O'nun gibi düşünebilmek

O'nun gibi düşünebilmek



Tekerlekli sandalyedeki zenci resmetmeye başlar bulutları delip geçen beton blokları.


Zarif bir kadın ince topuklularının gaddarca çıkardığı seslere aldırış etmeden tatlı bir serilikte yürümeye koyulur bir kaç çizgi uzaktan. Vizon rengi pardesüsünün altında mevsimin karamsarlığına kafa tutan ince bir bluz olduğuna dair iddiaya girilebilir. Bakışları ufka doğru, kafasında kimbilir hangi gereksiz takıntısı var, hangi üç beş zaman sonra hatırlandığında gülünüp geçilecek üzüntüleri.


Zenci yanıbaşındaki köpeğinin başını okşar.


Olan biteni onun gözünden görmek ister. Onun gibi düşünmeye çalışır. Bunca insancık, bunca yabancılık ve betona hapsolmuş ruhlar.


Siyah beyaz doğar güneş, ısıtır tüylerinin arasından usulca ve yalnız batar. Kartondan her gün ayrı bir hikayedir onun için. Her biri yeni birer arayış ve bulamayış. Kıymet bilmeme seansları, sınırlarını daha da zorlar. Doyumsuzluğun sonu yoktur çünkü insanlar için.


Sahibinin diğer insancıklardan hiç bir farkı olmadığını bilen köpek mutludur, farklı olduğunu zanneden bu iki ayaklılar ise aptal.

O'nun gibi düşünebilmek
Cevapla