Sayelerinde çıplak geziniyoruz memlekette. Çünkü gözlerini ve sözlerini eksik etmezler üzerimizden. Çuvalda giysek onlara göre herzaman çıplağız biz. Ne giyeceğimizin özgürlüğü elimizden alındığı gibi bedenimizde artık bize ait değil..
Göğüslerimiz var bizim mesela. Fakat kesinlikle bizimle alakası yok. Başbakan'ın bastıra bastıra tavsiye (!) ettiği üzere üç çocuğu emzirmek için kutsal bir süt ünitesi onlar. Emzirme sütyeni ile sıkıca ve uslu uslu otursunlar. Gün gelir de giydiğimiz elbisenin bir kenarından milimetrik görünürlerse vay hallerine ! Vücudumuzdan kovulurlar.

Vajinamız da var bizim. Fakat bunu dememiz ayıpmış.
Mide bağırsak gibi oda bir organ, ama yüz kızartıcı kelimeler listesine alındı. Yumurtalar biyolojik olarak, varoluştan ötürü ayda bir kez kanıyor ve onada Regl deniyor, durun ama o da ayıp. Sadece kısık bir ses tonuyla ‘halam geldi’ dememize izin var. Bu muazzam benzetmenin (!) nereden bulunduğunu çözmek için geçmişimizin karanlık dehlizlerine dalış yapmaya niyetim hiç yok.
Her insan gibi dudaklarımız da var bizim.
Bordo ve kırmızı renkler çok yakışıyor onlara. Ama malesef karşı cins üzerinde 9 ton mesir macunu yemiş gibi afrodizyak etkisi yaptığından dolayı, Türk Hava Yolları'nda bir toplantıda bile tartışıldı. Hosteslar kırmızı bir ruj sürdüğünde ve bu ruj ile servis yaptığında, örneğin bir çay servisi yaptığında karşısındaki erkeğin azgın testesteron hormonları harekete geçecek, buda kalp ritmini yükseltecek ve belkide o sıcak çay bu nedenle üzerine dökülecek (zekaya gel). Kırmızı rujlu dudakları ile tehlikeli bir cümle olan(!) "içecek olarak ne alırsınız efendim" cümlesine bir "dur!" demekte yine bu tehlikeli ve aşırı seksi(!) cümleden etkilenen erkeklerin işi.
Cezası, ‘namus temizliği’ne davetiye…
Bu ve bunun gibi özgürlüklerimizi savunmak adına sokağa çıktığımızda ise saçlarımızdan sürüyerek kalçamızı vura vura kıran kişiler varken, bizler bazı devlet büyükleri tarafından “ bir tane ‘kız’ mıdır, ‘kadın’ mıdır artık bilemem” olarak seslendiği insanlarız biz. Afedersiniz vajinamızdaki o zar bile bizim değil. O zar zamanı geldiğinde bir erkeğe sunmak için bize edilmiş bir emanet(!). Cezası, ‘namus temizliği’ne davetiye… Tahrik indirimi memleketin erkeklik haklarının mükemmel avukatı.
Evet biz varız fakat biz bize ait bile değiliz.
Resmi düzeyinde dallanıp budaklandırılan kürtaj yasağı, “anası tecavüze uğruyorsa neden çocuk ölsün, anası ölsün,” ve “tecavüze uğrayan doğursun, devlet bakar,” şeklinde de ele alınmış. Bir de bunun yanında vasat ve insanlık dışı bri açıklama daha “Tecavüzcü, kürtaj yaptıran tecavüz kurbanından daha masumdur.”. Kadınlar toplum içindeyken sesli gülmesin denmesi de kadın katillerinin “güldü, tahrik etti, vermedi, öldürdüm” gibi saçma savunmalarında malesef temelidir.
Ama asıl soru... Nasıl bir duruma geldik ki bu yazıyı yazan bir erkek olur ?
#QuarterTime üzüntüyle sunar...
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar