Evet ne yazık ki kadınlar artık toplumsal sorun hâline geldiler. Bu ülkede yıllarca yaşanmış Kürt meselesi, Alevi meselesi bitti şimdi kadınlar başladı. Az evvel İstanbul Sözleşmesi feshedildi. Sözleşmeyi imzalayıp onaylayanlar arasında fesheden ilk ülke Türkiye oldu. Artık öyle bir dönemdeyiz ki en ufak bir kadın cinayet haberi bile topluca sarsılmamıza neden oluyor. Kimileri ''Neden hâlâ bir şeyler yapılmıyor?'' derken, kimileri ise ''O saatte orada ne işi varmış?'' diyerek tüm yükü kadına yüklüyor.
Peki sebepsiz yere öldürülenler için ne dediler?

2 yıl önce Türkiye'de sırf ufak bir tartışma yüzünden çocuklarının önünde hamile karısını karnından bıçaklayıp pompalı tüfekle bacağından vuran adam vardı. Kadının bacağını kesmek zorunda kaldılar ve onu gören çocukları ne dedi biliyor musunuz? Annesinin kesik bacağını işaret ederek ''Anne bu ne zaman uzayacak.'' dedi. Bu insanlık nereye gidiyor böyle? O kadın cinayetlerine sürekli bahane arayanlar, bu tür cinayetler için neden susuyorlar? Neden yeterli cezalar tatbik edilmiyor?
Her insanın içinde saldırganlık ve yok etme arzusu vardır. Bu yok edilemez ancak eğitimle bastırılabilir!

Her insanın içinde saldırganlık ve yok etme arzusu vardır önemli olan nasıl dışarı çıkartılacağıdır. Kimileri mantığını ve vicdanının sesini dinlemeyi başarır ve bu arzusundan kendini alıkoyar. İşte cinayet işleyenlerin de en büyük sorunu bu. Yok etme ve zarar verme arzularına yenik düşüyorlar. İnsanın içindeki bu saldırganlığı tamamen yok edemesek de en azından iyi bir eğitimle bilinçlendirip bu arzusunu baskılamayı öğretebiliriz. Sadece kanunların caydırıcılığı da ne yazık ki yetmiyor. Eğitim, eğitim, eğitim.
Benim de annem bir kadın, evleneceğim insan da kadın olacak ve doğacak çocuğum da kız olabilir. Onlar için sessiz kalmamalıyız!

Erkekler olarak bu durum bizi de son derece ilgilendiriyor. Bu saldırganlık arzusuna yenik düşen bireyler yarın bir gün sizin de annenizi sokak ortasında darp edebilirler. Eşinize saldırabilirler. Kız çocuğunuza tacizde bulunabilirler. Evleneceği erkekten şiddet görebilir ve sizin canınızdan bir parça olan insanı öldürebilirler bile. Evet, bugün sessiz kalırsan ucu sana da dokunur. Hepimize, tüm insanlığa.
Türkiye şiddet gören kadına müdahale edilmemesi gerektiğini Kadir Şeker davasıyla daha iyi görmüş oldu

Kadir Şeker bir insan öldürdü, o bir katil ama tamamen suçlu değil. Tamamen iyi niyetiyle bir kadına yardımcı olmak için yanaştı. Soruyorum size, kaçımızda bu cesaret var? Ve dedim ya, insanoğlunun içinde saldırganlık arzusu var diye, işte darp edilen ve nefes alamayacak şekilde boğulan Kadir de bıçağı kalbine sapladı. Belki kasıtlı, belki yanlışlıkla. Bugün birisi size laf attığında bile erkeklik gururunuz yüzünden üzerine yürüyebiliyorsunuz. Peki onu itip yere düşmesine ve başını yere vurup beyin kanamasından ölmesine neden olsaydınız kendiniz için de aynı ifadeyi kullanabilecek miydiniz? Bunu kendinize yakıştıracak mıydınız? Evet, Kadir Şeker bir katil ama 30 sabıkası olan bir erkek ve eroin satıcısı olan bir kadın yüzünden hapiste şu an. Ama en önemlisi ne biliyor musunuz? Artık sokakta darp edilen bir kadın görülürse o da müdahale edenlerin çok az olacağıdır. Bunun gerekçesi, işte bu fotoğrafta gördüğünüz Kadir Şeker'dir.
Eşit olmayalım ama yeter ki öldürülmesinler

Osmanlı Devleti'nde ilk işlenen kadın cinayeti ne zamandı biliyor musunuz? 1702 yılında. Yani Osmanlı'nın kuruluşundan 403 yıl sonra. Manevi Efendi adında bir şahıs, kıskandığı karısını öldürdü. Osmanlı'da 1702'de yaşanan bu kadın cinayetinden önce hiçbir kadın cinayetine rastlanılmadı. Ondan önce Selçuklu döneminde ve Eski Türklerde de kadınlara yönelik bir kıyım yapılmadı. Tamam, erkeklerle eşit haklara sahip değillerdi belki ama en azından öldürülmüyorlardı! Erkekler kadar söz sahibi değillerdi belki ama en azından çocuklarının önünde boğazlanmıyorlardı! Yıllar geçti ve eğitim, insan hakları gelişti ama cinayetler artış gösterdi. Bu bizim utancımızdır. Gelişmiş bir medeniyet olarak bizden yüz yıllar önce yaşamış insanlarımız bile bu konuda bizden çok daha insancıldılar. İnsan olan kadını korumaya yönelik sözleşmenin mucip görüldüğü bir dönemde yaşamaktan utanç duyuyorum, bu sözleşmenin feshedilmesini ise acınası görüyorum. Annem, karım, kızım ve zarar gören tüm kadınlar için.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer