Biz kimiz? Kimler Tarafından Uyutuluyoruz? Nasıl Uyanacağız?

İnsan hafızası balık misali güvenilmez ve kaygandır. Northface üniversitesinde yapılan bir araştırmaya göre beynimiz bir anıyı her çağırışında onda ufak değişiklikler yapar. Üzerimizdeki kıyafetin rengi o günki havanın güneşli ya da yağmurlu olması gibi... Taki hatırladığımız anı aslından çok farklı bir resim olana kadar.Toplum hafızası da aslında bunun gibidir. Her nesil kendine aktarılan hikayeyi ufak ufak değiştirir. Kendi içinde bulunduğu şartlara göre yeniden yazar. Aslında bu yazımda size anlatmak istediğim bu.

Biz kimiz? Kimler Tarafından Uyutuluyoruz? Nasıl Uyanacağız?

Çağlar öncesinden bu yana insan hikayelerini ozanlar aşıklar dengbejler anlattı. Türküler ağıtlar destanlarla tarihi detayları değil ama insanların yaşadıkları duyguları bize aktardılar. İnsanlığın onbinlerce yıllık birikimi bu hikayelerle muhafaza edildi. Ortadoğu'da büyük devletler kuruldu. Saraylardaki memurlar bir yandan kronolojik tarihi yazarken diğer yandan ölümsüzlük peşinde koşan hükümdarlarının zaferlerini dağlara taşlara yazmaya başladılar. Bir taraftan da tek tanrılı dinler doğdu. Bunlarda hikayelere bir ikilik kattı artık anlatılan hikayeler de iyi-kötü, doğru-yanlış, ahlak-ahlaksızlık, medeniyet ve barbarlık vardı. Din adamlarını saraylarına davet eden hükümdarlar savaşlarını artık tanrı din ahlak medeniyet adına meşrulaştırabiliyordu. Kralların hükümdarların tarihi hiçbir zaman ezilenin fethedilenin hükmedilenin ya da genel olarak sarayın dışında kalanların hikayesi olmadı. Fakat bu insanların hikayesi de hiçbir zaman kaybolmadı. Yine ozanlar dadaloğulları pir sultan abdallar tarafından sarayın dışındakilerin hikayesini saraya rağmen nesillerden nesillere aktardılar.

Biz kimiz? Kimler Tarafından Uyutuluyoruz? Nasıl Uyanacağız?

Bu mirasa en büyük darbeyi sanayileşme kentleşme ulus devletleşme vurdu. Uluslaşma aslında özünde bir özgürlük hareketiydi. Fransız ihtilali kralın aristograsinin ve kilisenin ittifakına karşı yapılmıştı. Fakat ulus tehayülü farklılığı içinde barındıramadı içinde tek tipleşirken dışarıdakini ötekileştirdi. Ulus kimlik inşaası dünyanın her yerinde kültürel soykırımlara bazı yerlerde ise fiziksel soykırımlara sebep oldu. Muz işçileri katliamının üzeri örtüldü. Marquez anılarında şöyle anlatıyor;

1928 yılında o gün, ordu bu meydanda, Muz Şirketi’nin kayıtlarında asla doğrusunun yer almadığı sayıda insanı katletmişti. Gözlerimle görmüşçesine aşina olduğum bir olaydı; kendimi bildim bileli dedemden belki bin kez dinlemiştim. Asker grevdeki işçilerin bir alay çapulcudan ibaret olduklarını açıklayan bir bildiri okuyordu. Görevliler meydanı boşaltmaları için beş dakika süre verdikten sonra üç bin erkek, kadın ve çocuk kızgın güneş altında yerlerinden bile kımıldayamamışlardı; sonra ateş emri, tüfeklerin takırtısı, tükürdükleri akkor halindeki parıltı, paniğe kapılıp birbirini ezen kalabalığın mitralyözün yöntemli ve yorulmak bilmez makasıyla karış karış kesilerek giderek azalması..’’

Bugün bu katliamların hukuksuzlukların adaletsizliklerin üstlerinin örtülmesi bu kadar kolay değil. Elimizde geçmişte kimsenin elinde olmayan teknoloji iletişim araçları arşivler belgeler kayıtlar var. Buna rağmen uyanamamakta ısrar ediyoruz. Uyanamıyoruz, gözlerimizi açmaya çalıştığımızda göz kapaklarımız bizi aşağıya çekiyor. Kabuslarımız karşımıza iç savaş, çatışma, ayrışma, göç, açlık kuraklık terörizm olarak çıkıyor. Uyuyoruz ama yaralarımız bir türlü iyileşemiyor. Hikayelerimizin kimin anlattığı ortada saraylarında ölümsüzlük peşinde koşan ruhsuz memurları anlatıyor. İnsan aklıyla duygularıyla dalga geçen hikayeler bunlar.Bize boş boş gaz verip gururumuzu okşayıp bizi bize kırdırtan hikayeler. Ama bunu biliyoruz ve bilmekle mükellefiz.

Biz kimiz? Kimler Tarafından Uyutuluyoruz? Nasıl Uyanacağız?

Bize ortak insanlık dilini yaşama mirasını tekrar hatırlatacak destanlar, ağıtlar, türküler efsaneler yazacak yazarlar, aşıklar, ressamlar, senaristler, fotoğrafçılar, sinemacılar, Yaşar Kemal'ler bizi gelenekle modernize arasında bağlamanın telleriyle bir araya getirecek Erdem Şimşek'ler lazım. Eğer yazımı sonuna kadar okuduysanız işte bize sizin gibi güzel insanlar lazım.

Biz aslında bize anlatılandan çok daha fazlayız ve çok daha güzeliz.


Sevgiler... :)

Biz kimiz? Kimler Tarafından Uyutuluyoruz? Nasıl Uyanacağız?
Cevapla