Türkiye'de Suikast Dolu Bir Yıl: 1993 (Bölüm-2)

Önceki yazımdan devam ediyorum... Bu bölümde sadece Sivas olaylarından biraz bahsetmek istiyorum.


Suikastler ve şaibeli ölümler, toplumsal olaylar, terör saldırıları ile dolu karanlık bir dönem olan 1993 senesi, Türkiye siyasi gündemini uzun süre meşgul ederek hafızalara kazınmıştı. Toplumsal bir travma, bir gelecek kaygısı oluşturulmaya çalışıyordu.


Sivas Madımak Oteli katliamı... Provokasyonla galeyana getirilen halk, cami çıkışından oteldeki ateistleri(!) yakmaya götürülüyordu... Amaç aslında alevi-sünni çatışmasıydı derken Aziz Nesin baş hedef olarak gösterildi. Bu olayda Aziz Nesin hafif yaralı olarak kurtulmuştu.


Yıllarca din eğitimi aldım, resmiyeti olan dini okullardan diploma sahibiyim. Okuduğum kitapların sayısı yüzlerce olmuştur. Hiç bir kitapta değil bir insanın, zararlı bir akrep veya yılanın dahi yakılması haram kılınmışken, böyle bir katliam asla islama mâl edilemez. Kesin hüküm; "Yakmak Allaha mahsustur" olmasına rağmen bu katliamı yaptılar maalesef. Bu eylemi gerçekleştirenler islamı temsil etmiyor, bu eylem kesinlikle haramdır diyebilirim. Bu olayın failleri islami hükümlere göre idam edilmelidir.


İslamda hiç bir insan müslüman olmaya zorlanamaz, inanç dayatılamaz, hor-hakir görülemez, inancından dolayı öldürülemez. Hatta şu kadarını söyleyelim; din devleti osmanlı zamanında gayr-i müslim vatandaşlar için meyhane ve genel evleri vardı. O kadar ki inandıkları gibi yaşayabiliyorlardı. Yani din ve vicdan hürriyeti tam olarak uygulanıyordu o zamanlar. Hatta hristiyan bir mimar ile padişah, mahkeme önüne çıkıp yargılanabiliyordu, padişah dahi olsa müslüman olmayan birine haksızlık yaptığında yargılanabiliyor ve elinin kesilmesine hükmedilebiliyordu.


Düşünün ki gerçek islam budur, böyle bir adaletle hükmeder. Yani islam, tüm halkların canını ve malını anayasal hükümlerle garanti altına alır. Sivas olaylarında bilinenin aksine islam hiç kimseye provokasyon ve linç etmeyi emretmez.


Herkes inancını yaşamakta özgürdür. Allaha veya peygambere inanmama hürriyetini bizzat Allahın kendisi tanımışken, bu insanların toplanıp otel basmaları, insanları yakmaları bir cinayet, ölüm cezasını gerektiren bir günahtır.


İşte bunun gibi toplumsal çatışmaların bir amacı vardı. Bunları yapanlar belli fakat yaptıranlar kimlerdi bilinmiyor maalesef. Benim burada anlatmak istediğim bu olayların islama mâl edilmesinin yanlış olduğudur.


Aslında bütün paragrafları birbirine bağlayan fikirlerimi de yazmak isterdim, gerçekten hepsi birbiri ile uyumlu ve tamamlayıcı olurdu. Fakat bildiğiniz gibi düşünce hürriyeti hapsedilmiş bir vicdanla ancak bu kadar yazabiliriz. Ne demek istediğimi umarım anlamışsınızdır.



Türkiye'de Suikast Dolu Bir Yıl: 1993 (2. Bölüm)


Devam edecek.


Türkiye'de Suikast Dolu Bir Yıl: 1993 (Bölüm-2)
Cevapla