Söylenecek çok şeyin olduğu bir KizlarSoruyor gününde, asıl sözü olayın kahramanına bırakacağım bir Bence ile sizlerleyim. Çok ilgi çekici ve ibret verici bir insan hikayesi ile bu hikayenin kahramanlarından Yasemin Erden'in anlatacakları aslında hepimizin farkında olduğu terör gerçeğini tüm çıplaklığı ve acımasızlığıyla yüzümüze vuracak.
Konu önemli, anlatılacaklar çarpıcı. O zaman hemen başlayalım:

Tarihler 2008'in Kasım aynın sonlarını gösteriyordu. Hindistan'ın en büyük şehirlerinden Mumbai'de sıradan bir akşam yaşanırken eşi benzeri görülmemiş bir terör saldırısına şahitlik edildi. Kendilerine Deccan Mücahidleri diyen küçük bir grup militanın Mumbai'nin en önemli iki turistik oteline, iki İsrailli kuruluşa ve daha çok Batılı turistlerin gittiği bir cafeye yönelik başlattığı saldırılar dünyayı şoke etti. Tam bir hafta sürdü. Bombalar patladı. Her koldan saldırıldı.Çocuk kadın denilmedi. Bu terör saldırısı tarihe Hindistan'ın 11 Eylül'ü olarak geçti.

Yasemin Erden özel bir şirketin hukuk danışmanıydı. Avukatlık yapıyordu. 2008 yılında Hindistan’ın Mumbai şehrine gitti. Yorgun argın vardığı otel radikal terörist bir grubun saldırına uğradı. Bombalı ve silahlı teröristler oteldeki sivillere ateş açtı. Tam 43 saat süren terörist saldırının sonunda 164 insan öldü. 308 kişi de yaralandı.
Yasemin Erden ile Mumbai’deki terör saldırısında hayatta kalmak için neler yaptığını ve yaşadıklarını konuştum.

Öncelikle beni kırmayıp söyleşi teklifimi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ediyorum. Benzerini ancak filmlerde görebileceğimiz, hatta filmi de çekilen büyük bir terör saldırısının tam ortasındaydınız ve bir banyoda saklanarak 43 saat boyunca kurtulmayı beklediniz. Ne için Hindistan'daydınız ve olaylar nasıl gelişti?
Merhaba. Hoşbulduk. O zamanlar Londra merkezli bir yatırım şirketinde çalışıyordum. İstanbul bazlıydım ama sık sık Londra ofisine de gidiyordum. Hindistan’da bulunan ofislerinin hukuk işleriyle de ben ilgileniyordum. Oradaki ekiple yüz yüze tanışmak için gitmiştim.
Uçak erken saatte oraya indi. Saat farkından dolayı. Hindistan 3 buçuk saat ilerde çünkü. Biraz uykusuzdum. ‘Ben izninizi isteyeyim, erken döneyim’ dedim. Ne yapacaksın diye sorduklarında otele gideceğimi söyledim. Çata pat sesi gibi sesler geldi binanın içinden. Neler oluyor diye bakınırken iki kişi gördüm ben. Sırtlarından gördüm. Sırtları bana dönüktü
Sırt çantaları vardı. Ellerinde de o an ne olduğunu anlamadığım bir şey vardı. Silahmış onlar.

İkisi yarım kat merdiven çıktılar. Biri sağa gitti, biri sola. Benim görüş alanımdan kayboldular. Ondan sonra tekrar silah sesi geldi. Ofisteki arkadaşımı aradım. Ona dedim ki; ‘Bana polisin numarasını verir misin’ ‘Neden’ diye sordu. ‘Ne oldu’ dedi. ‘Burada bir saldırı oluyor‘ dedim. ‘Şaka yapıyorsun’ dedi. ‘Hayır’ dedim. ‘Şaka yapmıyorum’. Tekrar ‘Şaka yapıyorsun’ dedi. ‘Şaka yapmıyorum’ dedim. Ve tam o sırada tekrar silah sesi geldi. Ofis arkadaşım telefondan duyunca inandı bana. Bir haber kanalında alt yazı geçmeye başladı.
‘Cafe Leonard Taj Oteli ve Oberoi Otelinde bir şeyler oluyor’
diye...
Ağzıma ıslak küçük bir havlu aldım. Çıkmak istedim. Kapıyı da açtım. Kaçayım istedim

O süre çok sürmedi. Tam hatırlamıyorum ama yarım saat olmuş olabilir. Ara ara silah sesleri şeklinde geçti. Fakat sonra el bombası patlattılar. Yangın alarmı devamlı ötüyor. Odaya duman girmeye başladı bir yerden sonra. Cam açılmıyor. Zaten camı açsam kendimi atıp kurtulabileceğim bir yükseklikte değilim. Ne yapmam gerektiğini bilmiyorum. En çok paniklediğim anlar o iki saatti. Pasaportum, telefonlarım yanımda. Başka hiçbir şey yok.
Ağzıma ıslak küçük bir havlu aldım. Çıkmak istedim. Kapıyı da açtım. Kaçayım istedim. Fakat kapıyı açtığımda karşılaştığım dumanın koyuluğu ve yoğunluğu ben durdurdu. Dedim ki; ‘Ben merdiveni bulsam bile o merdivende teröristlerin olup olmadığını bilmiyorum. O merdivenlerin nereye gittiğini bilmiyorum. Nereye çıkacağımı bilmiyorum. Çıktığım yerde teröristlerin olup olmayacağını bilmiyorum. Kapıyı kapattım. ‘Yok’ dedim. ’Ben çıkmıyorum’
Dışarıdan camdan ateş edilirse veya kapıdan ateş edilirse ben o ateş hattında olmayayım diye banyoya kaçtım.

Kapının arkasına hem yere havlu koydum, hem sandalyeyi iyice dayadım ki giremesinler. Kapıyı kırmaları gereksin. İçeriye kimse giremesin. Dışarıdan camdan ateş edilirse veya kapıdan ateş edilirse ben o ateş hattında olmayayım diye banyoya kaçtım. En güvenli yer, en ateş hattında olmayan yer orası gibi geldi.
İlk gece internet varken Facebook’tan şunu yazdığımı hatırlıyorum;
‘Yasemin Erden Hindistan Mumbai Otelinden canlı bildiriyor'

Telefonlar çalışıyordu. Dolayısıyla ben hem ofisimle, hem ailemle, hem arkadaşımla, hani her ülkeye girdiğinizde konsolosluk numarası gelir ya, bana da geldi. Tabii ki konsoloslukla hep bağlantı halindeydim. Kameraman bir arkadaşım da benimle bağlantıya geçmişti. Ben onunla mesajlaştığımı zannediyordum. Fakat telefonu yayın editörüne mi vermiş bilmiyorum. Meğer başkasıyla mesajlaşıyor muşum. Benim ona yazdığım SMSleri canlı yayın bağlantı yapıyorlarmış gibi uzaktan gelen bir kadın sesine okutmuşlar filan. Hatta benim oda numaramı bile söylemişler.
Zaten stres altındayım, zaten gerginim, zaten korkmuş vaziyetteyim. Olaylar üzerine hiçbir kontrolüm yok. Atryum / Avlu yapısında her şey yankılanıyor. Belki benim katıma hiç gelmediler. Ama her şey yankılandığı için her şey benim kapımın önünde oluyor gibi zaten. O ekstra panik ataklara, kalp çarpıntılarına hiç gerek yoktu. Keşke bir de bunu hiç yapmamış olsalardı.
Her an pasaportum yanımdaydı. Olur da odaya girerlerse hangi ülkeden olduğumu gösterebileyim. Belki bir fark yaratır diye.

Baş parmaklarımın acıdığını, nasır tuttuğunu hatırlıyorum. O kadar mesajlaştım. Çünkü bir yerden sonra telefonla konuşmak istemedim. Babamdan bir mesaj geldi bana. Ben ona mesaj yazarken mesajın ortasında uyuyakalmışım yorgunluktan. Uyandığımda halen mesajın ortasındaydım. Meğerse o sırada İstanbul'a uçağa biniyormuş. O an çok üzülmüştüm. Çünkü o uçağa benden bir haber almadan binmiş oldu.
Her an pasaportum yanımdaydı. Olur da odaya girerlerse hangi ülkeden olduğumu gösterebileyim. Belki bir fark yaratır diye.
‘Hiç bitmeyecek bu galiba’ dedim.

Orada iki gece geçirmişim. Cuma sabah saatlerinde halen ara ara silah sesleri geliyordu. Nasıl hala çatışma sesi geliyor olabilir. Nasıl hala kontrol altına alınamamış olabilir. ‘Hiç bitmeyecek bu galiba’ dedim.
Telefon geldi odaya. ‘Yetkili otoritelerden arıyoruz. Askerler gelecekler. Kapınızı çalacaklar. Kapınızı açmamazlık etmeyin’ dediler. Siyahlara bürünmüş 5-6 asker geldiler. Kalabalık olduklarını görünce açtım kapıyı. Askerler beni aldılar. Aileme asker beni çıkarıyor diye mesaj yazdım. Askerler beni aldılar. O kattaki servis koridoruna götürdüler. Kan görmedim. Ceset görmedim çok şükür. Bir şey görmedim yani.
Bizi resmen duvara yapıştırıp yürüttüler. Merdivenlere götürdüler. Merdivenlerden döne döne binanın dışına çıkardılar. ‘Hangi numarada kaldın?’, ‘Hangi ülkede kaldın?’, ‘İçeride eşyan kaldı mı?’, ‘Herhangi bir bilgiye sahip misin?’. Böyle ufak bir sorgulama. Sonra da Tamam’ dediler. ‘Hadi senin işin bitti’ Bir tarafından girdiğimiz araba park alanının öbür tarafından hadi hoşçakal dediler.
Babam oradaydı. Peronda karşıladı beni. Ona sarılmak çok iyiydi.

Uçaktan indim. Babam oradaydı. Peronda karşıladı beni. Ona sarılmak çok iyiydi. Aynı zamanda sarsıcıydı. Hani insanın babası sonuçta. Koskoca babam yaprak gibi titriyordu bana sarıldığında.
Biz Türkiye’de terörün ne olduğunu bilerek büyümüş bir nesiliz. PKK tehdidi ben büyürken hep varlığını bildiğimiz bir unsurdu.

Her zaman dediğiniz ‘Teröre yenilmemek gerek’ sözünüz. Aynı düşüncelerde misiniz? Mesela daha sonra yine Hindistan’a yine o bölgeye gittiniz mi? Bu olaydan önce terör sizin için ne ifade ediyordu. Şimdi ne ifade ediyor?
Daha sonra Hindistan’a gitmedim ama gitmek istemediğim için değil, sadece fırsatım olmadı. Maalesef biz Türkiye’de terörün ne olduğunu bilerek büyümüş bir nesiliz. PKK tehdidi ben büyürken hep varlığını bildiğimiz bir unsurdu. Son yıllarda da hem ülkemizde hem başka büyük şehirlerde terör olayları hala gerçekleşiyor. Ancak korkup eve kapalı bir hayat yaşamanın bir anlamı yok.
Benim tecrübeme göre 'sakınan göze çöp batar' deyiminin tam tersi de kesinlikle geçerli, yani sakınmayınca batmıyor. Bu yüzden ben hayatımı korku içinde değil tam tersine daha coşkulu ve enerjik ve sosyal olarak yaşıyorum. Terör olayı ihtimalini dahi aklıma getirmiyorum.
Andy Warhol'un bir sözü var. ‘Gelecekte herkes 15 dakika meşhur olacak’ Sanırım benim 15 dakikam 2008 sonunda yaşandı.

Hindistan deneyimimin günlük hayatım üzerinde hala devam eden olumsuz etkileri artık yok. Yukarıda da bahsettiğim gibi tam tersine, kendi ışığımı keşfedip sahip çıkmama vesile oldu bu olaylar. Vermek istediğim mesaj da bu: her birimizin kendine has renkleri ve ışığı var. Bunlara sahip çıkmak, paylaşmak ve başkalarına az da olsa örnek olmak, ilham olmak bence çok önemli. Hayatımın sonuna kadar bu şekilde yaşayabilirsem kendimi çok başarılı ve tatmin dolu hissederim.
Andy Warhol'un bir sözü var. ‘Gelecekte herkes 15 dakika meşhur olacak’ Sanırım benim 15 dakikam 2008 sonunda yaşandı.
Benim yaşadığım olayları dışarı çıktıktan sonra daha çok idrak ettim ki aslında çok büyük bir olay. Bu kadar kişi öldü. Bu kadar kişi yaralandı. Hindistan için çok sayıda can kaybına sebep oldu. O gün söylediğim sözün halen arkasındayım. Teröre yenilmemek lazım.
Mumbai saldırısının filmi de çekildi

Yasemin Erden'in anlattıkları gerçekten bir film karesi gibi öyle değil mi? Hindistan'ın 11 Eylül'ü olarak tarihe geçen ve bir hafta süren bu kanlı terör saldırısının filmi de çekildi. Fragmanı bile fazlasıyla etkileyici.
Büyük Mumbai terör saldırının yıl dönümünde, sağ kurtulan az sayıda Türk rehinesinden biri olan Yasemin Erden ile konuştum.
Çocuklarımıza sadece ülkemizde değil tüm dünyada terörün olmadığı, aydınlık, barış ve umut dolu yarınlar dileklerimle.
Sevgiyle...

Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar