Peşinden Gidilip, Kuvvetle İstenilir ise Hayallerimiz Gerçekleşebilir mi?

Aslında yukarıdaki soruyu sorgulamak birçok insanın aklına gelmese de sorgulanması gereken bir sorudur. Sebebi ise son zamanlarda motivasyon kitaplarının en çok satan katagorilerden biri olması ve bu alanda binlerce kişinin bilgi akışı sağlayacak bir potansiyeli veya donanımı olmasa da insanlara başlıkta ki sloganı veya benzerlerini vererek buna inandırmalarıdır. Bunun bir yanılgı olduğunu detaylara girmeden de olsa bildiğinizi düşünebilirsiniz ancak yine de bu sizi bazı durumlarda bu hale içten içe inanmaktan alıkoymaya yetmeyebilir. Böyle olduğunda hepimiz kendimizi dünyanın merkezinde konumlandırıyoruz gibi olur ve hatta dürüst olmamız gerekirse hepimiz bazen kendimizi dünyanın merkezinde görürüz.

Bu durumun esas sebebi benliğimizdir ya da başka bir deyişle bilincimizin memleketi. Bilincimizin memleketi bu bedendir ve bu bedene iyi veya kötü gelecek sonuçların kararları, adına BİLİNÇ dediğimiz mekanizmayla alınır. Yani merkez noktası birkaç gram et ile içine sığınan kemikten oluşan ve bir bütünü temsil eden benliğimizi ya da bedenimizi dünyanın merkezi gibi görmemiz gayet doğaldır çünkü her koşulda menfaatlerimizi bu doğrultuda oluşturmamız gerekir. Buraya kadar da zaten bir sorun yoktur.

Peşinden Gidilip, Kuvvetle İstenilir ise Hayallerimiz Gerçekleşebilir mi?

Motivasyonel hitapların veya kitapların muhataplarına en zayıf noktadan yani bu benlik noktasından saldırdığı gayet açık bir kanıttır. Sanırım bu da neden bu katagorinin kitaplarının bu kadar çok sattığını açıklamaya yetiyor. Ancak ele almak istediğim esas konu bu değil elbette. Örneğin TED konuşmaları ya da benzeri organizasyonları baz alacak olursak karşımıza çıkan manzaralar şunlar oluyor;

  • Bir sonuca varmış ve başarıya ulaşmış varsayılan bir model gösterilir.
  • Bu sonuca giden süreçte başından geçen olayları havalı ya da espirili bir dille dinleyiciye aktarılması sağlanır.
  • İnsanlara imrenme veya özenme veya “bunu sizde başarabilirsiniz” gibi telkinlerin verilmesi sağlanır.

Gibi.

Peki tüm bunların ve daha fazlasının kişiler üzerinde nasıl sonuçlar doğurduğunu analiz etmemiz gerekirse sizce ortaya neler çıkar? Bunu iki kısımda ele almak istiyorum anlaşılması daha kolay olacaktır.

1. KISIM: Süreç ve Sonuç Arasındaki Farklar

Peşinden Gidilip, Kuvvetle İstenilir ise Hayallerimiz Gerçekleşebilir mi?

Kişi tıpkı motivasyon konuşmacılarının veya konu hakkında kendini donanımlı gösteren yazarların tavsiye ettikleri gibi önce hayal kurmaya başlar. “ki bu motive ediciler genellikle kendi hayatlarında bir başarı elde edememişlerdir ancak diğer insanların hayatlarının nasıl olması gerektiği ile alakalı ilginç bir şekilde çok fazla fikirleri vardır.” Bu hayali kurgulayan bizler aslında işe nasıl başlamamız gerektiğini bilmiyoruzdur. Hayaller başladığında motivasyon bağımlıları mükemmel sonuçların hayalleriyle yoğrulmaya başlarlar ve bu onlarda aptalca ama bir o kadar da etkili istekler uyandıran hevesler doğurur.

Örneğin motivasyon bağımlısı aslında berbat bir sese sahip bir kimsedir ancak kendini bir sahnede binlerce kişinin şarkılarına eşlik ettiği hayalini kurgularken o berbat sesi onun için önemsiz bir detaydır. Ayrıca kişinin doğrudan sonuçları kolay yoldan kurgulayarak sonuca aşık olması ve sürecin nasıl geçeceği hakkında hiçbir fikrinin olmaması aslında olası aksaklıklar veya olumsuzluklar silsilesi durumunda hemen yıkılacağının bir delilidir.

Peşinden Gidilip, Kuvvetle İstenilir ise Hayallerimiz Gerçekleşebilir mi?

Mesela Einstein’ın da papağanı andıran bir sesi vardır ancak bir papağana kıyasla daha üstün ve yetenekli olduğunu söylemek zor değildir. Einstein şarkı söylemiş olsaydı ve bu konunun üzerinde hayallerini gerçekleştirmeye çalışıyor olsaydı muhtemelen rezilin teki olarak kalacaktı ve bu uğurda harcadığı zaman aralığı onun için hatırlanması berbat olan bir dönem olarak kalacaktı. Ancak o ilgi duyduğu ve süreçleriyle uğraşmayı sevdiği ve veya yeteneğinin olduğu bir konuda hayaller kurdu veya çabaladı. Motive ediciler kişileri sonuca aşık ederler ve bununla da kalmaz kişilerin aslında hangi süreçlerle ilgilenmek istediklerini düşünmeleri gerektiğinin akıllarına bile gelmemesini sağlarlar. Sonuca aşık kişiler başarının gelmemesi veya sürecin ona göre olmaması gibi durumlarda otomatik olarak kendi özünü hedef alır ve bunun sonucunda da kendine olan güvenini yitirmesi sanırım muhtemeldir.

2. KISIM: Bilgi – Beceri ve Yetenek Arasında ki Farkı Bilmeme durumu

Peşinden Gidilip, Kuvvetle İstenilir ise Hayallerimiz Gerçekleşebilir mi?

Genel anlamda 3 tür bilgi şu şekilde sıralanabilir.

  • Bilincinde olunan bilgi (Veriye dayanır)
  • Deneyime dayalı bilgi (Zor aktarılır)
  • Kişinin kendisiyle ilgili bilgi

Beceri ise işin nasılıdır ve aktarılabilir.

Yetenek kişinin bir şeyi yapabilmesi ya da anlaması niteliğidir. Süreklilik gösterir ve doğuştan gelen yatkınlıklarının etkisiyle çocukluk çağlarında kişi üstünde gelişir aynı zamanda aktırılamaz.

Motive ediciler insanlara başarı modelini bir kalıp olarak gösterir ve "Bir şeyi başarmak istiyorsanız bu gazla ilerlemeniz sürekli hayal etmeniz ve kuvvetle bunu istemeniz gerekmektedir" derler. Öyle ki kişiler sonuca ulaşamadığı anlarda zaman zaman oldukça gülünç olsa da “Acaba yeterince istemiyor muyum? ya da inanmıyor muyum?” gibi bir düşünceye bile kapılabilirler çünkü motive edici kişiyi çoktan kendisine iyi paralar kazandıran yalanına inandırmayı başarmıştır.

Motive ediciler ceplerini doldurmaya başladıklarında geride bıraktıkları şeylerden en önemlisi ise motivasyon bağımlılarının hayal kırıklıklarının yanı sıra boşa giden zamanlarıdır. Zaman bir anlamda da bir ölçü birimidir ve insan hayatının süresini belirten bir birim de olduğundan bunu yapıyor olmaları durumunda onlara HAYAT hırsızları demek sanırım pek acımasızca olmayacaktır.

Aslında bunu yapıyorlar çünkü insanların çoğu düşünmek veya üretmek yerine HAZIR olanı kullanarak sonuca ulaşmayı daha makul görüyor.

2. Kısımda bilgi ve yetenek üzerine bazı ufak açıklamalar yapmamın bir sebebi vardı. Bunun sebebi insanların kelimelere önem vermeden veya süzgeçten geçirmeden anlamını idrak etmeden ya da bilmeden kullanıyor olmaları ya da kendilerine karşı kullanıldığında bu şekilde ele almalarıydı. Kelimelerin sihirli olmadığını biliyorum ama kelimelerin insanlara bazı şeyleri fısıldadığını söylemek istiyorum. Eğer bir kelimenin anlamını biliyor olursanız ya da kullanıldığı noktalara dikkat ediyor olursanız bunların üzerinde durursanız mesela motive edicilerin sömürülerinde olduğu gibi bazı gizli tuzakların farkına varmanızı sağlayabilirler.

Konu hakkında yazacak hatta taşıracak çok satırlar olduğunu hissediyor olsam da yazmanın verdiği rahatlama hissiyle konuyu burada noktalamaya karar verdim. Kapanışta şu hatırlatmayı yapma ihtiyacı duyuyorum.

“Süreçlerine katlanabileceğiniz hayalleriniz olsun. Sonuçlar süreçlerden sonra gelir ve varılacak nokta sonuç ise oraya varmadan önce geçeceğiniz yol tam olarak bu süreçlerdir.”

Bence.

Peşinden Gidilip, Kuvvetle İstenilir ise Hayallerimiz Gerçekleşebilir mi?
Cevapla