Dışarıda bir yaşam döngüsü var. Dünya, Güneş'in etrafında dönüyor ve mevsimler geçiyor, kendi etrafında dönüyor ve günler geçiyor. İnsanlar alışveriş yerlerinde tüccarlarla pazarlık yapmaya çalışıyor. Trafikte çıkan bir anlaşmazlık üzerine küfürler havada uçuşuyor ve NASA Jüpiter'in 67 uydusundan biri olan Europa hakkında yeni keşifler elde ediyor. Bir yandan enflasyon yükselirken bir yandan yeni galaksiler keşfediliyor. Bir de bunun perde arkasında olanlar var; bilgisayarın ve telefonun sunduğu ayrıcalıkların zirvesine erişmek için kendini sosyal hayattan soyutlayan tayfa.
Bilgisayar ve telefon kişileri hayattan soyutlamayı amaçlamaz.

Şimdi burada sizlere Başbakan Binali Yıldırım'ın ''Teknolojiye fazla girersen kafayı sıyırırsın; kullanman gerektiği kadarını kullanacaksın gerisini bırakacaksın.'' diyecek değilim. Bilgisayar ve telefonların daha doğrusu teknolojinin temelinde matematik vardır ve o olmadan hiçbir şey hesaplanamaz. Bu yüzdendir ki bu teknolojik aletlerin soyutlayan kısımlarına kafa yormak yerine arka perdede olan işlevsel fonksiyonlarına kafa yormak daha makbuldür. Bilgisayar ve telefonun yararlarını saymakla bitiremeyiz. Fakat zarar kısmı ise kişiden kişiye değişir. Zira bu kişinin kendi iradesine bağlıdır; telefonu ve bilgisayarı hangi amaçla kullandığına...
Sosyal medyalar ilaç gibidir; dozunda alınırsa rahatlatır, gereğinden fazla alınırsa bağımlılık yapar.

Gündelik olaylar karşısında haberleşmek için sosyal medyalar oldukça işe yarar. Fakat bir de bunu yaşam tarzı hâline getirenler var ki işte asıl sorun burada başlıyor. Sırf takibe karşılık vermediği için birbirlerine küsenler, paylaşımı fazla beğeni almadığı için isyana bürünenler ve binlerce takipçisini gerçek arkadaşı zannedenler. Oysa oracıkta düşüp bayılsa o binlerce takipçi içinden hiçbirisi ona bir bardak su bile veremez. Peki böyle arkadaş neye yarar? Teknoloji üzerinden yararlanan sosyal medyalarda kurdukları bu dünyadan sıyrılmaları onlar için pek kolay bir durum değil.
Sosyal medyalar, telefon uygulamaları ve bilgisayar oyunları sosyal yaşamdan soyutluyor.

Bilgisayar ve telefonun içerisine yüklenen farklı dünya ortamı bireylerin çevreyle olan ilişkilerini asgari seviyeye indiriyor. İnsanlarla olan münasebeti kısıtladığından kendini ifade edememeyi ve çekingenliği de beraberinde getiriyor.
Yüz mimikleri gitti yerine emojiler geldi.

Sosyal medyaların varlığı henüz yokken çocuklar, sokak futbolundan saklambaç oynamaya kadar çeşitli sosyal aktivitelerde bulunurlardı. Kaybeden takımın karşı takıma çikolata ve içecek almasının getirdiği bir heyecan vardı. Oyun sırasında düşme söz konusu olduğunda yerdeki arkadaşını kaldıran çocuğun ona karşı bir yüz ifadesi vardı. Maç sonunda çikolatalar terli terli yenirken yüzde bir mutluluk ifadesi vardı. Ama şimdi o çocuklar kayboldu ve kıyıda köşede ellerine telefon alıp farklı dünyada farklı mimiklerle birbirlerini tanıma amacı gütmeye başlayıp beyin jimnastiği yapan bir nesil geldi. Aslında varmış gibi görünen ama gerçekte hiç olmayan dostlukların sözde paylaşım noktaları olan bu sözde paylaşım siteleri beyinleri uyarmaktan başka hiçbir şey yapmıyor.
Bütün bunların sorumlusu bilgisayar ve telefon üreticileri değil, kullanmasını bilmeyenlerdir.

Antibiyotik yerine uyuşturucuyu tercih edenlerin sosyal yaşamdan kopmaları da aynen fotoğrafta olduğu gibidir. Bunu tercih edenler de kendileridir. Zira herkes kendi hayatından mesuldür.

Ve öyle hale geldiler ki telefonlarının şarjı bittiğinde hemen acil yardım kiti aramaya başlıyorlar ve soluğu prizlerin yanında alıyorlar.
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar