''Telefonunu çıkart!'' tabiri o kadar popüler bir hâle geldi ki, artık mizahı yapılmaya başlandı. Peki bu müdafaa ifadesinin altındaki gizem nedir ve neden mizah hâline gelmiştir? İşte bu Bence'de gözlemlerimle bu soruya bir cevap irdeleyeceğiz.

Durumu bilmeyen yoktur ama bilmeyenler için şöyle özetleyeyim: Genelde sokak röportajlarında halkın sesi tüm Türkiye'ye aksettirilmek istenince konu ekonomiden açıldığı zaman gençlerin pek memnun olmadığı âşikârdır. Orta ve yaşlı kesim ise bu telakkilere en büyük muhalefet eden kimsedir. Savunma metotları ise artık klasikleşmiş olan o meşhur ''Telefonunu çıkart!'' ibaresidir.
Peki yaşlılar neden telefona kafayı taktılar? Neden ekonominin kötü olduğunu kabullenmek istemiyorlar?

Çok değil, 30 yıl önceye gittiğimizde ekonominin günümüze kıyasla çok daha kötü olduğu âşikârdır. Eskiden teknoloji de bu denli gelişmemişti ve yaşlı insanlar; gençlik zamanlarında telefon kullanamadılar, playstationda oyun oynayamadılar. Belki de çoğu köyünden dışarıya bile adım atmadı ve istiyorlar ki yeni nesil de bizim gibi olsun. Yokluk gördüler ve şu an daha bolluk olduğunu düşünüp muhalefet edenlere karşı lüks olarak gördükleri cep telefonu ve bilgisayar gibi ''ihtiyaç'' olan elektronik ürünleri gündeme getirip bir savunma mekanizması inşa etmeye çalışmaktalar.
Oysa günümüzün cep telefonu, 500 yıl öncesinin sabanı gibi

500 yıl önce tarlayı sürmek için gerekli olan saban neyse, günümüzün cep telefonu da odur. Hatta saban, sadece çiftçinin ihtiyaç duyduğu bir nesne iken cep telefonu 7'den 70'e herkesin ihtiyaç duyabileceği bir aygıttır. Lakin aklı ve muhakemesi hâlâ eski yıllara hasret kalan insanlar, cep telefonu gibi ihtiyaç olan bir aygıtı ''lüks'' olarak görüp cep telefonuna sahip olan herkesin zengin olabileceğine kanaat getirmektedirler. İşte bundandır ki ekonomiye kötü diyen bir gence ''Telefonunu çıkart!'' denilmesi o kitle açısından pekâlâ mümkündür, hatta belki de gereklidir. İşte biz bu savunma mekanizmasına reaction formation, yani ''karşıt tepki kurma'' diyoruz.
Eskiden savaşın ve kıtlığın olması yeni neslin değil, yine eski neslin suçudur! Bu, yeni nesle bir savunma olarak dayatılmamalıdır

Eskiden mutlak monarşi ve anarşi vardı. Köylüler, çiftçiler ve tüccarlar baş kaldıramazlardı, kaldırsalardı anında başları kesilirdi. Bu sebeple çoğu kez yokluk gördüler. Yine bu eski nesil yüzünden başladı bütün bu savaşlar. Ve eski nesilden olanlar hiç kusura bakmasınlar, yeni nesil bunlardan ders çıkarıp böyle olmak istemedikleri için baş kaldırıyor ve sorgulayıp eleştiriyorlar. Bunlar beyhude laflar değildir, sadece sizin gibi olmak istemedikleri için çabalıyorlar.

Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer