
Çevremizde pek çok hayat var pek çok yaşam var pek çok sıkıntı var. Hemen hemen hepimizin kendi içinde yaşadığı dertler ve sorunlar farklı. Bazıları toplumsal bir sorun olsa bile bazıları kişisel sorun olabiliyor. Elbette bir insanı tamamen anlamak mümkün değil ama kendini bir insanın yerine koymak mümkün. Daha önce hiç kendinizi başkasının yerine koymaya çalıştınız mı bilmiyorum ama insanları ve toplumu anlamak için yapmalısınız belki de.
Erkekler

Erkekler doğdukları andan itibaren üzerine bir takım görevler ve beklentiler yüklenir. Mesela erkekler ağlamaz, erkekler kendi ayakları üzerinde durabilir gibi. Bunların tamamının kötü olduğunu iddia etmeyeceğim ama erkeklerin bu kadar odun olmasının ya da kaba olmasının sebebi genelde toplum değil midir zaten. Bir insanın duygularını ne kadar çok bastırmaya çalışırsanız tepkisi o kadar artarak dışarı yansır. Ayrıca toplum tarafından her zaman sapık olmak ile etiketlenebilirsiniz. Malum ''bütün erkekler aynıdır'' muhabbeti bir o kadar can sıkıcı olur. Kızlar sorumluluklardan kaçabilir iken erkekler bu sorumluluklardan kaçamazlar. Ayrıca değeriniz cüzdanınız ile ya da mesleğiniz ile ölçülebilir. Askerlik gibi bir mevzu var bir de. Daha önce hiç eline silah alamayan birisi kendini birden silah altında buluyor. Onun psikolojisi de var elbette. Ama içlerinden en kötüsü şu sanırım ''sen hala evlenmedin askerlik de bitti evlen artık'' diyen teyzeler. Ya bir rahat bırakın diye trip atası geliyor insanın. Trip atarsan da ama ''erkek adam trip atmaz'' muhabbeti yapılacaktır. Ya da yakışıklılık konusunda kendine bakmaya çalışsan ''ılık mısın?'' muhabbeti yapılacaktır. Yok ya odun olmak en güzeli bence de.
Kadınlar

Kadın olmakta zor tabii şimdi ülkemizde erkeklere yapılan duygusal baskı kızlarda davranışlara yapılan baskı olarak ortaya çıkar. ''Bunu yapma, şunu yapma, şöyle davranma'' diye devam eder. Onlardan da her zaman bir beklenti vardır elbette. Erkeğe namuslu, temiz bir kız bulup evlenme ve çalışma görevi verilmiş iken kıza zengin bir eş bulup evlenip evde oturma görevi verilmiştir. Ne hikmetse bunu çocuğuna aşılayan anne zengin biri ile evlenmemiştir. Tabii kızların eğitim hayatı da bir nebze zordur. Her yerde bu böyle olmasa da maalesef hala daha ''kızlar okumasa da olur'' zihniyeti vardır. Bu zihniyet ağırlaştığında çocuk gelinler ortaya çıkar. Toplumda kadına karşı şiddet, taciz ve tecavüz olayları yaygınlaştıkça elbette bir korku oluşur. Evlenmeyen kızlara ''evde kalmış'' gözü ile bakılmaya başlanır ya da ardında bir art niyet arayanlar olur. Nitekim kızlarda da her hareket etiketlendirilmeye çalışılır. Bunun oluşturduğu baskıya her zaman katlanmak zorunda kalırlar. Sonra yine o korkunçlu teyzelerimiz çıkar ''evlenmedin mi sen hala kızım istemeye gelen yok mu?'' demeye başlar. İşsiz misiniz teyze gidin evinizde dedikodu yapın ya ne çekti bu gençlik sizden. Gençliğimizi yediniz.
Çocuklar

İçlerinde en mutlu olan kesimdir. Hiç bir şeyi umursamazlar ama büyümek isterler. Büyükler konuşurken büyükmüş gibi lafa atlamaya çalışırlar. Üzerlerine kurulan baskılar onları pek etkilemez. ''Bak yaramazlık yaparım seni hayatından bezdiririm'' bakışı her şeyi çözer. Daha küçük ise ''ağlayarak'' her şeyi çözebileceğini zanneder ve genelde çözer de aslında.Büyüdüklerinde çok mutlu bir dünya hayal ederler. Günümüzde teknolojinin içine doğdukları için bu konuda yetişkinleri geçmeye başlarlar. En büyük derdi oyunda kazanmak olan birisi elbette mutlu olacaktır zaten. Sanırım toplum nasıl olursa olsun çocuklar yine aynı kalacaklar. Savaş ve kıtlık olan bölgeler hariç tabii ki.
İşçiler

Bu kısımın neden bir türlü dışlandığını ya da aşağılandığını anlayamamışımdır bir türlü. Hayır yani neredeyse toplumun tamamı işçi değil mi? Adam ben mühendisim be doktorum diyor-bunları genelde sanalda gördüm ben ama gerçekte pek rastlamadım bu tiplere- işçiyi aşağılıyor. Sen de işveren değilsin ki sen de işçisin. Yalnızca yaptığın mesleğin ismi değişik. Hani ''amele'' muhabbeti vardır Türkiye'de ama zaten temel olarak herkes işçidir. Kaç tane girişimci, kendi iş yeri olan ya da fabrika ve holdingleri olan var ki? Hani fabrika ve holdingi olan zaten zengin kesimden sayılıyor eee geriye kalanların da işçiden farkı kalmıyor zaten. Bir toplumun kendi kendini aşağıladığı ender örneklerden birisidir sanırım bu. Gerçi bizde işçi tanımını oluşturan meslekler ''inşaat işçileri, madenciler vs gibi kas gücüne dayanan meslekler'' ama sanki diğer mesleklerde çalışanlar işçi değilmiş gibi. Aralarındaki tek fark alınan maaşlar. Eğer öyle ise bugün doktor ve mühendislerden daha fazla maaş alan meslekler var bu durumda bu meslekleri de aşağılayabiliriz. Bir mesleğin değeri ya da ona duyulan saygı aldığı maaşı ile değil emeği ile ölçülür. Tabii benim görüşümdür. Bunu yapanlarda genelde çalışmayan kesimdir o yüzden çalışan kesime pek lafım yok zaten.
Hayvanlar

Bunu ikiye ayırmak lazım aslında. Birincisi evinde sahiplenmiş onu diğer insanlara gösterip hava atmak için kullananlar ve geri kalanı ile ilgilenmeyenler. İkincisi sokakta kalmış hayvanlar. İlkinde yalnızca kendi egolarını tatmin etmek için bir insan kendine evcil hayvan edinir. Onunlar ne oyun oynar ne sever. Ona yalnızca bir süs eşyası gibi davranır. Elbette bu hayvanların durumu sokakta olanlara oranla bir nebze daha iyidir. Sokakta kalanlar insanların saldırılarına uğramadıkları sürece bir insan yardımı ile ya da kendi başlarına hayatta kalırlar. Tabii ki onlar da her an bir saldırıya hazır beklerler.
Yılbaşında milli piyangoyu kazanan adam

Artık toplumun tüm baskılarından kurtulmuştur. Bir üst seviyeye çıkmıştır. Hani artık diğer insanların uyduğu kurallara uymak zorunda değildir. Toplumsal kuralların dışına çıkmıştır artık o. Ne yaparsa yapsın ne derse desin insanlar ona iyi davranacaktır. Dediklerini onaylayacak ve asla karşı çıkmayacaktır. Ancak elbetteki artık eski yaşadığı yerlerde yaşayamaz. O toplum onu o kadar sever ki sevgisi ile boğmaya başlar. Herkes onun etrafında toplanır. Hiç görmediği akrabaları ortaya çıkmaya başlar. Selam vermeyenler selam vermeye başlar. Aşağılayanlar övmeye başlar. Daha dün yüzüne bakmayanlar yanından ayrılmamaya başlar. Bir gece de tüm toplum değişir ama yalnızca ve yalnızca o kişi için. Diğerleri hala daha birbirini ezmeye çalışır.

Toplumsal kuralların olmasının bir sebebi var sanırım. Bu toplumun kendi içinde yaptığı bir yarış. Kimin daha saygın olduğuna kimin daha iyi olduğuna karar verilen bir yarış. Bu yarışta önemli olan tek şey kazandığınız mertebeler ve kazandığınız paralar. Paranın pek çok şeyi değiştirebilme gücü varmış demek ki.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar