Her Ay 1 İnsan Tipi serisinde bu kez bulunduğu kişiye ve ortama göre kendini kolayca ayarlayabilen, fakat bunu yaparken kendi karakterinin bazı taraflarını geri plana atan insanlardan bahsetmek istedim. Kimin yanında nasıl davranacağını çabuk anlayan, farklı karakterlerle kolay iletişim kurabilen ve çoğu zaman sorun çıkarmayan kişiler vardır. Bu özellik dışarıdan güçlü bir uyum yeteneği gibi görünse de kişi sürekli karşısındakine göre şekillenmeye başladığında kendi istekleri, düşünceleri ve sınırları sessizce geri plana düşebilir. Bir noktadan sonra mesele insanlarla anlaşabilmekten çıkıp, onların yanında ne kadar kendisi olarak kalabildiğine dönüşür.

Bu insanların dikkat çeken tarafı ortamı iyi okuyabilmeleridir. Daha ciddi bir çevrede davranışlarını ona göre ayarlar, samimi bir grupta daha rahat olur, yeni tanıştığı insanların sınırlarını hızlıca fark eder. Bunu hemen sahtelik olarak görmek doğru gelmiyor çünkü hepimiz bulunduğumuz yere göre davranışımızın bazı taraflarını değiştiriyoruz. Sorun, kişinin uyum sağlarken kendi düşüncelerini, isteklerini ve rahatsızlıklarını sürekli geri plana atmaya başlamasıyla ortaya çıkıyor.
Dışarıdan bakıldığında bu özellik büyük bir avantaj gibi görünebilir. İş yerinde sorun çıkarmayan, arkadaş grubunda herkese ayak uyduran ve aile içinde ortamı germeyen kişi genellikle kolay insan olarak görülür. Fakat sürekli çevresindeki insanların rahatlığını düşünmek görünmeyen bir yorgunluk yaratabilir. Ne söylemek istediğinden önce ne söylemesinin daha uygun olacağını hesaplayan biri, zamanla kendi sesini fark etmeden kısmaya başlayabilir.

Aidiyet ile uyum arasındaki fark da burada ortaya çıkıyor. Bir yere ait hissetmek oradaki herkesle aynı fikirde olmak ya da her davranışının beğenilmesi anlamına gelmiyor. Fikrini söylediğinde ilişkinin bozulacağından korkmamak, sessiz kaldığında ortamı eğlendirmek zorunda hissetmemek ve kötü bir gününde sürekli iyi görünmeye çalışmamak da aidiyetin parçası. İnsan bir çevrede kabul görüyor olabilir ama yalnızca en uyumlu hâli kabul ediliyorsa orada gerçekten ne kadar rahat olduğu tartışılır.
Böyle biriyle karşılaştığımızda her ortamda rahat olduğunu varsaymamak gerekiyor. Çok insan tanıması, farklı gruplara girebilmesi veya iletişiminin güçlü olması yalnız hissetmeyeceği anlamına gelmez. Sürekli iyi görünen kişinin iyi olup olmadığı bazen hiç sorulmaz çünkü çevresi onun zaten her şeyi halledebildiğini düşünür. Böyle birine yaklaşırken farklı düşündüğünde de yanında kalacağını hissettirmek, sürekli aynı fikirde olmaktan daha değerli olabilir.

Bu insanlarla ilişkide dikkat edilmesi gereken başka bir nokta da anlayışlarının sınırsız olduğunu düşünmemek. Her plana uyum sağlaması her planı istediği anlamına gelmeyebilir. Rahatsız olduğu bir şeyi söylememesi gerçekten rahatsız olmadığı anlamına da gelmez. Çevresindeki insanlar kötü niyetli olmasa bile kişi kendi sınırlarını hiç göstermediğinde herkes zamanla mevcut düzeni normal kabul eder. Bu nedenle karşı tarafın ara sıra ne istediğini gerçekten sorması, sadece verilen uyuma güvenmesinden daha sağlıklı olur.
Kişinin kendi tarafında ise çözüm tamamen değişmek ya da artık kimseye uyum sağlamamak değil. Farklı insanlarla iletişim kurabilmek, ortamı okuyabilmek ve gereksiz çatışmaları büyütmemek oldukça değerli özellikler. Fakat bunun karşılığında sürekli kendi isteklerinden vazgeçmek gerekiyorsa ortada denge kalmıyor. İnsan bazen kendisine şu basit soruyu sormalı: Burada rahat olduğum için mi böyle davranıyorum, yoksa kabul edilmek için mi?

Bunu anlamak için büyük yüzleşmelere de gerek yok. Bir buluşmadan çıktıktan sonra ne kadar eğlendim sorusunun yanında ne kadar kendim gibiydim diye düşünmek bile çok şey gösterebilir. Fikrini söylemeden önce sürekli karşı tarafın tepkisini hesaplamak, istemediği planlara alışkanlıkla tamam demek veya farklı çevrelerde birbirinden tamamen farklı kişiliklere bürünmek dikkat edilmesi gereken işaretler olabilir. Bunların hiçbiri tek başına sorun anlamına gelmez ama sürekli tekrar ediyorsa kişi kendi sınırlarını ne kadar koruduğuna bakabilir.
Bir yere ait hissetmek için çok geniş bir çevreye sahip olmak da gerekmiyor. Onlarca insanla kolayca anlaşabilen biri yalnızca birkaç kişinin yanında gerçekten rahat olabilir. Bu bir eksiklik değil. Bazen aidiyet, kalabalık arkadaş gruplarından çok yanında sürekli kendini açıklamak zorunda kalmadığın birkaç insanda bulunur. Sessizliğinin garip karşılanmadığı, farklı düşüncenin sorun edilmediği ve her zaman iyi görünmenin beklenmediği ilişkiler insana çok daha fazla alan açabilir.

Her ortama uyum sağlayabilmek güzel bir özellik ama insanın hiçbir yerde kendisine yer açamaması zamanla ağır bir bedel hâline gelebilir. Herkesle iyi geçinirken kendi sesini sürekli kısmak, kalabalığın içinde görünür olup kendi hayatında yabancı hissettirebilir. Burada yapılması gereken insanlardan uzaklaşmak değil; nerede esnediğini ve nerede kendinden vazgeçtiğini ayırt edebilmek. Çünkü insanın gerçekten ait olduğu yer, yalnızca uyum sağlamayı başardığı değil, uyum göstermediği hâliyle de kabul gördüğü yerdir.
Aşk İlişkileri
Gündem
Güzellik & Bakım
Özel Gün & Sürprizler
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Üniversite Tercih
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer