Güzellik Bile Ne Olduğuna Karar Veremedi!

Bu siteye girer girmez fark ettiğim ilk şeylerden biri "Nasılım?" sorularının sıklığı oldu. Aslında şaşırmamam gerekirdi, zira bunların hepsi yalnızca özgüven eksikliğimizin muhtemelen "güvenli" bir platform olan İnternet üzerindeki yansıması. Beni asıl rahatsız eden ise bu sorulara verilen cevapların duyarsızlığı.



Güzellik Bile Ne Olduğuna Karar Veremedi!



Güzellik, yakışıklılık, adını ne koyuyorsanız artık- o ne ki? TDK'ye göre "Estetik bir zevk, coşku, hoşlanma duygusu uyandıran nitelik, hüsün."




Ünlü Mona Lisa'yı bilmeyeniniz yoktur sanırım. Herhalde tarih boyunca en çok kurcalanan tablo olsa gerek. Yapımında altın oran kullanıldığı söyleniyor, bu da Mona Lisa'yi doğal olarak güzel yapar. Öyle değil mi? Kaçımız bu kadına benzemek istiyor ya da kaçımız bu kadına benzeyen bir eş istiyor? Büyük ihtimalle çok kişi değil. Kim bilir; belki de güzellik, tanımından da anlaşılabileceği gibi subjektif bir kavramdır! Hatta tamamen öznellik üzerine kuruludur.


Tarih Boyunca Güzellik Anlayışı


Bu güzellik o kadar çok değişmiş ki (!) sürekli çelişmiş kendisiyle. Şimdiki genç nesil ile büyüklerimizin arasında bile bir düşünce farklılığı var. Bir genç kız kalçalarının yeterince büyük olmamasından yakınırken annesi büyük popolu olmadığı için şanslı olduğunu düşünüyor. Biri göğüslerinin daha çok büyümesini isterken diğeri küçültmek istiyor.



Güzellik Bile Ne Olduğuna Karar Veremedi!



Bu tablo "Venüs'ün Doğuşu". Venüs; Roma mitolojisinde güzellik, aşk, arzu gibi kavramların tanrıçası. Yunan mitolojisindeki karşılığı ise Afrodit. Söylenenlere göre en güzel kadınmış Venüs, sizce de öyle mi? Vücudu size mükemmeliyeti çağrıştırıyor mu? Bence abartılacak bir yanı yok ancak başkası için olabilir.


Güzellik Bile Ne Olduğuna Karar Veremedi!



Şimdi de bu tabloya bakalım. Rus sanatçı Boris Mikhailovich'in "Güzellik" adlı eseri. Yıl 1915. Bu kadına balık etli demek yanlış olur, gayet sağlıksız bir kiloda açıkçası. Yine de Mikhailovich onda bir güzellik bulmuş, baksanıza. Gerçekten bakın.



Genel güzellik standartının toplumdan topluma, dönemden döneme değiştiğini kanıtlayan birçok makale okumuşsunuzdur kesin. Kilolu olmak cazipmiş çünkü bu bereketin göstergesiymiş. Kadınlar tırnaklarını uzatırlarmış çünkü bu onların işlerini yapacak hizmetçilerin olduğunu gösterirmiş. Sarı saç Rönesans ile değer kazanmış çünkü sanatta koyu renklerden açık renklere yönelmişler. Bu tür açıklamaları duyuyoruz sürekli. Bazıları büyük ihtimalle doğru değil, bazıları ise gerçekten güzellik anlayışını etkilemiştir.


Daha Yakın Tarihler


Güzellik Bile Ne Olduğuna Karar Veremedi!



İşte Marilyn Monroe. Sadece biraz daha gençken, daha sıradışı bir görünüm kazanmak için estetik ameliyat yaptırmadan ve saçını boyatmadan önce. Yine de güzel bir kızmış, öyle değil mi? Belki bazılarınız "Hayır, çok abartılmış bu kadın." diyordur. Belki de haklısınız da.


Marilyn Monroe'nun sahte beni, bu "kusur" da ona ayrı bir hava katmak için kullanılmıştı. Hatta bazıları der ki ayakkabılarından bir topuğu kısaltırmış ki bir kalçasının çıkıntısı daha da belli olsun.



Güzellik Bile Ne Olduğuna Karar Veremedi!



Nedense hep Marilyn Monroe ile karşılaştırılan Audrey Hepburn da burada. İlginç bir stili vardı, bu resmindeki kâküllerinden de anlaşılabilir. O zamanlarda pantolon giyen sayılı kadınlardan biriydi. Marilyn Monroe gibi kadınların tersine ince bir figürü vardı. Zaten kendisi bale yapardı.



Eğer güzel gözlerin olmasını istiyorsan insanlara iyilikle bak,
Eğer saçların güzel olsun istiyorsan bırak çocuklar ellerini geçirsin saçlarından,
İnce bir bedense isteğin ekmeğini açlarla bölüş
Ve güzel dudaklara sahip olmak için sadece güzel sözler söyle…




Güzellik Bile Ne Olduğuna Karar Veremedi!



Kate Moss, gelmiş geçmiş en ünlü modellerden biri. Başarısız olacağı düşünülüyordu çünkü sıradandı onlara göre. Zaten hiçbir zaman kendisi model olmaya çalışmadı, ta ki biri onu keşfedene kadar. Peki onu farklı yapan neydi?



Güzellik Bile Ne Olduğuna Karar Veremedi!



Madonna unutulur mu? Sürekli değişen şok edici tarzıyla gerçekten inanılmaz. Kemerindeki "BOY TOY" yazısı, açık giysileri, makyajı, saçları; hepsi de anormaldi. Ancak bir şekilde pozitif bir ilgi görmeyi başardı.



Elbette daha böyle birçok örnek var. Peki siz bu kadınların farklarını ve benzerliklerini fark ettiniz mi? Çok soru sorduğumu biliyorum ancak sizin düşünmenizi ve bu konuda da kendi kararınızı vermenizi istiyorum!




Hep Aynı Irk Olmaz Ki!


Şimdiye kadar hep beyaz kadınlardan bahsettik. Hadi, birazcık daha farklı kadınlara bakalım! İlk fotoğrafımızı, güzel ve temiz yüzlerin fotoğraflarını çekmek istediği için ülke ülke dolaşan Mihaela Noroc çekmiş.



Güzellik çeşitliliktir.



Güzellik Bile Ne Olduğuna Karar Veremedi!



Etiyopya'da yaşayan bu kadını ne kadar övsem az mesela. Biliyorsunuz ki son zamanlarda koyu tenli insanların güzelliği gittikçe daha çok insan tarafından kabul ediliyor. Rihanna, Beyoncé, Nicki Minaj, Lupita Nyong'o gibi ünlüleri biliyorsunuzdur zaten. Yine de ırkçılık hala büyük bir sorun ve ayrımcılık sadece bununla kalmıyor. Birçok insan ten rengini beyazlatmaya çalışıyor ve bazı ülkelerde ten beyazlatıcı kremlerin yaygınlığı korkutucu.


Oysa son dönemlerde özellikle önemsenen kalın dudaklar, büyük kalça ve göğüsler, kalın ve koyu kaşlar vs. onların çok daha yaygın olarak sahip oldukları özellikler değiller mi?



Güzellik Bile Ne Olduğuna Karar Veremedi!




Hangi Asyalı kadını koysam buraya diye çok düşündüm... En sonunda bayıldığım bir sanatçı olan Junko Yagami'de karar kıldım. Japon güzellik standartlarının aksine bembeyaz bir teni yok Yagami'nin. Zayıf da değil. Yüzüne bir bakar mısınız lütfen? Bu kadar mı güzel olunur?


Efendim? Abartıyor muyum? Hiç sanmıyorum.




Bu şarkıyı dinleyerek dans ederken bana teşekkür edeceksiniz.


Çirkin mi Çirkin Türkler!


Biz Türkler korkuncuz zaten. Hele sizler daha da korkunçsunuz çünkü benim babacığım Rus. Sayesinde çok yakışıklıyım. Ruslar mükemmel zaten. Gözünüzü seveyim saçmalamayın. Osmanlı İmparatorluğu gibi onca milleti içinde barındırmış bir devletten geliyoruz. Bu kadar çeşit varken aramızda nasıl böyle bir genelleme yapabiliriz?


Güzellik Bile Ne Olduğuna Karar Veremedi!



Dürüst olmak gerekirse Türk ünlüleri hiç bilmem. Bu yüzden çok düşünmek zorunda kaldım bir resim seçerken. Sonuçta bir arkadaşımın resmini koyamam ya? En sonunda Azra Akın'ı buldum. O gülüşle eridim ben zaten.


Gerçekten kendimizi çok eziyoruz, hal böyle olunca da etrafımızdakileri de eziyoruz. Arada birkaç kişiyi ise göklere çıkartıyoruz resmen.




Kusurlar Sıraya Diziliyor!


Estetik ameliyatlarla düzeltirilmek için mi? Hayır! Tam tersi hatta.



Güzellik Bile Ne Olduğuna Karar Veremedi!



Yaeba. Japonya'da trend. Kadınlar dişleri yamuk olsun diye para harcıyorlar. Neden mi? Yaeba, yani yamuk diş, çocuksu bir özellik. Japonya'nın güzellik standardı bunu önemsediği için de bu güzel sayılıyor.


Size çok garip geldi bu belki de. Sonuçta biz yamuk dişlerimizi düzeltmek için ortodontiste paraları harcamıyor muyuz? Tabi, eğer yamuk dişleriniz size rahatsızlık veriyorsa düzeltin. Ancak tek derdiniz estetikse o zaman hiç umursamayın derim! Bize garip gelse de birileri bunda da bir güzellik bulmuş ya. Hem bu trendin bizim takip ettiklerimizden ne farkı var?



Güzellik Bile Ne Olduğuna Karar Veremedi!



Yaeba'nın bir versiyonu da ön dişlerin aralıklı olması. Lindsey Wixson ve Lara Stone gibi modellerin şu anki ünlerini borçlu oldukları şey belki de. Farklılıkları. Böyle dişleri olsun diye dişlerini törpületenler de mevcut.


Güzellik Bile Ne Olduğuna Karar Veremedi!



Bu fotoğraf güzel değil de nedir? Chantelle Winnie, 4 yaşındayken Vitiligo olduğunu öğrenmiş. Bu onu model olmaktan alıkoymamış, hatta onun için bir avantaj olmuş bile olabilir.



Güzellik Bile Ne Olduğuna Karar Veremedi!



Ayesha Jones bir skolyoz hastası. Yani omurga eğriliği var, hem de gerçekten ciddi bir derecede. Modellik yapmak istediğinde sırtı yüzünden kabul görmemiş. Ayesha Jones kendi sitesinde, fotoğraflarıyla kusurluluğa yoğunlaşıyor.



Daha neler neler var. Mesela mavi göz, beyaz ten, sarı saç... Komik.





Erkeklerin Çilesi


Hep kadınlardan bahsettik. Eee, çünkü onların üzerindeki baskı çok daha kötü. Ancak erkekler de özgüven eksikliği yaşıyor.



Güzellik Bile Ne Olduğuna Karar Veremedi!



Bazılarınıza göre erkek dediğin kaslı, uzun, geniş omuzlu falan olur. Değil mi? Hiç de bile. Hatta ben böyle erkeklerden hoşlanan kadınlar da biliyorum. Zayıflığınız narinliğinizin göstergesi belki de.



Güzellik Bile Ne Olduğuna Karar Veremedi!



Bu model, Zach Miko. Gördüğünüz gibi çok kaslı biri değil, kilolu da. Diyor ki hayali bir gün kendi markasının olması ve bu kıyafetlerinin her türlü erkeğin vücuduna uygun bedenleri olmasıymış.



Güzellik Bile Ne Olduğuna Karar Veremedi!



Çıplak bir erkek iğrenç midir? Hayır, kadının çıplağı ne kadar güzelse onunki de o kadar güzeldir.




Engellerimiz Güzelliğe Engel Değil


Kusurlardan bashederken de bu konuya az çok değindik aslında. Ancak bunun ayrı bir başlık hak ettiği kanısındayım. Sağlıksız olmanız sizi çirkin yapmaz. Zira sanatçılar bile güzelliği sadece "iyi" olanda bulmaz. Her kusurda bir güzellik vardır. Zira kusurlar bizim kırılganlığımızı gösterdiği gibi bizi güçlendirir de.



Evet, engelli modeller var. Ancak onlar için özellikle dizayn edilen kıyafetler yok maalesef.



Güzellik Bile Ne Olduğuna Karar Veremedi!




American Horror Story'den tanıdığım Jamie Brewer. Down sendromlu bu oyuncu, kesinlikle listemize girmesi gereken bir isim. Yetenekli olduğu gibi acayip şirin olan Brewer'ı ne kadar sevdiğimi anlatamam.




Mükemmel Bir Dünya Hayal Edin


Herkesi aynı mı yoksa herkesi farklı mı hayal ediyorsunuz? Sanatçılar sürekli aynı şeyleri mi resimliyorlar, aynı şey hakkında şiirler mi yazıyorlar? Filmler ve romanlar aynı mükemmel hayatı mı işliyorlar? Yoksa her duygunun; hüznün, kızınlığın, hayal kırıklığının, şaşkınlığın, heyecanın, sakinliğin, merakın güzelliğini mi? Hataları mı işliyorlar yoksa? Sizi fabrika ürününden farklı kılan ne?



Peki başkalarını sizden daha değerli kılan ne? İnsanların onlara koyun gibi tapması olsa gerek.



Senin saçların, kaşların, kirpiklerin, kaşların, tüylerin; gözlerin; dudakların, dişlerin, dilin; alnın, yanakların, çenen, kulakların; burnun; boynun, ensen, omuzların; kolların, ellerin, parmakların, tırnakların; göğsün, karnın, kalçaların, sırtın; bacakların, ayakların; tenin; hepsi çok güzel. Biliyorsun ki yeterince detaya inmedim.



Benim sayamayacağım kadar detay var sende. İşte şimdi yazmak zorlaştı. Aklıma o kadar çok güzellik geliyor ki vücudunla ilgili, nereden başlayacağımı bilmiyorum. Her çilinin, beninin, yaranın, çatlağın, doğum lekenin yerinden mi boyutundan mı şeklinden mi başlamalıyım? Her saç telinin renklerinden mi uzunluğundan mı kalınlığından mı sertliğinden mi? Teninin renginden, yumuşaklığından, her köşedeki farklılığından mı? Kokundan belki, sesinden, her kelimeyi telafuz edişinden. Keşke, keşke milim milim inceleyebilsem her güzelliği. Milim milim incelemek bile az kalacak oysa ki.



Bedenini tanı. Kendini sev. Başkalarını sev.


Güzellik Bile Ne Olduğuna Karar Veremedi!

Güzellik Bile Ne Olduğuna Karar Veremedi!
Cevapla