Bana hayallerime çeşitli anlamlar yüklemeyi değil, ulaşmayı öğretin.

Anneannemin ellerinin üzerindeki kırışıklığın motiflendiği 60'lardan kalma deri koltukta oturup fırtına vasıtasıyla önümdeki pencerenin camından sevdiği kadını kaybeden bir maşuğun gözlerinden çenesine gözyaşlarıyla eşit hızda süzülen su taneciklerinin gözüme yansıttığı ulaşılması imkânsız hayallerimi büyük bir hüzün eşliğinde kahvemi yudumlayarak seyrediyordum. Oturma şeklimin, borç batağına saplanmış kredi onayı bekleyen banka müşterisinin gişe koltuğunda kambur vaziyette korku ve heyecanla oturmasından; yüz ifademin ise kalabalığı temsil eden cumhuriyet caddelerinde annesinin elini kaybeden yumurcağın yüzünden okunan ''Neredesin anneciğim?'' masumane ibaresinin oluşturduğu kasvetten bir farkı yoktu.
Hayallerimi kurguladığım çıkmazdaki duvarların konuşmaması bana haksızlık değil mi?

Kasvetli oturuşumu harekete geçirecek teselli edici cevabı bulmak üzere zihnimde kimsenin haberi olmadan yarattığım evrenime ''Peki şimdi ne olacak ?'' deyip durmam beni bir yandan, hayallerimi kurguladığım minik odamdaki eşyalarımın teselli edici sözler sarf edeceği beklentisi içerisine girmeye sürüklerdi. Mapushane duvarları gibi kararmış duvarlarımın bembeyaz pelerine dönüşüp hayatta ulaşmak istediğim gösterişsiz mertebeye ulaşamadığımı onlara gösteren gözyaşlarımı silmesini ve yağmurda nemlenen çatlak tavandan akan su taneciklerinin gözyaşlarımla ritim tutmasını arzu ederdim. Hiçbir karşılık beklemeyecek bu dostlara zihnimdeki evrenimin kapılarını açmak isterdim. Çünkü başımı, kaşındıran yorganın içine sokup evrenimde gezinirken onlar beni seyrediyordu.
Büyüklüğü kalbimin acısına göre değişen evrenimin sınırları gerçekte bir parçası olduğumuz Evren'den katlarca daha büyüktü.

Dünya dışına baktığımızda neşeli çocukların sokakta oynamak için izin aldığı Güneş'ten başka milyarlarca gök cisminin var olması bize boşmuş gibi geliyor. Gözlerden ırak bu kütleler ne için var ? Neden sadece Güneş, Ay ve Dünya yok ? Belki de Dünya'nın kendi zihninde canlandırdığı bir evren var ve o evren de şu anki gök cisimlerinden ibaret. O hâlde desene Dünya da çok kasvetli. Eh bu kadar kanın, gözyaşının dökülmesine neden olanlara ev sahipliği yapmak kolay mı ? En azından benim odamın tavanından damlayan su bana zarar vermiyor, sadece ıslatıyor. Benim evrenimde beni bulmak için hızlı uzay araçlarına ve sınırsız enerji kaynağına gerek yok. Yüksek bir dağın zirvesinden bir umut mesajımı birilerine ulaştırması için haykırdığım rüzgâra kulak verirsen beni bulursun. Daha fazla kulak verirsen daha fazla insanı bulursun. Önce bunlara ortak olmaya çalış, gezegenemizi yaralayan ve gitgide Evren'e içi duygusallardan noksan cisimler yerleştirmeye zorlayan kötülere değil!
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar