Aşağıdaki fotoğraf karesine lütfen çok iyi bakın. Çünkü bu fotoğrafta çok şey göreceksiniz. Hani o ünlü hikayede Nazım Hikmet, dostu ünlü ressam Abidin Dino'ya 'Bana mutluluğun resmini çizebilir misin Abidin?' demiş ya. Resim değil belki ama deklanşöre basınca ortaya çıkan bu kare acının, çaresizliğin ve kimsesizliğin görsel hali adeta.
Bugün KizlarSoruyor'da sizinle paylaşmak istediğim konu can sıkıcı, can yakıcı. Ama konuşmayan değil, tepki göstermeyen değil ve 'bana dokunmayan yılan bin yaşasın' cılardan olmayan büyük bir grubuz. 'Adalet bir gün bize de lazım olur' diyerek size 1 Anne, 1 Baba, 2 Çocuktan bahsetmek istiyorum. Sonuç mu; şimdiden söyleyeyim. 0 Adalet.
1 Anne

Antalya'da meydana gelip geçtiğimiz günlerde medyaya yansıyan ve hepimizin sinirlerini hoplatan olayı hatırlarsınız. Hatırlatmak babında kısaca olay neydi;
Antalya'nın Muratpaşa ilçesinde, tarihler 2017 yılı mayıs ayını gösterdiğinde bir çocuk istismarı olayı bomba gibi düşüyor. Ancak o kadar iğrenç ve o kadar güven sarsıcı ki çok detaylarına girilemeyecek kadar da vahim. O günlerde annemin bahsetmesiyle olayı duymuş ve bizzat takip etmiştim. Medyada F.Y olarak kısaltma verilse de annenin adı Funda. Adaşım olduğu için aklımda kaldı. Funda hanım eşinden ayrılmış, tek başına 10 yaşında kızıyla birlikte hayat mücadelesi veren çalışan, bir yandan da kızını korumaya çalışan bir anne. Kaldıkları apartmanın kapıcısı ve eşi, çocukları var. Kızı ise çocukların arkadaşı. Okuldan geldiği zaman ders çalışmaya kapıcı dairesine iniyor zaman zaman. İşte her şey orada oluyor ve kapıcı kendi yatak odasına çağırdığı ve birlikte uyuyalım teklifiyle, annene söylersen onu öldürürüm tehditleriyle çocuğu istismar ediyor. Buradaki detaylar gerçekten mide bulandırıcı. Bizzat annenin söylemlerinden dinlemiştim.

Belli bir zaman sonra çocuktaki değişikliği, moral bozukluğunu gören anne sıkıştırıyor ve zorluyor. Kızı tüm gerçekleri anlatıyor. Anne çok bilinçli bir anne olarak her tülü şikayette bulunuyor. İstismara dair tüm raporları alıyor ve mahkeme açılıyor. 45 yaşındaki adam diyeceğim ama diyemiyorum. Bu kişi tutuksuz yargılanıyor. Geçtiğimiz günlerde ise sona eren mahkemede hangi akla hizmet ise, sanki kendi çocukları yokmuşçasına bir karar veriliyor. Her türlü rezilliği ortada bir adam 'delil yetersizliği' nedeniyle beraat ediyor. Ve bir annenin üstelik yalnız bir annenin bu karar karşısındaki isyanı, geçirdiği sinir krizi ve gözyaşları karşısında duyarsız kalabilen bir insan düşünemiyorum.
(Son gelişmelere göre karara itiraz edildi ve devrede olan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı sonuna kadar mücadele edeceklerini belirtti. )
1 Baba

Bu olay ise bir başka 'Nasıl yani' diyeceğimiz, ayrı bir vukuat. Fotoğrafta görmüş olduğunuz genç baba muhtemelen kızının üniversite mezuniyetinden bir kare. Yaptığı sadece kızını korumak. Sonuç?
Olay yeri: İstanbul / Beylikdüzü. Özel bir hastanenin çağrı merkezinde çalışan 19 yaşındaki S.Y isimli genç kız bundan 3 ay önce mesai bitimi evine gitmek için minibüse biniyor ve orada olaya konu olan sanık tarafından fiziksel tacize uğruyor ancak korktuğu ve utandığı için kimseye bir şey demiyor. Durakta inince kurtulurum sanıyor ancak sapık peşini bırakmıyor. Eve kendini zor atan genç kız pencereden baktığında peşine takılan sapığın kapısının önünde beklediğini görüp çığlık atıyor. Babasına olayı anlatıyor. İşte olay burada kopuyor. Kapıya çıkan baba Yılmaz Y. sapığı dövüyor. Hatta biraz fazla dövüyor ki ağır yaralı olarak hastaneye götürülüyor ve bir süre sonra ölüyor. Tutuksuz yargılanan baba ise sapığın ölmesiyle tutuklanarak ceza evine gönderiliyor.
Böyle bir olay karşısında aynı davranmayacak bir baba düşünemiyorum. Sen hem kızını taciz et. Yetmedi, peşinden git. Takip et. Evine kadar gel ve utanmadan evinin kapısına dayan. Hangi cüretle? Size soruyorum. Hangi baba aynısını yapmazdı. Burada suçlu olan baba mı? Buna sebep olan sapık mı?
2 Çocuk

Biri 19 yaşında, hayatının en güzel yıllarında babasının kendi yüzünden cezaevinde olmasının pişmanlığını mı yaşasam, uğradığım tacizin öfke ve utancını mı? ikileminde bir genç kız;
10 yaşında, anne ve babası ayrı, çok küçük yaşta çocuklarıyla arkadaş olup evlerinde oyuncaklarıyla oynarken istismar edilen, hayatı boyunca bu travmayla yaşamak zorunda bırakılan küçük bir çocuk.
0 Adalet

Çok eski günlerde bir ülke varmış. Biri ölürse kocaman bir 'çan' çalar ama bu çan da kişinin statüsüne göre çalarmış. Ne demek bu? Eşraftan biri ölürse çan iki defa çalarmış. Bir devlet adamı öldü, üç defa. Kral öldüğünde dört defa. Herkes kimin öldüğünü az çok anlarmış. O gün şehrin mahkemesinde bir dava varmış.

Halk, yargılananın suçsuz olduğunu bilmekte ama yargıya güveninden, sesini çıkarmayıp kararı beklemekteymiş. Karar açıklanmış ve herkesin suçsuz dediği sanık, maalesef mahkum olmuştur. Halk konuşa konuşa işinin başına dönerken, birden 'çan' sesi duyulmuş. Birinci çalışta 'Acaba Kim öldü?', ikinci çalışta 'Eşraftan kim?', üçüncü çalışta 'Devlet adamı?', dördüncü çalışta 'Eyvah, demek kral öldü'. Fakat çan bir kez daha çalar. İşte bunun anlamını hiç kimse bilmez. Çanın bulunduğu tepeye koşar halk, çanı çalan adam oradadır ve açıklar: 'Kraldan daha önemli bir şey var. Bugün adalet öldü.'
Sanırım hepimizin korkusu. Çanın 5 kez çalması.

Sevgiyle..
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer 
En İyi Cevaplar