Çoğu insan bu dünyaya doğ, evlen, tap, çalış ve öl mantığıyla yaşar. Hayatlarımızın anlamlarını çoğumuz dini sebeplere bağlarız. İyilik yaparsak sevap işlersek cennet, kötülük işleyip kötü işler yaparsak günah kazanarak cehenneme gideriz. Bu tür mantıkla işliyor şu anda dünyadaki insanların hayatlarının bir çoğu. Pekii sizin hayatınızın anlamı nedir?
Ben; hayatımın anlamını dini sebeplere bağlamak istemiyorum. Benim hayatımın asıl amacı bu dünyada öğrenebildiğim kadar çok şey öğrenmek, hayatımı anlamlaştırmak, görebildiğim kadar çok yer görmek ve kendimi geliştirmek :)
"İnsan varoluşunun sırrı, yalnız yaşamak değil, uğrunda yaşanacak bir şeye sahip olmaktır." demiş Fyodor Mihayloviç Dostoyevski. Düşünen primatların, dogmatik masalsı dinlerin kurallarını, normlarını ve tabii ki prosedürlerini reddetmiş; kişilerin özgürlüğünü merkez alarak "eleştirel, akılcı muhakemesi ve empatiyle kendi ahlak prensiplerini benimsemiş", özümsenmesinin içerisindeki hevesin özgürlükte olduğunu düşünmüş, öncelerde özgürlüğünü aramış ancak aradıkça özgürlüğünün sınırlandırıldığını, kısıtlandığını öğrenmiş sırf bu yüzden özgürlüğün imkansız olduğunu anlayınca beyhude hayatın saçmalığıyla ve varlığının sorumluluğuyla yüzleşmiş birisi işte. Ne yaparsa yapsın hiçten gelip yine hiçliğe gideceğini görmüş, idrak edip sorgulamış ki bu yüzden spontane zaman dilimlerini doğaçlama biçimde yaşayarak arayışlarını dindirmeye çalışmış; varlığı varsa sorumluluklarını da anlamış ve her şeye rağmen, ne yaparsa yapsın anları yaşasa bile hiç olduğu gerçeği karşısında güçlü kalmasıyla olgunlaşmış, sınırlandırılmış özgürlükleriyle kendi karakterini inşa etmeye çalışan ve bir hiç olduğunu anlamış birey. Olgun insan beyni ve bedeninde ruhunun derinliklerinde beş yaşındaki çocukla hayat bulan; şizofrenik ve bipolarik semptomların gölgesinde yetişip büyüyen biraz senden biraz ondan biraz da bundan marjinaliteye kesik atıp benzeşmenin dışına itilen insan kişisiyim. Daimi pozitifimdir, duygularımı uzun yıllar önce hiçlik serüveninde kenara bıraktım kuşandığım zırh tamamen sosyopatlığın getirisi "gamsızlıktır." Beni yargılarken iki kere değil en başta bir kere düşünün ikinci kez düşünürseniz bu sizin ayıbınızdır; eğer ilk seferde düşünürseniz beni tanıma fırsatına dahil olursunuz.
Varoluşun bana göre bir amacı yoktur. Şöyle daha iyi açıklayabilirim bir taş veya bir tavşan evren için ne ifade ediyorsa senin de yaşıyor olmanın değeri bundan ibarettir netice itibarıyla. Kendimizi nimetten sayıyoruz bu hayli gülünç, egonun bizim üzerimizde baskı kurmasına neden oluyoruz ve hep daha fazlasını bekliyoruz. İnsan ömrü yetmiş dokuz yıl kadar kısacık bir süreç bundan keyif almaya odaklanmak gerekiyor. Bunu yaparken diğer insanların hayatına çöreklenmeyeceğiz, gezegene mutlak saygıdan kaçınmayacağız ve günü gelince de sahneden çekilip yok olacağız. Her şey tamamen bundan ibaret aslına bakarsanız bilincini denklemlerle kurmak şart. Varoluşun amacını bulmaya çalışmak bir nevi başkaldırmaktan hallice davranıştır, bir anlam arayışıdır. Varoluşun anlamını bulmaya çalışan insan, iç muhasebe yaparak yaşamı süresince nelere katlandığını boyun eğdiğini, ne gibi seçimler yaptığını ve tabii zorunluluklarını sorgular. Bu süreç işlerken uzunca bir sekansa yayılır ve acı vericidir. Toplumun, kültürün, ailenin kendine yabancılaşmasına neden olduğunu fark eder ve mutsuzluğa karamsarlığa doğru yol alır. Demek istediğim düşünen primatlar olarak yaşadığımız gezegen dahilinde irade ve bilinci bu kadar yüksek başka varlıkların olmadığını gördüğümüzden; merakla bunu araştırma eylemine girişiyoruz. Kimisi bunun amacını dinle kimisi de bilimle bulma yoluna dahil oluyor. Bana kalırsa en önemlisi kişinin kendisiyle kontakt halinde olup iletişime geçmesi özünü bulabilmek adına önem arz etmektedir. Yetenekler mutlak doğuştan gelir ve bizi diğerlerinden ayırır. Yeteneklerinizi fark etmek ve başkaları ile kendinizi bir tutarak, eşit görerek karşılaştırmamak akabinde kendinizi sevip varoluş amacını bulmaya yönelmek nitelikli ve dikkat edilmesi gereken koşullardır. Özetlersem; varoluşun genel geçer anlamda bana göre hiçbir anlam ve amacı bulunmamaktadır. Önce varoluruz buna hemfikiriz elbette, kendi özümüzü oluştururuz ve olduğumuz kişi olarak ne yapmak istediğimize kararlar veririz. Varoluşumuza varolmadan önce herhangi bir amaç atfedilmemiştir kanımca. Bu amacı yahut anlamı birey kendisi yaratmaktadır kısacası. Yani varoluşun her insan nezdinde kendisinin oluşturduğu bir amacı vardır ve bu amaç tüm varoluşlara genellenemez.
senin anlamda bisey degil kardes cunki ne yaosan ne etsen sonuc itibariyle öluyoruz.. benim hayatimin anlami hayallerimi gerceklestirmek fantazyamdaki seyleri resimlere dokmek yine hayallerimi gerceklestirmek.. bu kadar.. bizimde kendimiz bir haya urunuyuz cunki. Allahmi seytanmi buddami cinmi insanmi uzaylimi buyuk mimarmi dogami artik ne bizi yaratdiysa o varligin bir hayal urunuyuz bizde ve bizde hayallerimiz gerceklestrimeliyiz diye dusunuyorum.
Bu dünyaya gelmemde kendimin en ufak bir katkısı yokken geldim ve öylesine geldiğimi düşünmüyorum; sadece yeni birşeyler öğren, kültürler keşfet, mutfaklar tat, insanlar tanı, hedefler koy onları gerçekleştir vs. gibi. Bunları elbette ki yapıyorum ve yapacağım amacım sadece bunları yapmak olursa bir yerde tıkanan boş bir amaç gibi geliyor. Bunlar benim amacıma giden yolda yapacağım şeyler. Nedir amacın derseniz bu dünyaya geliş yolculuğumun manasını keşfetmek, olaylara zahir ve batın gözüyle bakmak, vicdanlı ahlaklı bir insan olup insanlığın faydasına hizmet etmek ve bunu beni bu yolculuğa çıkaran gücün memnuniyeti için yapmak, cehennem korkusu ya da cennet ümidi için değil
Hâlbuki bu dünya hayâtı, bir eğlence ve bir oyundan başka bir şey değildir. Şübhesiz âhiret yurdu ise, elbette asıl hayat odur. Keşke bilselerdi! Kuran-ı Kerim (Ankebut 64)
Ahireti gerçekten dünyadan daha çok istediğinde, sana yanlış yapanları ve seni kızdırmış olan insanları affedeceksin.
Nouman Ali Khan
Hayat, inanan ve salih ameller işleyenler dışında hiç kimsenin kazanamadığı bir oyundur...