Türkiye'nin bir dönem ayıplarından olan ''Kürt meselesi'' o kadar konuşuldu ki ne yazık ki bugün birtakım insanlar hâlâ aralarındaki zinciri fare gibi kemirmeye devam ediyor. Cehaletin ne denli toplumsal sorunlara davetiye çıkardığının basit bir örneğidir bu aslında. Bu Bence'mde sizlere Türklerin ve Kürtlerin kökeninden bahsedip aralarındaki koparılması mümkün olmayan ilişkiden bahsedeceğim.
Türkler ilk defa Sibirya dolaylarında görülmüş ve Orta Asya'dan gelmişlerdir

Türkler göçebe bir yaşam tarzını benimsemiş ve Orta Asya'da Moğollarla iç içe yaşamış bir milletti. İlk Türklerin Sibirya dolaylarında ortaya çıktığı ve göçebe yaşam tarzıyla çeşitli coğrafyalara yayıldığı bilinmektedir. Merkezi Orta Asya coğrafyasında olan Türklerin bugün o bölgede kurduğu Türkmenistan, Kırgızistan, Özbekistan gibi çeşitli Türk devletleri bulunmaktadır. Zamanında Avrupa'ya açılan İtil Bulgarları ve Avrupa Hunları, Avrupa'da da Türk varlığının devamını sağlamıştır. Bu sebeple Bulgarlar Türk'tür ancak Slavlaşmış Türk. Macarlıların da Türk olup olmadığı tartışılsa da sadece ufak bir kesimi Türk kökenlidir.
''Kürt'' ismine ilk defa 2'nci yüzyılda Batlamyus'un haritasında rastlanır

Yakın bir zamana kadar Kürt isminin en erken 1500'lere kadar geçtiği düşünülürdü. Oysa Batlamyus'un haritasında Torosların olduğu kısımda ''Kürt Dağları'' ibaresi geçer. Bu da 2'nci yüzyıla, yani 100-199 yılları arasına denk gelir.
Kürtler, Hint-Avrupalı olup Fars kökenlidirler

Kürtlerin kökeni Farslılara dayandırılır yani günümüz İran'ı ve Hint Avrupalıdırlar. Bugün konuşulan Kürtçe bile büyük ölçüde Farsçayla benzerlik taşımaktadır. Ancak o dönemlerde Kürtlerin kurduğu büyük bir devlet olmamış ve topluluk hâlinde yaşamışlardır. Lakin Kürtler, Hint Avrupalı olsalar da Türkler de zamanla büyük ölçüde Hint Avrupalı olmuştur. Zira Anadolu'da DNA'lara bakıldığında %7 oranında Türklüğe rastlanılmaktadır. Özellikle Osmanlı döneminde oldukça karma evlilikler olmuştur.
Türklerle Kürtleri bir araya getiren en büyük gelişme: Malazgirt Meydan Muharebesi

Yıl 1071'i gösterdiğinde Selçuklu sultanı Alp Arslan'ın Fatımîlerle mücadele için çıktığı yolda Bizans imparatoru Romanos Diogenes'in Türkleri Anadolu'dan tamamen atıp yok etme planlarına karşı Bizans'ın üzerine yönelmesi ve ordusunun bir kısmının Kürtlerden terekküp etmesi Türk-Kürt yakınlığının en büyük hadisesi olarak nitelendirilebilir. Bazı kaynaklar Selçuklu'nun 200 bin askerden oluştuğunu söylese de bu mübalağadır ve en büyük Selçuklu tarihçisi Osman Turan bu sayının 50.000 olduğunu ve bunlardan 10.000 tanesinin de Kürt olduğunu yazar. Anadolu'nun alınmasının yanı sıra, Kürtlerin Büyük Taarruz'a kadar Türklerle omuz omuza savaşıp savunulmasında da katkısı büyüktür.
Türk ve Kürt çıkar ilişkileri gereği birbirine muhtaçtır

Cumhuriyet döneminde ''Türkiye'de yaşayan insanlara ne denilsin?'' sorusu çok sorgulandı. ''Türk'' tabiri kullanılsa da bunun içerisinde Kürt de vardır, Laz da vardır, Çerkez de vardır. Yine Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşayan insanların anlaşabilmesi için resmî dil Türkçe olsa da Kürtçe, Lazca ve Çerkezce yaşatılması gereken dillerdendir. Bugün bir tane bile Kürt olmasaydı ''Bir zamanlar bu coğrafyada Kürtler yaşardı.'' diye anılıp kim oldukları öğretilir ve nesilden nesle aktarılırdı. En azından öyle olması gerekirdi. Dolayısıyla Türk kadar Kürt de bu ülkenin bir değeridir ve sahibidir. Bu sebeple Türk ve Kürt ayrılmaz ikilidir, birbirlerini tamamlarlar ve birbirlerine de muhtaçtırlar.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer