Daha okula gitmeden bile oyun oynuyormuşuz, tabi ben o zamanları hatırlamıyorum. İlkokulda yan sınıfımdaydı, ortaokulda karşı sınıfımda...
Sonra lise başladı.
Çekingen bir çocuktum. Sınıfın en arkasında, o gün başka okula nakil olacak olan bir kızla oturuyordum. Erkeklerin sırasıydı ve arkalarındaki tek kız bizdik, diğer kızlar sınıfın diğer ucunda grup oluşturmuştu bile.
Sonra onu gördüm, tanıdık geldi. Beni de tanımışa benziyordu, yoklama alınırken adını aklımda tuttum ayıp olmasın diye. Teneffüste yanıma geldi, o biliyormuş adımı, "aa, sen de mi burdasın! Gelsene yanımıza" dedi. Sevindim, gittim. Sonra tanıştık, daha doğrusu tanışıklığımızı hatırladık.
Evlerimize giden yol aynıydı.
Beraber gidip gelmeye başladık. Benim evim okula 10 dakika, onunki 20 dakika kadardı. Aşağıya inip beklerdim onu hep. Hep de geç gelirdi :) Okul yolunda sürekli değişik şeyler yaşardık. Heves edip topuklu bot alışım, o gün süper bir fırtına oluşu, benim yerlerde yuvarlanışım, onun farkında bile olmaması... Okula gittiğimizde "hocam köpek kovaladı arkadaşı da..." deyişi...
Sonra dersane...
Üniversite senesi tabi ki, dersaneye yazıldık ikimiz de. Aynı dersaneye gidiyorduk. Sürekli yurdu, yatılısı olan bir dersaneydi, böylece her günümüz, her saatimiz beraber geçer olmuştu. Beraber uyurduk, beraber uyanır beraber yapardık ne yapıyorsak.
Sınav sonuçları açıklandı.
Fazla mı tesadüf, yoksa 7/24 beraber çalıştığımız için mi bilmem; hem ygs, hem lysde aynı puanı almıştık. Onun hayali hukuktu, benimki psikoloji. Ama ikimizin puanı da bunu biraz zorluyordu. Ortak bir yerlere varalım dedik ve uluslararası ilişkiler gibi bölümler yazdık beraber. Okula onaylatmaya gittik, ama okul kapalıydı ve biz de evlerimize döndük. Sonra aklıma dank etti. İstediğim bölümü okuyamayacaksam ne anlamı vardı? Ona da söyledim, o hukuklar yazdı ben de psikolojiler.
Tercih sonuçlarının açıklanmasından 1 gün önce...
Aklımıza nereden geldi bilmiyorum. Kontrol ettik bir anda. Ve ne yazık ki korkunç bir tablo; yanlış tercih... Bursluya puanı yeterken yanlışlıkla burssuz yazmış, en düşük puanlı olan da o olduğu için o gelecekti. Başından aşağı kaynar sular döküldüğünü hissettim, ben de şok olmuştum. Sonra tercihler açıklandı ve beklenen oldu, arkadaşımın 1 senesi gitmişti... Ben istediğim bölüme girebilmiştim.
Okulum çok uzaktı...
Aşağı yukarı 5 saat gidiş gelişim vardı. Haliyle eve geç dönüyor ve çok yorgun oluyordum. O da 1 sene daha dersaneye gidiyor, sınava hazırlanıyordu. Buluşmalarımız benim yorgunluklarım, onun dersleri yüzünden erteleniyordu. Bir arkadaşının fotoğrafını atmıştı, "bu kız çok güzel değil mi ya, çok beğeniyorum!" diye. Sonra onunla arkadaş olmaya başladılar yavaş yavaş. Tüm fotoğrafları onunla olmaya başladı. Tüm konumuz o oldu.
Başka bir arkadaşımla kavga etmiştim.
O sinirle "bir daha da konuşmam onunla!" demiştim. Sonra sinirim geçti, barıştık. En yakın arkadaşım ise nedense çok garipsemişti bunu. Çok üstüme gelmeye başlamıştı. Neden barıştın? Hani barışmayacaktın? Niye? Niçin???!!!
SANA NE?
O kadar üstüme geldi ki, bu sözü söyledim. İpler orada koptu... Bana nasıl bunu söylersin dedi, whatsapp grubumuzdan çıktı. Ben de çıktım sinirlenip. Kimse hatasını kabullenmedi, kimse geri adım atmadı.
1 yıl hiçbir şekilde konuşmadık.
Diğer lise arkadaşlarımla o daha yakındı, dolayısıyla buluşmalara çağrılan oydu. Üniversitedeki arkadaşlarımda hep onu aradım, o samimiyeti bulamayınca da yalnız kaldım. Derdimi anlatacağım kimsem yoktu. Ne yaşadıysam içime gömdüm. O benim en zor zamanlarımda yanımdayken, şimdi sesini duyamaz olmuştum. Çıldırıyordum, ama gurur ya!
Birbirimizi arkadaşlıktan çıkarmıştık, ama bakmadan edemiyordum.
Bana anlattığı, çok güzel dediği kızla çok yakın olmuştu. Tüm fotoğrafları onunlaydı, bizim yoktu hiç. Twitter'ına bakıyordum, her lafı bana dokundurma gibi geliyordu ikisinin konuşmalarını okuyunca.
1 yıl sonra dayanamadım.
Çok üzülüyordum, çok! 1 yıl geçti, doğum günü geldi. O gün kutlayamadım, yediremedim kendime. Ama 2-3 gün geçtiğinde yapamadım, yazdım. Çok uzun bir mesaj değildi, içinde özür de yoktu. Sadece olanları unutmaya yönelik şeyler yazmıştım. Öyle de oldu, tekrar konuşmaya başlamıştık.
Lise buluşmalarına ben de çağrılmaya başlamıştım.
İlk defa gittim. Arkadaşım da ordaydı. O kadar süre sonra ilk görüşmemizdi, çok büyük umutlarla gitmiştim. Ama öyle olmadı. Fotoğraf çekinirken beni yanına almasını bile başka arkadaşım söylemişti. Bozuntuya vermedim, gülümsedim tüm fotoğraflarda.
Bir şekilde tekrar yakın olduk, eskisi kadar olmasa da.
1 sene konuşmadık evet, ama o 1 senede o kızla o kadar yakın olmuştu ki aklım almıyordu. Bir zamanlar telefonlarımızda "Twin" diye kayıtlıyken artık numaralarımızın adımız ile kayıtlı olması benim için çok zordu, yeni arkadaşı ise "Kardeşim" diye kayıtlıydı. Resmen platonik aşık gibi canım yanıyordu!
O yakın arkadaşıyla tanıştım.
Ne yalan söyleyeyim, aşırı tatlıydı. Samimi, rahat, espritüel... Tam dedim, tam bulmuş kendine göre birini. Kız ikinci görüşmemizde bana doğum günü hediyesi almıştı, o kadar da dost canlısıydı.
Şimdi arkadaşımın evinden geliyorum, o ve yeni arkadaşıyla...
Dün gece onlarda kaldım, yeni arkadaşı da vardı tabi ki. Kız arkadaşımın baş harfini dövme yaptırmıştı, her çılgınlığı beraber tatmışlardı. Arkadaşımın annesi beni kısa öperken ona "prensesimmmm" diyerek dakikalarca sarılıyordu. Evet, artık üçümüz de arkadaşız. Ama ben hep arka planda kalan ve kalacak olan biri haline döndüm. O kızın arkadaşım hakkında "bu da böyle biri işte..." demesine her seferinde gülsem de, BEN TANIYORUM ONU! diyemediğim için içten içe canım yandı, yanacak da. Değer mi? Bilmiyorum... Bekleyip, göreceğiz...
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar