Toplumlar benim nezdimde ikiye ayrılır. Cahil, sorgulamayan, gerici, tutucu kişileri içinde barındıranlar. Ve okuyan, bilinçli, zeki, entelektüel bireylerden oluşanlar.
İlk Grup: Cehaletin Kölesi Olanlar

İlk grup; siyasilerin birer esiri haline gelmiş, fraksiyonlara bölünmüş, bir konu hakkında fikirlerini beyan etmeyi dahi unutmuş, dine körü körüne bağnaz bir şekilde bağlananları, insana değer vermeyenleri kapsar.
Günümüzde bu tür toplumların örneklerini inceleyecek olsaydık; kayda değer bir ülke olarak gördüğüm Afganistan olurdu.
Gelenekçi ve görenekçi bir kafa yapısının hüküm sürdüğü, dine bağlı bir yaşayış tarzının ön planda olduğu, gelişmemiş, 22. Yüzyılda ise unutulmaya yüz tutacak olan bir halka sahip.
İkinci Grup: Aydınlar Ve Zekiler

İkinci grup; sorgulayan, demagoji yapan yani halkın duygularını kamçılayan kişilerden emin olan, olayları farklı perspektifler ile ele alabilen, olgun, sorumluluk sahibi, aydın kişilerden meydana gelmiştir.
Bu toplumlardan biri de kesinlikle İsviçre. Dünyanın en medeni, gelişmiş ülkelerinin başında geliyor. Zeki, bilgili kişilerin yaşam sürdüğü harika bir ülke.
Peki bu iki hiyerarşik yapıdan birer insanı kıyasladığımızda; ne gibi bir sonuca varabiliriz?

İlkinden "A" kişisi adlı bir insanı alalım. İkincisinden "B" kişisi isimli bir kişiyi alalım.
Bu iki bireyin; insanların içinde sergilediği davranışlar, kurdukları diyaloglar, din anlayışları, olmazsa olmazları kesinlikle aşırı derece de farklı olacaktır.
A kişisi biriyle tartıştığında erkek ise yapacağı ilk şey; tekme tokat girişmek ve eşek sudan gelinceye kadar dövmek.
Kız ise yapacağı şey; saçını başını yolmak, küfür etmek, bağırıp çağırmak gibi şeyler olur.
B kişisi ise karşısındaki kişiyi sakince dinler, fikirlerini nazikçe belirtir. Kavgaya meydan vermemek için uzlaşmacı bir kimliğe bürünür.
Peki bu ikilinin bilim, sanat, felsefe gibi dallar hakkındaki düşünceleri ne olurdu?

A kişisi bu tür şeylerin mektep sıralarından sonra zararlı olabileceğini, saçma olduğunu, yalnızca dinle kafayı bozmamız gerektiğini düşünür.
B kişisi bunların bir devletin gelişmesi, yükselmesi için gerekli olduğunu, insanların zeka düzeylerini önemli ölçü de etkilediğini, dini hayatın merkezine koymaktan daha önemli olduğunu düşünürler.
İlkine Örnek: Ferdinand Marcos

Eski Filipinler Cumhurbaşkanıdır. Sert rejimi, otoriter yönetimi ve baskıcı politikaları ile tanınır. 1965'den 1986'ya kadar görev yapmıştır.
İkinciye Örnek: Mustafa Kemal Atatürk


Türk Milletinin biricik atası. Toplumun gelişmesine, modernleşmesine, batılılaşmasına öncülük etmiş, dahi bir asker, iyi bir cumhurbaşkanı.

Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer