Beni distopya kavramıyla karşılaştıran George Orwell 1984 olmuştu, kitabı okuduğum zaman zaten öyle bir dünyanın içinde yaşadığımızı veya giderek ona yaklaştığımızı idrak etmek o yaşlarımda biraz zaman almıştı. Daha sonra hayatımızın her yerine giren aplikasyonlar ve sokakta her an el sallamamızı bekleyen Mobeseler, kitaptaki karakterlerle empati kurmamı kolaylaştırdı.

Daha sonra Bernard Beckett Genesis sayesinde distopyanın daha farklı bir türüyle karşılaştım. Bildiğimiz tarihin, bize öğretilen tarihin koca bir yalandan ibaret olabileceğini ve istedikleri gibi şekillendiremedikleri kişileri nasıl kolayca yok edebileceklerini gördüm. Onca androidin içinde insan gibi hissetmenin ve insani hisler taşımanın bizi ölüme götürebileceğine şahit oldum.
Böyle bir yazıda Ray Bradbury Fahrenheit 451'den bahsetmemek olmaz tabi. Şu an yaşadığımız dünyayı en iyi anlatan kitaplardan biri olduğunu düşünüyorum. İtfaiyeci sıfatıyla gezinen insanların, yakılan kitapların, beynimizi yıkamak üzere evlerimize serpiştirilen makinelerin yer aldığı ve insanların düşünmesinden korkulduğu bir dünya. İnsan düşünürse, insan okursa bir tehdit oluşturur ve onlar beynini kullanabilen varlıkları sevmezler.
Ve bu şarkıyla Bence'mi sonlandırıyorum
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar