Herkes kendi anladığı dilden anlatır!

Düşünün ki siz İngilizce konuşmayı bilen bir Türk’sünüz. Ve karşınızdaki insan da Türkçe bilen bir İngiliz. Bir şey anlatacak olsanız hangi yolu seçerdiniz? Onun kolay anlayacağı bir yolu mu, kendi kolay anlatacağınız bir yolu mu? Eğer ilkini seçiyorsanız sizi tebrik ediyor ve başka bencelere uğurluyorum. Çünkü benim işim 2.yolu seçenlerle.
Şu bir gerçek ki onun ana diliyle anlatsanız sizi çok daha kolay anlayacak ama siz kendi anladığınız dilden anlattığınızda daha kapsamlı anlatabileceğinizi, dolayısıyla daha anlaşılır olacağınızı düşünüyorsunuz muhtemelen. Oysa hayır, bu: “Sizin anladığınız dil”dir. Anlatımınızda etkili olmak, karşı taraf üzerinde bir tesir bırakmak istiyorsanız onun algıları üzerine oynamanız gerekir.
İşte kadın ve erkeğin sorunları çözme biçimi bu iki örnekte olduğu gibidir!

Beden erkeğin anadili, konuşup anlaşmaksa 2.dilidir. Kadındaysa tam tersi, yani konuşma dili anadili, bedeniyse 2.dilidir. Kadın fıtratı gereği nahiftir, şiddete eğilimli değildir. (Aksi örnekler olsa da) İşte bu yüzden kadınlar bir sorunu çözecekleri zaman konuşmayı seçerken, erkeklerse bedenleriyle yani kendi dilleriyle cevap verirler.
Beden dilini kullanma biçimleri de farklılık gösterir.

Erkeğin beden dilinden anladığı şey, güç gösterisidir. Asırlarca erkeğin değerini belirleyen şey sahip olduğu fiziksel güç ve otorite olmuştur. Bu yüzden içgüdüsel olarak ilk başta kaba kuvvetini konuştururlar. Bunu karalama maksatlı söylemiyorum, bunun yaratılışınızda olduğunu ve kaynağının östrojen hormonu olduğunu herkes bilmeli.
Kadındaysa bedeni kullanma durumu daha farklı. Erkeğin aksine kadın sözünü dinletmek için güç-kuvvetten ziyade erkeği etkileme yolunu seçer. Bunun için de dişiliğini ve zerafetini kullanır. Çünkü erkeği etkisi altına alan kadın dolaylı yoldan güce de sahip olur ve sözünü geçirir.
İşte bu yüzden Ataerkil sistemi benimsemiş toplumlarda kadın ve erkeğin rolü asırlardır sabittir!

Ataerkil toplumlarda kadın erkeğin beden dili altında ezilen, darp edilen tarafken kadın hep idare eden, yatıştırmakla sorumlu olan tatlı dilli kişidir. Erkek dağıtan, kadın toplamak zorunda olandır. Erkek başka meyvelere uzanan, kadınsa elinde tutmaya çabalayandır.
Çünkü bu insanlar başta verdiğim Türk-İngiliz örneğinin 2.yolunu benimsemiş insanlardır. Çünkü empati yapmak her zaman zordur. İnsan yapı olarak uyum sağlamaya değil, kendine uydurmaya meyillidir.
Oysa her şey tersine dönse ve karşıdakinin anlayacağı dilde konuşsaydık neler olurdu?

Kadın ezilmezdi, ezilmeyen kadın hırçınlaşmaz ve dolayısıyla erkek de şiddete uğramazdı! Şey gibi düşünmeyin, “kadın hakimiyeti” vs. Erkek hata yapınca erkek şiddetten anlıyor diye onu dövün demek değil bu. Ama her şey bir döngüdür. Asırlardır dövülen kadınlar nasıl baş kaldırıp erkeği dövmediyse (şiddete boyun eğmeyip, sesini çıkarıp kocasını sevgilisini bıçaklayanlar/öldürenler var evet, genelden bahsediyorum) siz tatlı dilli olduğunuzda da hiçbir kadın size baş kaldırmayacaktır. Ki zaten baş kaldırmaya gerek kalmıyor çünkü insan gibi anlaşmanın yolunu bulmuş oluyorsunuz.
Erkeğin şiddete uğramayacağının bir diğer dayanağıysa kadın o şiddet dilinden anlamıyor, anlasa da gücü yetmiyor. Sırf siz şiddetten anlıyorsunuz diye kolayca yapabileceği bir şey değil bu. Korkmayın yani. Zaten her kadın annelik içgüdüsüyle doğduğundan yine daha merhametli ve nahif olur, kıyamazlar.
Şiddeti çözmek için toplum olarak 1. yolu benimsemeli ve empati ile yaklaşmalıyız! Sevginin, saygının ve eşitliğin hakim olduğu, tüm canlıların bu dünyada var olduğu için değer gördüğü bir dünya dileğiyle...🙏🏻🤗
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar