bunun dışında mutlaka 1 yazılım dili öğrenilmesi. Ve mesleki konulara iyice abanıp dünya çapında istenecek bir birey haline gelinmesi. Ve tabi dizi izlemek yerine bol bol kitap okunması.
Ve bütün bunlar yapılktan sonra da değerinizi bilecek bir yabancı ülkeye gidilip orada yaşanması.
Moral bozmak istemem ama, bu ülkenin çoğunluğu malesef yukarıda ki örneklerde verdiğim teyze ve adam gibi ve bunlar oy kullanmaya devam edecekler.
Bu insanların ömrü bitip daha modern kafalar çoğunluğu temsil ettiği zamana gelene kadar bu ülkenin pek değişiceğini sanmam.
Yani kısacası hazır evlere kapanmışken kendinizi geliştirin, sonra da arkanıza bakmadan kaçın... Ben bu yaşımda gitmeyi düşünüyorum artık, siz çok daha rahat yaparsınız bana göre.
endusriyel teknolojinin ve patentin olmadgi bir ekonomide refah ve olcek ekonomisi kurulmaz..1930larda endustri 2.0 la pistonlu ve gaz turbunli motorlarin ve onlarin enerji kaynagi petrolun operasyonel olmasiyşa uretilen arabalar.. ucaklar vb urunlerle zengin oldu atlantik grubu... onun ustune yari otonom endustri 3.0 la mikro islemcilerin icati sonrasinda da bugun ki endustri 4.0 olan siber mekatronik sistemler software teknoloji ile dijitallesen bir dunyadayiz.. zamaninda nasil uretemiyorsa Turkiye simdide bu teknolojiyi uretemiyor.. bundan dolay hep cari acik veriyor bunuda dovizle karsilamak zorunda oldugu icin milli parasi dalgalaniyor bu da piyasa da enflasyon ve bununla birlikte yapisal issizlik olan stagflasyon oluyor.. kronik makro ekonomik sorunlari nesilden nesile akip gidiyor... bununla birlikte ozgun hukuku anayasasi da olmamasi demokrasininde dogal olarak hukukun ustun olmadigi bir ulkede olmamasindan dolayi yurutmeye gelen iktidarlarin jakoben dayatmalariyla karsilasiyor 97 yildir Turkiyenin kronik sorunu budur... ne endustriyel teknoloji yatirimi var.. ne hukuk ne teknolojiyle entegre egitim sistemi dogal olarak nitelikli isgucu de yetistiremiyor.. yetisende zzaten kendine yeni bir ulke buluyor.. Turkiye kobiler uzerine bir ekonomi olmasina ragmen ara eleman ve ara mali uretmekte zorlanan bir yapida bu trajikomik bir durum... birde Turkiye de homo economicus toplum degil. tuketme uzerine ve ihtiyaclarini.. alternatif maliyetini.. fayda maksimasyonunu bilmeyen bir ulke.. bu da tasarruf saglamiyor ve tasarruflarda dis kaynakli doviz borslanmasiyla karsilaniyor... yani Turkiye de kredi alan almanin binmedigi arabaya.. ceolarin kullanmadigi telefonlara.. yurtdisi tatillere.. giymedigi ayakkabilara elbiselere giden komik bir yapi.. bugun bddk adli kuruma gore 70 milyar euro bankalara borclu bir millet var.. bu yani basinizdaki bulgaristanin nerdeyse milli geliri kadar borclanma.. yatirim yok.. tasarruf yok.. inovatif.. inavasyon.. nonoteknoloji vs gibi bu cagin hicbir endustriyel konusunda yatirim yok..97 yildir ayni sarki calip duruyor.. oynayanlar ayni.. soyleyenler ayni.. muzik ayni.. moliere bu yuzyilda yasasaydi komedyalarina Turkiyeden ilham alirdi..
Davet için tsk Çok fazla söylenebilecek birşey yok Sarı mikrofonu izliyorum kahroluyorum Okumakta bir şey değil herkes sınıf geçiyor herkes kafasına gore takılıyor yinede lise mezunu Öyle kolay mı lise mezunu olmak Hiç çalışmayan bile mezun Bence çok sıkı çalışma kuralları getirtmek ve gerekirse yatılı okul zorunluluğu getirmek gerek Disiplin en başta olmalı Fakat bizim insanımız bundan kaçar çünkü çalışmak zordur Kolay yoldan mezun olmak var Kolay yoldan mezun olunca para kazanilmiyor Zor şekilde en yüksek bölümleri kazanıp doktor olmuş vs insanların hiçbiri para kazanamiyorum demez Benzeri örnekleri çoğaltabiliriz Planlamali düzenli bir gelecek oluşur otomatikman Ama bu kafayla çok bi yere gidemeyiz
"Burası Türkiye direnmenin pistidir, Özgürlük isteyen halkım yaşar savaş riskini, Vekil alır asgari ücret'in otuz mislini, Burada adalet sadece sarayların ismidir."
Metafetişistleri, hepsi histelik Bu toplumsal uçurum nedir, s*ktirmeyin sistemi Hiyerarşi orta çağda kaldı sanma, istediğin o Hürriyeti bulamı'can, somut kalacak hislerin Öldürdüler izledik, siz üretin biz yeriz dedik Koydular ve yedik, hem de yemeyene keriz dedik Bir gram gelişmedik, çeliştik hep ve dişledik Bu doğanın çiçeğine koyduk, evrenin rahim genişledi Tek suçlusu biziz neyse, vergi bağla aç kalalım Rollerimiz değişmiyor, senaryoyu baştan alın
Gençliğimiz iyi bir yöne gitmiyor. Orası kesin. Bir tepe taklak yuvarlanma sekansına gireceğiz. Asıl soru bu sekanstan nasıl çıkılacağıdır. Bunu yeni jenerasyonlar belirleyecek ve muhtemelen bunu görmeye ömrümüz yetmeyecektir. Ha yeni jenerasyonlar, şunu bilmenizi isterim, bu tüketim çılgınlığı ile devam edecek olursanız maalesef kendinize ve sizden sonrakilere çok b.. tan bir dünya bırakacağınızdan hiçbir şüpheniz olmasın. Kendinizi, ürün olarak kullandırmayı seçtiğiniz bu apt.. düzende "-bir tek ben değilim ki" anlayışı ile milyonlara ulaştığınızı ifade etmek isterim.
Bu sebeptendir ki, yeni jenerasyonlar bu lafları cahil dede lafları gibi algılıyorlar. Halbuki gerçekten kaçmak daha da işe gelen taraf oldu günümüzde.
Her dönemin bir çöküş travması olmuştur. Bu dönemin travması bence tüm dönemlerin en ağır olanlarından bir tanesi olacaktır.
Gençliğimiz bir maddi kazanımın peşinde sürükklenirken yok oluyor. makamlara, okullara ve zenginliklere sürüklenen bir gençliğin mutluluğunu düşünen kimse yok. Makam, para, şan, şöhret mutluluk getirmez. Önce nasıl mutlu olunur eğitimini vermediğimiz gençliğin, kendini kaybederken toplumu yok etmesi kaçınılmaz sondur.
1
0 Yorumla
Gizli Üye
(25-29)
+1 yıl
Erkeklerimiz boş ve amaçsız yaşamaya, serserilik peşinde koşmaya, işi gücü karı kız olmaya, sürekli çapkınlık, abazalık yapmaya, sürekli kötü şeylere özenmeye başlamış. Kızlarımız ise para peşinde koşmaya, sırf ilgi açlığı yüzünden erkek erkek dolaşmayla, eski sevgilim, yeni sevgilim, falan filan saçma şeylerle meşgul.
Hiç bir yere gittiğimiz yok. Her yeni gün bir umutsuzlukla uyanıyoruz. Okul okuyorsun bir işe yaramıyor. 4 sene 2500 lira maaş için kimse okumak istemez. Erasmus ile portekize gittiğimde hayrete düştüm. Biz meğer ki yaşamaktan çok uzakmışız.
Ben şansımı denizden yana kullandım mesela. Deniz işletmeciliği ve yönetimi bölümünü bitirip bir aile dostumuzun referansı ile bir gemiye çıkıp stajımı yaptım. Bu sırada da kendimi geliştirmeye devam ettim. Stajımı yaptığım mevcut şirketin referansı ile daha büyük şirketlere transferimi sağladım. Mesleğini, okuduğun bölümü bilmiyorum. Yönlendirme yapmam doğru olmaz.
Gördüğüm en hakli yorum oturduğumuz yerden birşeylerin değişmesini beklemek saçmalık ancak ben cabalasamda elimden tutanin olmayacağıni bilmek daha büyük saçmalık.
Herkes birilerini siyasi, sosyal, ekonomi anlamda kötülüyor ya da yadırgıyor ne hikmettir ki kimsenin öz eleştiri yapacak gücü yok. Şunu çok iyi anladım ki madem bu devir dünya değişmiyor o zaman ben kendi dünyamı değiştireceğim bunun tek yolu da kendimize yatırım yapmak ve biz gençlerin kitap okumaktan başka çaresi yok.