
Günümüzde, medeniyetler çağ atladıkça yok olan bir insani duyguların seyircisi olarak bizler, vicdandan uzak, tahammülsüzlük, doyumsuzluk, memnuniyetsizlik ve en önemlisi bizi insan yapan duygularımızdan uzaklaşarak birer robot haline dönüşüyoruz. Ülkemizde ve dünyada görülen insanlık dramlarına karşı tepkisizlik ve bu şiddetlere karşı hiçbir şekilde eylem haline girmeyerek kayıtsızlıkla savunucusu haline geliyoruz. Görünüz ki bir şiddet olduğunda, onu cep telefon kamerasıyla görüntüye alanları ve müdahale etmediğini bile görmüş bulunduk. İşte, bizlerin burada sorgulanması gereken sual ise insani duygularımızın neden kayıplara ulaştığıdır. Her gün insanlıktan uzaklaşmış yaratıkların çoğaldığını görüyoruz. İşte, bunların temelinde ise sevgi eksikliği ve vicdanın kaybolması etkendir.
Teknoloji ilerledikçe bizler geriliyoruz

Teknolojiler, hayatımızı pratik hale getirmeye çalışılan bir buluşlardır lakin bizde bu faydaları kullanmak yerine daha çok onların duygusuz yapıları örnek alarak birer robot haline dönerek insani duygularımızdan uzaklaşıyoruz. Birbirine tahammülü olmayan çiftler, arkadaşlık ilişkilerinin temelinde yatan çıkar ilişkileri ve hatta aileye karşı bağlılık bile sorgulanır hale gelmiştir. Peki, bunun temelinde yatan sorun, teknolojik gelişmeler midir yoksa kendimizi duygulardan soyutlamak için verilen çabamız mıdır?
Artan boşanmaların altında yatan lüks tüketim

Boşanmalar, evliliklerden fazla bir şekilde artış gösterdi ve yıkılan bir ailenin ortasında kalan masum çocuklar oldu. Anne ve babası ayrı bir şekilde şefkate ve sevgiye aç bireyler olarak karşımıza çıktılar. Bu kişiler, aileden göremediği sevgiyi, dışarıdan birisinden beklediler ve maalesef istedikleri sonucu göremedi çoğu... Aile dramı yaşatan bu çiftlerin temelinde yatan problem ise birbirlerine karşı sevgi ile bakamadıklarından ve amacında yatan lüks tüketim dürtüsüydü. Maalesef, insani duygularımız giderek yok olan bu çağda, kendimizi farklı bir boyuta götürerek robotlaşan bir canlılar haline geliyoruz. Hayvanlar bile yavrularına, eşine ve çevresine karşı sevgiyle yaklaşabiliyorken; biz insanlar doğalarını yok etmekle, kendi insan doğamızı da bozmaktayız. Gerçekler acıdır ama görünen köy de kılavuz istemez.
Cinayet, ahlak bekçiliği ve yozlaşma

Ülkemizde ve dünyada bakıldığında, çocuklara, kadınlara ve hayvanlara karşı yapılan zulümler, tarihler boyunca devam etse de çağımızda toplumda yer edinebildiler ama tam anlamıyla edinebildiler mi? Bakıyorsunuz, giyimleri üzerinden ahlak bekçiliği yapanların çoğaldığı bu dönemde, kendisini bilmezler ne kadar ahlaklı olduğundan birhaberdirler. Bir insanı, yaşam tarzı, inancı, cinsiyeti, ırkı veya giyimi üzerinden eleştirmek, insanlığa karşı yozlaştırılmasının desteğidir. Halen aşamadığımız bir çok konular içerisinde, kadın cinayetleri, tacizleri ve tecavüzleridir. İnsani duygularımızdan yoksun bir şekilde, kadınlara karşı obje muamelesi gösteren erkeklerin, vicdana sahip olduğunun farkında olmadan amacı hizmet doğrultusunda, akıl ve iradenin yoksun olduğu bir bilgisayar sistemine dönüşmüşlerdir. Nefsine göre komut olan bu kişiler, toplumun büyük bir dengesini sarsmakta ve dehşete doğru götürmektedir. Akıl ve irade, nefsine karşı verebilecek en büyük savaştır.
Aldatmaların meşrulaştırılması çabaları sonucunda oluşan sevginin itibarsızlaştırma mücadelesinin topluma yarattığı etkisi

Nerede o eski aşklar diye tutturduğumuz bir ezginin altında yatan kişinin kendisi olduğundan haberi olmayan insanlar, sevgiye karşı büyük bir darbeyi vurmakla meşguldürler. Günümüzde, moda haline gelen kısa süreli ilişkilerinin topluma karşı yarattığı korku ve güvensizliği, gözler önüne sermektedir. Artık insanlar, birbirlerine karşı olan tahammülsüzlüğü, küçük bir tartışma çıktığında gösteriyor ve terk etmeye kadar götürüyorlar. Maalesef eski aşklar dediğiniz zamanları yok eden ise bizleriz. Geçmişteki aşklarda, ne kadar tartışma olsa bile birbirlerine olan sevgi asla sönmezdi. Kavga da etseler, küslükte yaşasalar, birbirlerinden asla vazgeçmeyi düşünmezlerdi çünkü temelinde bulunan sevginin gücünün farkındaydılar. Ama artık, günümüzde, cıvık bir aşk muhabbeti ile dış görünüşüne aldandığı güzelliği aşk ile denkleştirerek sevgili olma çabalarına giriyorlar ve ruhunu tanımadığı birisine karşı kendi kalbini emanet edebiliyordu. Bir insanı tanımak için görsellik yeterli değildir. Onları tanımanın yolu ise ruhuna girerek yolculuk yapmaktan geçer. Eğer ki bir insanı görselliği üzerinden severseniz, günün birinde bu ilişkinin temeli sarsılacaktır çünkü kökü sağlam olmayan bir ağacın yıkılması gibidir.

Acı olan bir nokta ise birbirlerine karşı olan sevginin karşı tarafın istismar etmesiyle başlamasıdır. Biz buna aldatma ama onlara göre aşkta heyecan ve kaçamak diye adlandırırlar. Seni seven bir kadının veya erkeğin varken başka mecralarda hikaye aramak, benliğimize yapılan en büyük darbenin ta kendisidir. Doyumsuzluk ve haz alma çabasının içine girenler, hiçbir zaman mutluluğu tadamayan yalnızları oynamaktadırlar. Gerçek sevgiyi bilmeyen kişileri sevenler ise onu neden sevdiğini ve kalbini ona emanet ettiğini sorgulamak zorundadırlar. Eğer bir kişi aldatılıyorsa, bunun temelindeki hata kendisine ait midir? Acaba onu parası, fiziği veya yaşadığı yaşamın lüks görseli mi etkiledi yoksa ruhuna inerek gerçek benliği mi bunu sorgulamak gerekiyor. Ama nitekim çoğumuz sadece dış öğelerle ilgilenerek içsel detayları kaçırıyoruz. Bir kitabın kapağının güzel olması, yazılanlarının kalitesini belirlemediği gibi bir insanın dış görüntüsü de asla iç dünyasını göstermeyecektir.
Maneviyat yönünden yok olmuş bir canlılar haline büründük

Maddiyata verdiğimiz önemden dolayı iç dünyamızda sönmek bilmeyen bir ateşin ızdırabını çekiyoruz. Maddiyatla satın alabileceğimizi düşündüğümüz kimi mutlulukları, kendi yanılgılarımızla ödüyoruz. Maddiyatın vermiş olduğu o yalan dünyada, maneviyat yönünden mutlu olduğumuzu düşünerek kandırıyoruz. Ne acıdır ki maddiyat, sadece göze hitap eder ama maneviyat ise tüm vücuda hitap eder. Hem ruhuna hem bedenine şifa gibidir. Maneviyatından yoksun olan maddiyat mutlucuları, insanlıktan yoksun olan kişilerin ta kendisidir. Maneviyata önem vermeyen ve mutlu olamayanlar, nasıl bir başkasına karşı sevgisini, merhametini ve duygularını verebilir ki...

Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
Kızlar & Erkekler Ne Diyor?
Cevap
2Cevap
Yeni bir çağa açılıyoruz. Bu açılma süreci sancılı ama emin olun ki atlatılıcak. Yeni çağda görüşmek üzere dostum.
sevgi saygı hoşgörü kalmadı artık
Kendi cinsiyetinde ilk cevabı sen paylaş ve
1 Xper puan fazladan kazan!