
Sabahın bir vakti, bir çığlık kopar. Beklenen ve çok istenen o vakit gelmiştir artık.

Hazır bir çanta vardır, özenle hazırlanmış. hızlıca kapılır yavaşça ve acılar içinde kadın arabaya yürür. Korku ve heyecana bütün umutlar yüklenmiştir, kadın acı çeker ama adam çok mutludur. Hastaneye gidilir, kadın sedyeye yatar ama adam tedirgindir. Süresi ne kadar olursa olsun uzunca bir bekleyişin ardından bir ses duyulur. İsmi anılan kadının kocası bir melek görür, az önce verdiği, mavi renkli hastane çıkışı kıyafetinin içinde. Adam umudunu, geleceğini hayallerini görmüş belki bir kaç damla yaş düşürmüştür gözlerinden.
Çocuk erkektir ve çok değerlidir, ablasından bile çok..!
Büyür, her yaptığı mazur görülür, çok sevimlidir yaramazdır ve amcalara gururla pipisi gösterilir, hatta kızdırılır vede sözüm ona, saygıdan önce erkeklik öğretilir.
Caniliğide, cehaletin büyüğüde, ancak eğitimle olur. Peki nasıl?

İlk eğitim ailede başlar. Çocuğun ilk aşkı çok sediği ilk insan annesidir. O çok sevdiği anne, çok sediği babadan güçsüzdür, baba daha güçlü ve korkutucudur ve her zaman haklıdır, yani güçlünün her zaman haklı olduğu ilk ders, anneye atılan ve çocuğu şok eden dayakla uygulamalı olarak itina ile alınır.
Annede alışmıştır güçlünün haklılığına, oda ister başka oğlanlardan güçsüz olmasın oğlu ve oda derse başlar. İtinayla kızdırılan, "heriflenmek" dedikleri o hale girince çocuklar, tekmeye, tokata gülünce ablalar, eksik büyüyor o çocuklar. Saygıdan eksik, acıtmaktan korkma duygusundan eksik, en kötüsüde sevdiklerine zarar verememe duygusundan eksik. O çocuk büyüyor, masaj gibi gelen, tekmeleri, tokatlarıda büyür, acı vermeye başlar. O bir anlık çocuksu kızgınlığıda büyür, sevdiklerine nefreti öğrenir, acımamayı öğrenir. güçlüyse haklı olduğunu öğrenir.
Okul vaktide bir anda geliyr, okulda bilmediği bir ortamda, kalabalıklar içinde, bir anda yapayalnız kalması ve öğretmen adında bilmediği birine teslim edilmesi, ikinci şokunu yaşatır.
bir anda tenefüs ve bir sürü çocuk. Akla geliyor ilk ders, gücü yettiğine kendince veriyor bir ders, korkuyu yenmek için korkut diyor içindeki ses. Öğretmen kızıyor her ders, sövüyor öğretmene, şikâyet gidiyor evine ve ilk tokat yeniyor evde.
Anlatamaz derdini, o gördüğünü yaptı bilemez yanlışı neydi, daha çok ilgi gösterilmesi gerekirken, artık sevilmeyen, uyumsuz ve kendisini ifade edemeyen en yaramaz öğrenciydi.
Artık kendisini, her ifade edememişlik bir öfke patlamasıdır, ya başkalarına, ya da kendinedir. Her kötü sınav her şikâyet, evde yaşanılan her şiddet, aşılmaz duvarlar olur ruhunda. Evdeki şiddet büyüdükçe, kendinden olana düşman olma duygusuda büyüyordu çocukta.
Büyür çocuk ergen olur ama artık kendini öfke ve kuvvetle ifade etmeyi çok iyi öğrenmiştir, etrafında o kuvvete saygı duyan çocuklarda oluşunca, eğitimde level atlanmış olur. Daha sonra okulun güzel kızına aşık olan çocuk, sevgiyi yeniden hatırlar ve o sevgi açlığını karşılıkta bulursa o güzel kızla gidermeye çalışır.
Ona çok iyi davranır, onun için mücadele eder, fakat bu arada dersler halâ kötüdür ve öğretim sıfır olunca, ünüversite kalır.
Ama güçlüyü seven kızımız, aşkın körlüğü ile umutludur, okul olmaz, askerlik biter ve oradada güçlü olmak faydalıdır. O arada kızımız akıllanıp kaçmadıysa gencimizle evlenir, fakirlikte olsa, sevdiğine kavuşmuştur. Fakat pusu kurmuş bir düşman, bu mutluluğu yutmak için bekler, buda "kendinden olana nefret"
Aklınca kızcağızın bedenine küçücük bir nüfusla, bütün bedenin kendisine ait ve amade olduğunu düşününce, artık yalanlara gerek kalmaz, o ilk ilişki yalanlara ihtiyacı ortadan kaldırır ve kendinden olana düşmanlık, daha ilk ilişkideki acımasızlıklarla ortaya çıkar.
Bu arada kocadan çok çekmiş, çok sindirilmiş kaynana, artık yılların acısını çıkaracak birini bulmuştur, gelini.

Sevgi azaldıkça nefreti çoğalan adam, anneden aldığı gazlar ve kendinden güçlü dış dünyanın acısını, kendini ifade edemediği için, o nüfus ettiği bedenden çıkarır ve gücü yettikçe, güçlü oldukça kendisini durduracak, daha güçlü bir otorite olmadıkça, yani devlet, o kızcağızı korumadıkça... kendini korumaktan, halkını unutunca, cezalarında az olduğu bilinince, o kadın, sırf çay yapmadığı için ölür. Sokağa çıktığı için ölür, Çocuk ağladığı için ölür. Kocası patronundan azar yediği için ölür. Kovası döverken, aldığı zevkten yorulmayı unuttuğu için ölür. İnsanlık dışı cinsel ilişkiyi kabul etmediği için ölür. Kocanın bahenesi olmasa bile ölür.
İşte bu tam bir sistemli öldürme eğitimidir. Malesef bizdeverilen en iyi eğitim bu.
Sürçü klavye ettiysem affola.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar