Varoluşçu Feminizm Nedir? Kadını Ne Olarak Tanımlar?

Varoluşçu Feminizm; Varoluşçuluk felsefesi üzerinden kadının toplumdaki rolünü sorgulayan,kadın aşkınlığını hedef göstermiş Feminist akımdır


Filozof, yazar; Simone de Beauvoir akımın öncülerindendir.


Kısaca değinelim ; BEAUVOİR kimdir?


Oldukça tutucu Katolik bir aileden gelmişSosyalist bir Fransız gazeteci, yazar, filozof... Varoluşçuluk üstadı Jean-Paul Sartre'nin hayat arkadaşı.


- VAROLUŞÇU FEMİNİZM NEDİR? KADINI NE OLARAK TANIMLAR? -


Feminizm'de Varoluşçuluk neyi sorgular, hedefi nedir?


Tarih boyunca ne kadar farklı yaşam biçimleri çıkmış olursa olsun kadının toplum içindeki yeri ve rolü özünde değişmemiş, kültürsel ve sosyal yaşamdaki gelişmelerle küçük bi' oranda ''ideal kadın modeli'' nden sapabilmiştir.


Fakat bu durağanlık kadın doğasından kaynaklanmaz. Kadın, böyle olmak zorunda olduğu için bu şekilde değildir. Rolü -maalesef ki- toplum tarafından belirlenmiştir.


Varoluşçu Feminizm; kadının toplum tarafından dayatılan bu rolleri aşabileceğini, kadının aşkınlaştıkça varolacağını belirtir. Peki kadın yok mudur ki varolsun?


Bunu şu söz ile açıklayalım; "Ağaç vardır, insan varolur. Varolmak kendini yeniden yaratmaktır."


Öyle ise önceden belirlenmiş kuralları yıkmak hem varoluş hem de kadın aşkınlığıdır.


Simone de Beauvoir ne diyor?


Nötr insan kavramına feminist açıyla bakacak olursak düşünce tarihinde gizil biçimde erkeği kastetmek amacıyla kullanıldığı sonucuna varabiliriz.


Beauvoir, nötr insan kavramına neden eril özellikler kazandırıldığını sorgulamıştır.


Aşkınlığı cinsiyetlendirmemiştir. Bu sebeple kadının aşkınlık modeli erkek değildir. erkek, insanı insan yapan aşkınlığın ayrıcalıklı bir örneğidir sadece.


kadın aşkınlığında aranan öze karşı farklılık değil, kadının farklı şekillerde varolma halleridir. Erkekleşmek değildir.


''Kadın dediğin'' sözüyle başlayan cümleleri bilirsiniz. Kadın dediğin diye bir şey yoktur arkadaşlar. Kalıpları yıkabiliriz.


/yaşanan beden/


Meşhur ''kadın doğulmaz kadın olunur sözüyle dikkat çekmek istediği nokta kadının özü ile degil de toplumsal, kültürel vb. kimlikleriyle var olmasıdır.
dünyaya cinsel organlarımız, duygusal eğilimlerimiz ve daha birçok özellikle geliriz. yeteneklerimizin nasıl kullanılacağına toplumsal ve kültürel şartlar karar veriyor. biçimlendiren bizler değiliz. Yine buna toplum karar veriyor.


Tarih içinde gizliden gizliye nötr insan modeline eril özellikler kazandırıldığını söylemiştik.


Bu sayede toplum içinde erkek konumu ile kadından üstünlük sağlıyor. Toplumsal cinsiyet ile ilişkilendirecek olursak bir cinsin diğerini ezmesi gibi kabul görülmüş ve kadını ikinci plana atıp ikinci cins yapan güçlü bir hiyerarşi var.



Bizlere dayatılan rollere tamamı ile uymak zorunda değiliz, reddedip kendimizi aşarak insanca varolabiliriz :)


Kadın dediğin şöyle olmalı böyle olmalı diyenlere aldanmayın. Kadın 2. cins değildir.


Yeter ki güvenin, yapabiliriz!



MESELA;


Simone de Beauvoir Ve Jean Paul Sartre üniversite yıllarında tanışıp birbirlerine aşık olmuş, ömür boyu birbirlerine aşık olmalarına rağmen hiç evlenmemişler.


Fakat şu an aynı mezarda yatmaktalar.




"evlilik geleneksel olarak kadinlara sunulmus yegane gelecektir.kadınların çoğunluğu ya evlidir, ya da bir zamanlar evlilik yapmış,ya boşanmış ya da duldur, veyahutta evli olmadigi için aci çekiyordur."


bu sözü de her şeyi az çok açıklıyor. Kadınlar dünyaya gelip evlenmek zorunda değildir. Bu bizlerin görevi değil. Ha yaparsak olur, ama yapmasak da oluyor.



Bir diğer sözü ise ;


''kadın doğulmaz kadın olunur''


Kadın zaten cinsiyette kadın olarak doğar. Fakat kimi toplumda kadın olması için ilişkiye girmesi gerekir, kadın şöyle olmalı böyle olmalı denir.


Öyle ise kadın olmak için de toplumun önceden belirlediği kurallar vardır. Dişi kişi kendince varolabilmek için bu kurallara uymak zorunda hissediyorsa -ki hissediyorlar- kadın doğulmaz kadın olunur şeklinde sonuç çıkıyor.


Buna ironik bi' tepki amacıyla söylenmiş güzelinden bir söz.

Varoluşçu Feminizm Nedir? Kadını Ne Olarak Tanımlar?
Cevapla