Sebepsiz Gibi Görünen Stres, Sürekli Bir Huzursuzluk, Mutsuzluk ve Umutsuzluk ile Kendisi Gibi Olan İnsanların Dijital Dünyası!

Sebepsiz Gibi Görünen Bir Huzursuzluk ile Dijital Dünyada Kendini Arayan Hayatlar
Giderek daha fazla insanda artan, "Sanki hiçbir belirli bir sebebe bağlı değilmiş gibi hissedilen stres"

Endişeler, sürekli eklenen, çoğalan tuhaf kaygılar, ardı ardına panik atak senaryoları, yaşamaktan umutsuz ve ne yapsam ne yaşasam bir türlü istediğim gibi mutluk olamıyorum diyenlerin Digital Social Jurassic world.

Herkesin bir birini av gördüğü yemeye çalıştığı bir dünya
Herkesin bir birini av gördüğü yemeye çalıştığı bir dünya

Yaşadığı bu durum için kendisinde en ufak bir hatanın, yanlışlığın olduğunu düşünmeyen, görmeyen.

  • Bana da onlara, başkalarına verilen bir fırsatlar verilmiş olunsaydı.
  • Benim de düzgün eğitimli bir ailem olsaydı.
  • Yaşadığım bu yerde yaşıyor olmasaydım.
  • Biraz maddi imkanım olsaydı.
  • Herkes de şans var bende yok. Benim şansım olsa bende başarırdım.
  • Yapardım, hem de en güzelini ve en iyisini yapardım ama imkan olacak.
  • Keşke benim de kendi iş yerim olsaydı. Deden, Babadan kalan da yok.
  • Bu hayatta paran olacak paran yoksa bir hiçsin bir şey olacağım diye hiç boşu boşuna çabalayıp kendini yıpratma.
  • Herkes bir terler de tanıdıkları var. herkes torpil sayesinde iyi bir yerdeler.
  • Üç kuruş maaş için beş kuruşluk iş yapmamı istiyorlar.
  • Herkes birilerini dolandırmanın peşinde.
  • İşe diye gidiyorum Anamdan babam dan yemediğim fırçayı atmaya kalkıyor.
  • Ya Kendi hatasını ya da başkalarının hatasını hep bana yüklüyorlar.
  • İnsanlar artık ilgilenilecek, uğraşılacak gibi değiller. Herkes psikopat herkes delirmiş.
  • Hiçbir şey bilmeyen, beceriksiz, akılsız bir insan bu seviyeye, bu noktaya nasıl gelmiş gerçekten inanamıyorum.
    .... daha çok yazılacak söylemler var.

Evet, en baştan beri bilinen bu Dünya da yaşamak gerçekten hep zor olmuş.
Hayat hiç bir zaman hiçbir çağda hiçbir yerde tam olarak adil de olmamış.

Bu durum ve sorunları Dünyanın doğal bir yaşam alanın sorunları olarak kabul eden bir çok insanlar yıkılmış, yakılmış, yok edilmiş evleri, şehirleri, aileleri kurmak için en baştan sıfırdan başlaya bilmişler. Kimi bu hata artıyla, kimi eksileri ile Kimisi her gün halen bir savaş içersin de mücadele veriyor.

yok mu? var tabi ki de doğduğu an da gül bahçesinde yürüyenler. "Her güç için zorluk, her zorluk için bir güç de oluyor". Siyah için Beyaz, Beyaz demek içinde Siyahlar var.
Ne tuhaf yaşamak için yok edilerek kazanılan savaşanlar, "Maalesef biz böyle yaşıyoruz" denilen bir normallik mantığı ve düşüncesi kabul görmüş.

Gerçek dünya da sanal insan yaşam alanları; dijital sosyal medya platformları; Bir ağ ile insanları içine almış ve onlara gerçeklik ile yargılanıp ama tüm gerçeklerden kopuk, adına yapay denilmeye başlanılan dijital yaşam alanları.

İlk zamanlardan bu güne gelinen sosyal medya platformları sadece bir foto ya da haberleşme araçları değil. Artık duygusal istek, arzu, hislerin yaşanmaya çalışıldığı, Ekran arkasın da aranan, olması istenen için oluşturulan kimliklerin inşa edildiği, yalnızlığın bastırıldığı alanlara dönüştüğü.

İnsanlar sabahlara kadar ekran başında kalıp, normal de sabah uyanmaları gereken saatlerde uyuyan,

Genelde ebeveynlerinin;

Bizim gece kuşu uyuyor mu? evet sabah 6 gibi yeni yattı.

Yine mi sabaha kadar bilgisayar başında oturdu? Ne olacak bunun bu hali?

Gibi günün büyük bölümünü yatağında geçiren Vampir, yarasa gibi yaşayan insan hayatları. Madem bu iş ile bu kadar haşır neşir olmaktan zevk alıyor bari bir sosyal medya işi ile ilgilense de işi bu gece çalışmak üzerine mesaisi yapıyor desek?. Yok yok yapmaz, bunun adı iş olsa gider kendisine başka bir internet alanı bulur.

Mesleği var yapmıyor ya da oturup internetten kendisine faydası olacak bir şeyler bulup, öğrenip yapsa bir meslek edinse yüreğim gam yemeyecek.

Dijital dünyanın sunduğu anlık doyumlar, gerçek dünyanın zorluklarından kaçmak için cazip bir sığınak haline gelmiş.

Oysa dünya sınırsız seçeneklerle dolu.

  • Bir müzik aleti öğrenilebilir,
  • Yeni bir beceri geliştirilebilir,
  • Yürüyüşe çıkılabilir,
  • Kitap okunabilir,
  • Seyahat edilebilir,
  • insanlarla yüz yüze ilişkiler kurulabilir.... gibi, gibi

Fakat bunların yerine, çoğu insan ekran karşısında, kendisiyle aynı sorunları yaşayan başka insanlarla saatlerce yazışmayı tercih ediyor.

Bir an aklımdan geçiyor "benden herkes gibi bir işe gideyim, bir sevgilim ya da eşim olsun, bende mesleğimde yükselmek için gayret edeyim, benim de bir ev, araba almak için sebeplerim olsun" diyorum anacak bir bakıyorum kendimi yine sosyal mecrada birilerine bir şeyler yazarken buluyorum yine sabah olmuş... Her gün bu düşünce gelip, gidiyor...

Ben anlaşılmak istiyorum, yargılanmadan, başkaları ile kıyaslanmadan...
Evet her kes anlaşılmak istiyor, herkes yargılanmadan konuşulmak istiyor, herkes kendisini bir yere ait hissetmek istiyor.

Gerçek hayatta karşılığı olmadığı ya da bulmayan, gerçeğe dair tüm beklentilerini dijital topluluklarda arayan insanlar.

Ancak dijital dünyada da gerçek dünyadakine çok benzer bir çok gerçek tehlikeler var. Zannedildiği gibi tamamen sanal denilen zararsız bir dünya değil.

Peki Ne Oldu da Böyle Oldu?

Bir zamanlar senin de vardı hayallerin.

Hani sende Pilot, Polis, Hemşire, Doktor olmak istiyordun? Hani sen de sahnede şarkı söyleyecektin? Hani çok seviyordun resim yapmayı? Hani yeni model arabalar tasarlamayı hayal ederdin?

Bir zamanlar senin de gözlerin de o parıltılar vardı? hatırlıyor musun? Bir şey üretmek, bir işe yaramak, bir yerde “ben de varım” diyenlerdendin ne oldu? Senin de herkes gibi içinde kocaman, kocaman sevgiler, sevgi ve aşk bir isteklerin vardı?

bir bak kendine... Ne değişti? Hayallerin mi değişti artık hayal mi kurmayı unuttun?
Neden vaz mı geçtin onlardan?

Biliyorum... ama zor hatta çok zor.. Çünkü artık eski ben, ben değilim... mi diyorsun?
Her şey çok üst, üste geldi. Umutların kırıldı, metal olarak yorgun düştün. Kendini kaybolmuş hissettiğin bir zaman da karşına çıkan sosyal medyaya sığındın. İlk başta sana biraz iyi geldi, biraz kafanı dağıtıyordun. Ama fark ettin ki "Günler gecelere, geceler sabahlara karıştı" ve sen
ekranda milyonlarca insanın yazışmalarına resimlerine videolarına bakarken daha çok yalnız ve kendine de yabancılaştın. İnsanlar kimleri severler ve ben nasıl biri olmalıyım?

Bu mu senin arayıp da istediğin gerçeğin?. Bu sanal alan sadece gerçeklerden bir kaçış.

Hâlâ mühendislik okuyanlar var, hâlâ hukuk için gece gündüz çalışanlar... Hâlâ sabah uykusuz, dinlememiş, yorgun, argın koşuya çıkanlar var. Memur, amir, polis, Asker... olma hayali kuranlar var.

Başarmış olanlar dediğin var ya onlar neyi nasıl başardı biliyor musun? Vazgeçmediler. Sabahlara kadar ders çalışıp uykusuz okula gittiler ,işe gittiler.. Hepsi hepsi de çok ama çok zorlandılar ama pes etmediler.

Sen pes mi ettin? Gerçekten vaz mı geçtin? Yoksa sadece umudunu ya da yolunu mu kaybettin?

O hayallerin sen tekrar sıradan bir insanlar gibi başlayana kadar hâlâ orada durup seni bekliyorlar . Kitapların tozlu bir rafın üstünde seni bekliyor... Yeter ki uzan elini al sil üstündeki tozları. "Yeter artık bu kadar boşu boşuna demek yerine ben buradayım de". Ben de güçlüyüm, bende herkes gibi istersem yaparım de... O eski heyecanlı, umut dolu insana geri dönebilirsin.

Sen en güzelinden en kalitelisinden bir telefon alma bir enstrüman al eline mesela. Sende çok zorlanacaksın ilk başta çalmak da. Ama... hiç kim se de doğuştan müzisyen değil herkes ilk başlar da çok zorladığını bil kabul et ben kabiliyetsizim deme kendine, kendi kendine haksızlık yapma, hakir görme, basite alma, fırsat ver imkan tanı kendine sabırlı ol kendine karşı biraz.
Spor yap biraz, dans etmeyi de öğrene de bilirsin hem eğlenceli hem spor yapmış da olursun.
Yürüyüşe çık nerde ise burunun dibinde olup da görmediğin yerleri görmek için başka fırsat da yok.
Basit bir konu da olsa kendin için yeni bir şey öğrenmeye çalış. Ufak, ucuz, kendime yakıştıramıyorum bir iş deyip geçme öyle bile olsa da, seni gerçek hayata bağlayan bir ip gibi düşün onu. Tut o ipi. Çek kendini yukarı. Bak göreceksin, dünya hâlâ çok güzel yer. Yeter ki sen içinde yeniden o ışığı yak.


Peki Ne Yapmalı?

Farkına varmak: Yaşam tarzınızın size gerçekten iyi gelip gelmediğini dürüstçe sorgulayın. Gününüzün ne kadarını ekranda geçiriyorsunuz? Bu süre sonunda kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

  • Küçük adımlar atmak: Her gün 10 dakika yürüyüş, bir sayfa kitap, yeni bir şey öğrenme çabası büyük farklar yaratır.
  • Gerçek ilişkiler kurmak: Sosyal medya dostlukları yüzeyseldir. Gerçek insan temasını, bir bakışı, bir dokunuşu hiçbir ekran veremez.
  • Bir amaç edinmek: Küçük de olsa bir hedef belirlemek, ruhunuzu canlandırır. Bir enstrüman, bir gönüllülük işi, bir kurs… Her şey olabilir.
  • Profesyonel destek almak: Ruhsal sorunlar kronik hale geldiyse, bir uzmana başvurmak asla utanılacak bir şey değildir. Aksine, güçlü bir adımdır.


Unutmayın, hayat sosyal medya ekranlarından ibaret değil. Asıl yaşam, ekranların dışında, gerçek dünyada. Gözlerinizi kaldırın, dışarı bakın. Hayat hâlâ orada, sizi bekliyor.

Sebepsiz Gibi Görünen Stres, Sürekli Bir Huzursuzluk, Mutsuzluk ve Umutsuzluk ile Kendisi Gibi Olan İnsanların Dijital Dünyası!
Cevapla